A. Baki KARACA

Tarih: 12.08.2013 12:21

BU KENTİN “KADERİNİN” NERESİNDEYİZ?

Facebook Twitter Linked-in

BU KENTİN “KADERİNİN” NERESİNDEYİZ?
Her kentin tarihinde ya da başka bir tabirle kaderinde derin izler yaşanmıştır
Van’ a yüksek bir tepeden baktığınızda size uzun geçmişinden derin izler barındırdığını haykıracaktır. O haykırışları size pekte günlük yaşamda alışık olmadığınız farklı duygular yaşatacaktır. Tarihine uzanacaksınız, uzanabildiğiniz kadar, bize rağmen “Güzel” şehrimizin. Geçmişine dokunmaya çalışın hissedebildiğiniz kadar, göreceksiniz eliniz çok ama çok uzaklara gidecek. Dokunuşlarınız tarihe, yaşanmışlıklara, doğaya, kültüre, medeniyetlere, farklılıklara değecek.
Şimdi gelelim başlığımıza yani kaderdeki yerimize!
Van’ın tarihine baktığınızda kayıtlara geçen ilk deprem Osmanlı döneminde 1581 de yaşanmış. Ancak fazla kayba neden olmadığı anlaşılan bu depremin ardından 7 Nisan 1646 yılında yaşanan deprem, kenti tabiri caiz ise virane bir hale getirmiş. Öyle ki kiliseler, camiler yıkılmış, evler yerle bir olmuş, şehrin bazı su kuyuları kurumuş ve insanlar ölüleri at arabaları ile şehrin dışına taşıyıp toplu halde gömmek zorunda kalmışlardır. Bu ölü sayısının ve yaşanan tahribatın ne kadar fazla olduğunu göstermektedir. Sonraki yıllarda yıkıcı depremler belli periyotlar halinde devam etmiş, çok sayıda can ve mal kaybına sebep olmuştur. Kaderimiz deki son büyük depremleri de 23 Ekim ve 9 Kasım 2011’de yaşadık 700’ e yakın vatandaşımız hayatını kaybetti. Binlerce konut oturulamaz hale geldi, yüzlerce iş yeri kapanmak zorunda kaldı. Sayıları yüz binleri bulan vatandaşımız geçici süreyle de olsa kenti terk etmek zorunda kaldı. Kentte yaşam durma noktasına geldi.
Buraya kadar yaşananlara her şey Takdir-i İlahi diyebiliriz.
Peki ya bizim takdirimizde olanlara ne demeli? Biz bu kentin sakinleri olarak kente ne kattık? Bu sorunun cevabı ne yazık ki yukarıda ki deprem felaketlerinin sonucu kadar yıkıcı.
Şimdi sizlerle izin verirseniz biraz vicdan yapalım.
- Deprem sonrası topyekûn bir birliktelik sağlayarak kenti yeniden ayağa kaldırmanın hesabına girdik mi?
- Tüm siyasi partiler bir araya gelip tek dertleri Van’ın yeniden ayağa kaldırılması oldu mu?
- Tüm STK lar tek yürek olup kentin sorunlarını siyasilere yaranmadan bütün gerçekliği ile dile getirdiler mi?
- Yerel yönetimlerimiz bir arada koordineli çalıştılar mı?
- Milletvekillerimizin tamamı bir araya geldiler mi?
- İlimizin tüm Milletvekillerini, Valisini, Belediye Başkanını, STK larını, Kamu kurumlarını, İş adamlarımızı bir araya gelip toplu halde kent sorunlarını tartışıp, çözüm önerileri geliştirmeyi kendilerine dert ettiler mi?
- Bizler bu kentin sakinleri olarak hesap sorduk mu? Daha modern daha yaşanabilir bir kent için haykırdık mı? Birilerinin rahatlarını bozduk mu?
- Deprem de, elimiz de geçmişte yaşanmış örnekler bulunmasına rağmen vergi borçlarımızı, SGK borçlarımızı ertelemeyin Almayın! Dedik mi?
- Verilen KOSGEB kredilerinin gerçekten ihtiyaç sahiplerine gitmediğini bildiğimiz halde sesimizi çıkardık mı?
- Bu işten birinci derecede sorumlu olan STK başkanlarımız basına boy boy resimler verip bizlere yalan beyanlarda bulunarak borçlarınız ertelendi dediklerinde birimiz çıkıp buna karşı durduk mu? Dava ettik mi bizi aldattıkları için.
- Siyasilerimiz bu aldatmalara karşı seslerini çıkardılar mı? İnanmayın yok böyle bir erteleme dediler mi?
- Bana bir şey olmasın, ilişkilerim zedelenmesin diyen STK başkanları, Kurum amirlerine ses çıkaran oldu mu?
- Vekillerimiz Merkezi hükümette tüm çıplaklığı ile kentin resmini sundular mı?
- Gelen paraların hovardaca harcanmasına kimse ses çıkardı mı?
- Bu kent bilmem kaç milyar TL harcanmış bir kent görüntüsünde değil diyenimiz oldu mu?
- …
Bu vicdan listesi yazabildiğiniz kadar uzar gider.
Gelişmiş ya da hızla gelişmekte olan kentlerimizin nasıl başardıklarına bakın hepsinin ortak bir tek tane yönü vardır. Söz konusu kentlerinin menfaati ve kalkınması olunca bütün tartışmalar, kavgalar rafa kaldırılmıştır. Bakın Bursa’ ya Denizli’ye, Kayseri’ ye Gaziantep’e K.Maraş’a aynı formülü göreceksiniz. Formül şu; “Bir arada olmak, birlikte hareket etmek”. Sonuçları; modern, yaşanabilir ve kalkınmış kentler.
Bizler birbirimizin kuyusunu kazmaktan, çekememezlik etmekten, kişisel çıkarlarımızı korumaktan, nitelikli insan kaynağımızı yok edip kullanamamaktan bu hale geldik. Bakın sizlere güncel sayılabilecek bir örnek vereyim.
Deprem de KOSGEB kredileri ertelendi diyen Oda Başkanına “Tebrikler Başkan, Büyük başkan” demek için sıraya girdik. Haberin yalan olduğu ortaya çıkınca sırada kimseyi göremedik.
Hükümete en azından deprem döneminde vergi almayın diyemeyen yöneticilerimize ses çıkarmazken, vergiler v SGK borçları ertelendi diye aynı yöneticilere teşekkür ettik. Şimdi biriken o borçlarımızı ödeyemiyoruz.
Yatırım için gelen paraların birkaç müteahhide peşkeş çekilmesine, kentin asli sorunlarına aktarılmamasına ses çıkaran bir tek tane STK veya kurum var mı?
TOBB genel kurulun da yönetim kuruluna aday olan Ticaret ve Sanayi Odası’na destek veren siyasilerimizin desteğini ben duymadım, ama köstek olanları duydum. Diyarbakır’ın Yönetime girmek için nasıl bir lobi faaliyeti yürüttüğünü AKP lisinin BDP lisinin STK ların nasılda bir araya geldiklerini ve nasıl başardıklarını duydum ama.
Van Ticaret ve Sanayi Oda sının TOBB Yönetiminde olmamasının kente bir katkısı var mı?
Peki, olmasının yaratacağı katma değerini, önemini anlayan ve buna gerçek anlamda destek verenlerin sayısı ne kadar? Bu örneği vermemin sebebi bir birimize ne kadar sahip çıktığımızı ve kentin menfaatlerini kişisel çıkarlarımızın nasılda ötesine attığımızı göstermek için verdim.
 
 Bu kentin imar planı tarumar edilirken buna ses çıkarmayan idarecilerimize bizde ses çıkarmadık, Vekillerimiz buna müdahale etmediler bu bizim sorunumuz demediler, Belediyemiz yaptığı çalışmaları ve imar planının tarumar edilmemesine izin vermeyeceğini bizlere anlatma gereği duymadı, Bakanlık ta Ankara da yapılan müdahalelere karşı bize bir şey anlatmadı, anlatma gereği duymadı. Biz de sesimizi çıkarmadık.
Milyonlarca lira harcanarak yapılan yatırımların verimli olup olmadığını tartışmayı kendimize görev sayma gereği duymadık,
Hava alanımızın ismini yıllar süren mücadelemizden! Sonra hava limanı yaptık. Peki, kaç tane yurt dışına uçuş yaptık bu da bizim sorunumuz olmadı.
Hastahanelerimizin tamamı yenilendi, ancak doktor, makine teçhizat ve verilen hizmetler konusunda yaşanan çekişmeler, niteliksiz idarecilerin iş başına getirilmeleri bizi hiç ilgilendirmedi.
Bu liste de böyle devam eder gider. Sorunlar anlatmakla bitmez.
Tek çözümü var bu işin “herkesin, her kesim bir araya gelecek ve Van’ ı kendisine dert edecek.”
Bütün bunlar, kentin kaderindeki yerimiz ve bizim yarattığımız tahribatlardır.
Son sözümüz şu olsun.
“Arabayla dümdüz giderken karşınıza bina çıkmıyorsa  şehrimiz gelişmiş demektir.”
 
 
 
 

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —