Abdulhalim Almalı

Tarih: 21.02.2016 18:19

'KOMÜNİZM BİR FELAKETİN ADIDIR.'

Facebook Twitter Linked-in

 'KOMÜNİZM BİR FELAKETİN ADIDIR.'

Komünizm ve türevlerinin toplumsal hayatta tezahürü hakkında Mevdudi'nin İslam'da hükümet kitabına batılı bir düşünürden alıntıladığı şu bölüm oldukça önemlidir: '1832 de intizamlı bir şekilde 'sekülarizm'(dünyevileşme) cereyanları (düşünce akınları başladı. O zaman 'Jakob Holik' tarafından din ile siyasetin birbirinden ayrılması fikri ortaya atıldı. O zaman ki fikir ve siyaset adamları bu hareketin öncülüğünü yapıyorlardı.

Bu fikir hareketi çok geçmeden siyasi sahada da başarılı oldu. Siyasî rejim olarak kabul edilmek imkânını da buldu. Özet olarak bu hareketin gayesi 'din'i ferdî yaşayış sahasıyla sınırlı kılmaktı.

İşin başlangıcında, 'din'  ile kimsenin alâkası olmayacak, kimse de 'din' işine karışmayacaktı.

Tam manasıyla tarafsız kalınacak ve ferdin 'inanç ve din' hürriyeti de korunmuş olacaktı. Fakat bir müddet sonra bu hareket başka bir şekil aldı.

Bu defa 'din'e karşı cephe almak, zorla 'maddecilik' tarafına yöneltmek, bir nevi 'komünistlik ve sosyalistlik' yolunu tutmak, ortaya çıktı.

İlk bakışta, bunu kavramak ve tam olarak anlamak mümkün değildir. Bir kısım inançsızlıklar insanın karşısına çıkmakta ve onun fikir ve düşüncesini dağınık bir hale sokmaktadır. Çeşitli fikirler türlü türlü düşünceler, insanın kafasına girip, bir sürü '... İzm' ler doğurmaktadır.

'Komünizm' 'sosyalizm' 'kapitalizm' ve bunların benzer leri, insanın fikrinde kökleşip, yaşama sahası bulmaktadırlar. Neticede bu durum insanı her bakımdan, maddeciliğe sürüklüyor.

Komünizm ve sosyalizm' hakkında tenkitlerde bulunan meşhur eleştirmen R.N. Crew - Hunt şöyle yazıyor: 'Komünizm, sefalet, perişanlık, sıkıntı içinde olmak ve içtimai sosyal düzenin bozulmasının neticesi değildir. Zira bu rejimi tatbik eden ülkelerde, halk sınıfları içinde, iyi ve bol keseden para kazanan,   maaş alan işçilere, müreffeh bir seviyede yaşayanlara da pek çok rastlanmaktadır.

Komünizmin meydana çıkışını, halkın eskiden gözünün kapalı oluşuna, şimdi gözünün açıldığına, sermaye sahiplerinin, yani, kapitalistlerin istismar düzenine karşı koymak yolunu tutmuş olduklarına, onların kötülüklerini, istismarlarını ve adaletsizliklerini anladıklarından, mevcut nizamı düzeni ortadan kaldırıp eşitlik nizamını tesis etmek yoluna gidilmek için olmamıştır.

Son denemelerden elde edilen neticeye göre, hakikatte, komünizm bir kısım teori ve nizamların toplamının ismidir ki; bizim yaşayışımızda, varlıklarına ihtiyaç olan nazariye ve nizamların yerine geçici olarak oturmuştur.

Bu nizam ve nazariyeleri bundan önce din temin ediyordu. Bu boşluğu din dolduruyordu.

Din ortadan kalkıp, onun yerine gayrı-dinî nizam ve dinsizlik girince, bu boşluk kendisini hissettirdi.

O zaman bu boşluğu telâfi etmek için çareler arandı, neticede de 'komünizm' çaresi bulundu. 'Komünizm' dinsizliğin neticesidir. 

Bu nizam da, iş ve düşünce karşısına çıkacak olursa, o zaman, yaşayışta âlemşümul (evrensel) başka bir hayat nizamı ortaya çıkmış olur ki, bu yeni çıkmış olan nizam, diğer yöntemlerin öncülüğü vazifesini görmek ister' diyor [Crew,  Hunt Teory and practice of Commu- nism -London 1951.]'

Tarihin çöplüğünde yerini almış olan komünizm ve türevlerinin özellikle son dönemlerde ortadoğu halkları üzerinde sömürgeci amellerini gerçekleştirmek için piyasaya sosyal aktivasyon olarak sürülmeye çalışılması özellikle Müslüman Kürt halkı için felaketin işaretidir.

İnsanın yaratılışına birçok alanda ters düşen bu sistem 'sosyo-komünizm' Müslümanların toplumsal değişim özellikle bölgedeki gelişmelere gerekli hassasiyeti göstermemesi nedeniyle örgütün halkın içinden kendi tarafına bağlanmış bulunmayanları din(İslam) uzaklaştırarak özellikle gençler üzerinde fikir kirliliği, manevi çöküntü ortamını geliştirerek hedefine ulaşmaya çalışıyor.

Bu 'sosyo -komünizm,' bütün ahlâkî tesirleri de yok edip ortadan kaldırır. Sözde özgürlükler adına iyilikle kötülüğü birbirinden ayırt etme hususlarına riayet etme yerine, alçakça yararlanma yolunu bulmak, zamana uymak, gününü gün etmeyi düşünmek gibi şeyleri, ferdî ve toplumsal ahlâkın temel kaidesi kılar.

Dolayısıyla bunların da neticesinde toplumsal yapı her taraftan çöküntüye uğrar. Bu durumdan dolayı toplumda huzur, emniyet ve güven tamamen ortadan silinip gider. Mal-can-nesil emniyeti ortadan kalkar, insanlar bağlı bulundukları sistemin kulu kölesi konumuna düşerler. Yaşantılarında aile mefhumu gibi bir müesseseye yer olmaz, en ilkel toplumların yaşadıkları yaşantının bile gerisine düşerler..

Sonuç olarak, Müslüman bir topluma dayatılmak istenen 'Komünizm bir felaketin adıdır.' İnsanlığın iflasını getirir fıtrata terstir, fıtrata ters olunca insanda ne haya kalır, ne utanma nede acıma hisleri. Adeta hayvani güdülerle yaşama zorunda olduğu için sessiz ve sakin bir şekilde itaat ederek yaşamaya çalışır.

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —