A. Baki KARACA

Tarih: 14.01.2013 17:02

BU DEFA UMUTLANMALI MIYIZ?

Facebook Twitter Linked-in

 
BU DEFA UMUTLANMALI MIYIZ?
 
Bu günlerde bütün Türkiye halkını heyecanlandıran bir gelişme oldu. Ülkenin son otuz küsur yılını ipotek altına almış çatışmalı dönemin sona erdirilmesi için, hükümet yeni bir süreç başlattı.
 
Başbakan, barış ortamının tesis edilmesi için İmralı ile görüşmeler yapıldığını ve yakında etkili sonuçların yaşanabileceğini açıkladı. 75 milyonu ilgilendiren, ülkenin en büyük sorunu olan Kürt Sorunu’nda bu güne kadar gündemde tutulan yöntemlerin görece uygulanmasından vazgeçerek çözüme dair yeni bir süreci işaret etti… Bu, şu demektir: Yarın herhangi bir itham ya da eleştiri olduğunda, örgütle görüşüldüğü hususunu halının altına süpürme ihtimalinin bizzat en yetkili ağız tarafından ortadan kaldırıldığı demek. Devlet kibrinin söylem düzeyinde devam etmekle birlikte önemli ölçüde kırıldığının, fiili olarak muhataplık ve müzakere düzeyinde epeyce mesafe kat edildiğinin ilanı demek. Ayrıca, dolaysız ve aracısız bir görüşme takviminin alenen yürürlüğe girdiğini hem itiraf hem de deklere etmek demek.
 
Peki, ‘bu durum umutlu olmak için yeterli midir?’, ‘gerçekten kan duracak mı bu defa?’ gibi sorular karşısında bir netlik var mı? Bu konuda çok iyimser olmamak lazım. Çünkü Kürt Sorunu konusunda her ne kadar devrim denecek derecede önemli girişim ve çalışıma bu iktidar tarafından gerçekleştirilmişse de, bir o kadar da şaibe ve şüphe de barındıran bir politik tavra sahip bir yönetim anlayışından uzak değiller. Roboski Utancı hala lanetli bir hale gibi bu hükümetin başında duruyor. Onbinlerce Kürt siyasetçi hala zindanlarda. Dokunulmazlık kozu sümen altından çıkarılıp Demokles’in Kılıcı gibi meşru BDP milletvekillerinin başında sallanmakta. Bu üç hadise dahi Habur Olayı’ndan yani Oslo Süreci’den sonra bu iktidar tarafından gerçekleştirildi. Hem iktidar aynı zamanda kamuoyu algısı ile oynamakta son derce mahir olduğunu her geçen gün daha güçlü hamlelerle göstermekte. Yarın görüşmeler sekteye uğradığında -bu ihtimal sürekli bir canlılık arzediyor- aynı iktidarın yukarıdaki siyasi katliamları aratmayacak uygulamalara imza atmayacağını kimse garanti edemez. Edemeyeceğinin en büyük delili yine iktidarın bu konudaki politik ahlakıdır.
 
Ne var ki bütün bu kötümser tabloya rağmen, bu kaya bayır aşağı bir aşamaya gelmiştir ve engellenemez bir çözüm süreci kendini dayatmaktadır. Hem kısa vadede çözümlenemeyecek yapısı dolayısıyla bu yüzyıllık sorunun zamana yayılması, yakın gelecekte bir seçim süreci dolayısıyla da iktidarın gökte arayıp yerde bulamayacağı bir fırsatı altın kafeste sunmaktadır. Dünya konjontürü ve uluslar arası denklemler de cabası, ondan bahsetmiyoruz bile. Paris Suikasti ve senaryoların uluslararası ilişkileri gündeme sokması da bu noktada barışın elini güçlendiren yeni alanlar olarak görülebilir. İktidarın, meseleyi insan hakları ve siyasi çözümün dışında askeri ve statükocu bir zihinle algılama ve böyle bir algı oluşturma çabasının anlamsız ve sonuçsuz olduğunu görebilmesi için önemli bir eşik gibi durmaktadır bu süreç.
 
Bütün olumsuzluklara rağmen bu süreç desteklenmeli ve bu konuda güçlü bir kamuoyu baskısı ve takibi devreye girmelidir. Yarın çok daha can sıkıcı ve üzücü provokasyonlar olacak, her şey bitti havasını oluşturacak sabotajlar yaşanacaktır. Çünkü otuz yıllık savaş üzerine bir yaşam geliştirmiş güçler var ve bunlar her türlü zulmü, ahlaksızlığı, cinayet ve kötülüğü yapabilecek ölçüsüzlükte yapılanmalardır. Barış, sabır ve kararlılık olmadan elde edilecek ucuz bir yaşam değildir. Her türlü olumsuzluğa hazır olmak ve oluşan barış iradesine sahip çıkmak en insani duruştur.
 
Önceki tecrübelerden az da olsa belli ki iktidardan, muhalefetten konunun tarafı olan kesimlerden temkinli açıklamalar yapılmaya başlandı. Dün Van’da belki de ilk kez 84 sivil toplum örgütünün altına imza koyduğu bir açıklama yapıldı. Başlatılan bu sürecin sağduyu ile desteklendiği açıklandı. Açıklamanın yapıldığı salonda divanda oturan iki temsilci özellikle dikkat çekiciydi. Bunlardan biri Şehit Aileleri Derneği Başkanı, diğeri ise Barış Anneleri adına katılan temsilci bir ‘anne’ydi.
 
Açıklamayı tabipler odası başkanı Çetin Kotan okudu. Sonra en anlamlı mesajları vermek üzere söz Şehit Aileleri Derneği Başkanı’na verildi. Ardından Barış Anneleri temsilcisi, duygularını Kürtçe konuşarak ifade etti… Çekilen acılar farklı dillerde ifade edilse de, renkleri ve etkisi aynıydı. Gencecik evlatlarını toprağa vermiş insanların ortak kaderi, acısı ve hüznü aynı salonda yan yana duruyordu. Sarmaşıklar gibi birbirine tutunarak dev leşmiş bir acı sütunu gibi salonun orta yerinde duran bir manzara vardı. Biri askerde, diğeri dağda hayatını kaybeden bedenlerden yükselen yakıcı ateşin dağladığı gözü yaşlı, gönlü matemli ve kavruk insanların ‘yeter artık’ isyanıydı bu. Aynı mezarlıklarda gömülen cenazeleriyle, aynı yürek yangını ve ağıtların yakıldığı hanelerde beddualarla ömür tüketenlerin acısını, bu toprakların genç çocuklarının yitip gitmesine sebep olan savaş tüccarlarına duyurmaya çalışan insani ve tercümeye ihtiyaç duymayacak yetkinlikte bir çağrıydı söyledikleri. Diğer katılımcılar sustular. Kimse konuşamadı, boğazlar düğümlendi. Ve o anda şöyle bir şey aklıma geldi. Üç, beş, iki, ya da bir çocuğunu kaybeden anneler barış istiyor, silahlar sussun diye feryad ediyor, ama hiçbir bedel ödemeyen, hiçbir yakınını hatta tanıdığını bile kaybetmeyenler savaş çığırtkanlığı yapıyor, barış olmasın diye her türlü ayak oyunlarını yapmaktan geri durmuyorlar. Peki, bu da düşündürücü değil mi? Bu gelişmeler karşısında heyecanlanmamak duygulanmamak, insanlığını yitirmiş vahşilerden başkasının kârı olmaz herhalde. Kazananın olmadığı, kaybedenin çok olduğu bu kirli savaştan kurtulmanın umudu beni de çok insan gibi sardı.
 
Hepimizin unuttuğu bir şeyi hatırlamıştık. 30 yıldan bu yana insani duygularını kaybeden koca bir yığın olmuştuk hepimiz. Hangi tarafın destekçisi olursak olalım, yitirilen her cana karşılık, hissiyatımızın kaybolduğunun resmi kalmıştı ortada. Ama dün, unuttuğumuz şeyi hatırladık, acılar ortaktı. Taraflar yan yana oturup acılarını salonda insanların yüzüne haykırınca nefesler kesildi, yüzler kızardı ve ardından birçok katılımcının göz pınarlarından yaşlar süzülmeye başladı. Asıl mesele buydu. Van’da ilk kez belki de bu kadar içten, birlikte, ortak bir buluşma ile sürecin desteklenerek sorunun çözümüne ulaştırılması dillendirilmiş oldu.
 
Yine de bunun etki atmosferinden nasiplenmek işlerine gelmeyecek kimselerin farklı hesaplarla orada bulunmayışları gözden kaçmadı. Mangalda kül bırakmayan korkaklar, dün o salonda yoktu. Salonda olmayanların o kısa, ama herkesi ilk kez bir arada tutan açıklamanın altında imzaları da yoktu. İyi ki de o korkaklar orda değildi. İyi ki de imzaları yoktu. Olsalardı belki de yazık olacaktı. Eğer konu barış değil de ihale olsaydı, imza sayısı da artacaktı. AK Partili devletçi, vatancı, her türlü kılığa girecek çok insan olacaktı. Bekle-gör politikası oynayacak ucuz kahramanlar çoğalacaktı. Belki yine aynı yöntemle zamanla yine de çoğalacak.
 
Bana göre başbakan böyle bir girişimi yaptığı günden bugüne, yüzbinler cumhuriyet caddesinde yürüyerek destek vermeli, coşkulu bir hava içinde bu kararlılık toplumsal mutabakatla pekiştirilmelidir. Bu oluşuma katkı sunan herkesi kutluyorum. Ancak bu tür organizasyon ve yapılanmalarda şovmenlik yaparak, kendine yontarak ortamın ruhunu ve elektriğini bir ranta dönüştürme hevesinde olanlara fırsat vermeyelim, meydanı ve işin ciddiyetini bunların süfli arzularına kurban edecek boşluklar bırakmayalım.
 
Ülkenin en acı sorununun çözümü için ya fikir adamı ya da ciddi bir kitlesi olan insanlar bir araya getirilerek destek zemini pekiştirilmeli. Kentin önemli fikir adamları ve organizatörleri bu ayrıntıyı umarım bundan sonra dikkate alarak hareket eder.
 
Çok kıymetli güvenilir insanları gördüm toplantıda. Bu toplantıda bulunan insanları kirlilikten arınan, sadece ve sadece kanın durmasını isteyen kimseler olarak gördüğümü de belirtmek isterim.
 
İmzası olan derneklerin isimlerini kamuoyuna sunuyorum.
 
  1. Altı Nokta Körler Derneği Van Şubesi
  2. Azadi İnisiyatifi Van Temsilciliği
  3. Barış Anaları İnisiyatifi
  4. Bayındır-Memur-Sen
  5. Bedensel Engelliler Derneği
  6. Belediye-İş Sendikası
  7. Bem-Bir-Sen
  8. BES Van Şubesi
  9. Birlik-Haber-Sen
  10. Birleşik Taşımacılık Sendikası
  11. Büro-Memur-Sen
  12. Çağdaş Hukukçular Derneği Van Şubesi
  13. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Van Şubesi
  14. Çev-der
  15. Çevre Mühendisleri Odası
  16. Dep-der
  17. Devrimci Demokrat Kürt Derneği (DDKD)
  18. DİSK- Genel İş Sendikası
  19. Diyanet-Sen
  20. Eğitim-Bir-Sen
  21. Eğitim-Sen Van Şubesi
  22. Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Derneği
  23. Enerji-Bir-Sen
  24. Erdem-der
  25. Enerji Sanayi Maden Sendikası
  26. ESOB (Van Esnaf Sanatkârları Odaları Birliği)
  27. Gıda Mühendisleri Odası
  28. Göç-Der
  29. Gökkuşağı Derneği
  30. Güvenlik İş Sendikası
  31. Haber Sen
  32. Harita Mühendisleri Odası
  33. İHD
  34. İnsan-Der
  35. İnşaat Mühendisleri Odası
  36. Jeoloji Mühendisleri Odası
  37. Kimya Mühendisleri Odası
  38. Kurdi-der
  39. Kültür Sanat Sen
  40. Kültür-Memur-Sen
  41. Maden Mühendisleri Derneği
  42. Makine Mühendisleri Odası
  43. Mamoste-Der
  44. Mavigöl Kadın Derneği
  45. Mazlumder
  46. Memur-Sen
  47. Mimarlar Odası
  48. Mina-Der
  49. MÜSİAD Van Şubesi
  50. Nubahar-Der
  51. ÖVDER
  52. Özgür-Der
  53. Sağlık-Sen
  54. SES Van Şubesi
  55. Şehir Plancıları Odası
  56. Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma Derneği
  57. Spor Klubü Derneği
  58. Tarım-Orkam-Sen
  59. Toç-Bir-Sen
  60. Tuyad-Der
  61. Tümbel-Sen
  62. TÜMSİAD
  63. Türkiye İnsan Hakları Vakfı
  64. Ulaştırma-Memur-Sen
  65. Umutışığı Derneği
  66. VAKAD (Van Kadın Derneği)
  67. VAKASUM
  68. Van Arıcılar Birliği
  69. Van Barosu
  70. Van Fotoğrafçılar Grubu
  71. Van- Hakkari Tabipler Odası
  72. Van KAMER
  73. Van Kent Konseyi
  74. Van Kent Konseyi Engelli Meclisi
  75. Van Kent Konseyi Gençlik Meclisi
  76. Van Kent Konseyi Kadın Meclisi
  77. Van Orsan
  78. VANGİAD
  79. VATBO (Van Ticaret Borsası)
  80. Viyan-Der
  81. YAKA-KOOP
  82. Yapı-Yol-Sen
  83. YÖDER
  84. Ziraat Mühendisleri Odası
 
 

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —