Abdulhalim Almalı

Tarih: 09.09.2014 13:22

UCUBE YARIŞI.

Facebook Twitter Linked-in

 UCUBE YARIŞI.

Hani bir atasözü vardır “aynasıdır işi kişinin, lafa bakılmaz” diye. İşte tamda bunun açık bariz bir şekilde işlendiğine tanık olmaktadır Van halkı.

Beş yol mevkiinde yer altı çarşısının üstünde yapılan cam kavanozlar ve ardından biriketle ne olduğu belli olmayan ancak lafı güzafla izah edilmeye çalışılan ancak bunda da başarılı olunmayan bir yapı.

Bütün bunlar o meydanda bulunan siluetin bozulmasından başka bir anlam ifade etmediği ortadadır.

Ben biraz daha eskilere gideyim bundan 3 veya 4 yıl öncesine dünyada eşine rastlanılmayacak bir park,

Bu parkın yapımına işlevine geçmeden önce niçin yapıldığına baktığımızda yapılmasının tek nedeni vardı o alan kimi yardım kuruluşlarınca yardım stantları için kullanılırdı. Buna engel olmak.

Herhalde engelleyerek tepki çekmek istemezlerdi en iyisi park yapmak…

Peki, nasıl bir park beton zeminli, araba gürültülü, eksoz gazı kokulu.

Var mı sizce dünya da bir tek örneği?..

Bu yapılırken ardının gelmemesi mümkün mü ondan sonra ne oldu güya yer altı çarşısının girişleri bir başka ucubeyle yapılmaya başlanıldı. Haliyle ucubeler devam ederek işin en acı yanı nedir biliyor musunuz?

Bütün bu işleri yapan kurumun başında bir çevrecinin olması..

DİNLER ARASI BARIŞ YEMEĞİ.

Fiziki ucubelerin yapıldığı bir yerde manevi ucubesizlik olur mu, ayıp olmaz mı?

Anlı şanlı AK Partili belediye başkanı bu yıl beşincisi yapılan ak damar ayinlerine bir yenisini ekledi “dinler arası barış yemeği”.

Sanırım bu ucubelikten kendileri de son derece muzdarip olacaklardır önümüzdeki süreçte tıpkı dinler arası diyalogunda olduğu gibi.

Siz kendinizi ne sanıyorsunuz, Allahın adına karar verme, Allahın dinini, batıl dinlerle sentezleştirme bir başka anlamda harmanlaştırma yarışına girmeye çalışıyorsunuz.

İnanç turizmi adı altında İslam düşmanı Müslüman düşmanı daha da önemlisi insanlık düşmanı olan batıl dinlerle İslamı aynı kefeye koyup kendinizce iş yaptığınızı zannediyorsunuz.

İyi niyet kavramı ile yakın ilişkisi olan diyalog, toplumsal barış ve uzlaşma açı­sından hiç şüphesiz büyük Önem taşır ancak bunlar karşılıklı tahammül, karşılıklı kabul ve anlayışlarla sağlanır.

Diyalogun sağlıklı bir şekilde kullanılabilmesi için, ileri sürülen iddianın kaynağının, bu iddiaya sahip kişinin amacının ve kaynak­la amaç arasındaki mantıksal sürecin akli delilleri olması gerekmektedir.

Yanlış düşüncenin, tamamen ön yargılarla dolu bir düşüncenin, Müslümanlara her fırsatta kin ve nefretlerini kusan bir düşüncenin hoş görü anlayışı ne kadar gerçekçi olabilir?

Bazı düşünceler düşmanca duygular besledikleri inançlara ve değerlere karşı her türlü adaletsizliği, ahlaksızlığı kolaylıkla yaparlar.

Sırf üç beş kuruş para için İslam düşmanı olanlarla diyalog arayışı içinde olanlar kendilerini İslam’a, kur-an’a ve sünnete göre mi düzenleyecek, insanlara ve diğer inanç guruplarına karşı bakışlarını bu doğrultuda mı düzenleyecekler?

Yoksa!..

Diyalog adına bunlardan ödünler vererek manevi ucubeler oluşturarak kendilerine dünyalık mı elde edecekler?

Amaçları dünyalık elde etmekse İslam ve onun değerlerinde harcamayı bıraksınlar onlar için Allah’ın dininden taviz vermek, Allah’ın dinini “dinler arası barış yemekleri” adı altında yeniden şekillendirmek gibi bir hakları yoktur.

Yapılması gereken nedir diye soranlara, burada eskiden kalma bir Hıristiyan kilisesi var mıdır vardır.

Bu dinin müntesipleri burada ibadet edebilirler mi edebilirler, ancak onlara şirin görünmek adına Allahın dininden harcamak var mıdır işte bu yoktur.

İtiraz bunadır Allah adına Allahın dininden harcama yapmak!..

VANLILARDAN, KİM ÖZÜR DİLEYECEK?..

Önceki yıllarda “Ermenilerden özür diliyorum” adlı bir kampanya başlatılmıştı, barış ve diyalog adı altında.

Kendisi olmayan/olamayan, kendilerinden ve geçmişlerinden utanan bir takım akademisyen, yazar ve aydının başlatmış oldukları “Ermenilerden özür diliyorum” adlı kampanyaya lehte ve aleyhte tepki koyanlar oldu.

Sırf popülaritelerini artırmak için içinde yaşadıkları toplumun geçmişinde derin yaralar oluşturan,

Yıllarca birlikte yaşadıkları insanları bir takım terör “Rus yanlısı” örgütlerinin oyununa gelerek katletmeleriyle sonuçlanan olaylar ve ardından bırakılan yıkılmış şehirler,

Katledilmiş insanlar, Parçalanmış aileler bütün bu gerçekleri yaşayan bir topluma içinden çıkmış olan insanlar tarafından kendi toplumlarına yapılanları adeta meşrulaştırmak adına özür dilemek için kampanyalar başlatan bu insanlara sormak lazım.

Ermenilerin Ruslarla yaptıkları işbirliği sonucunda yerlerinden göç etmek zorunda bırakılan Vanlılar daha seferberliğin başlangıcında, Van halkına karşı saldırıya geçen Ermeni çeteleri, büyük katliamlara girişmiş,

Van merkez ve köylerine baskınlar düzenlemek suretiyle sivil halka büyük zararlar vermişlerdir. Örneğin Van'ın Zeve Köyü'nün bütün halkı, kadın, çocuk ve yaşlı demeden, Ermeniler tarafından öldürülmüştür.

Peki, “Vanlılardan kim özür dileyecek”

Halkının değerlerine hakaret ederek, geçmişini karalayarak, küçük düşürmeye çalışarak aydınlaşan, aldıkları unvanla lortlaşan daha sonra dönerek halkını küçük görmeye çalışan kimi aydınların kendi toplumlarına ve tarihlerine ne kadar yabancı olduklarını göstermek için bir takım ucubeci anlayışlara yönelmek kimseye fayda sağlamaz.

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —