banner279

Ehli Kur'an'ın dibe vuran dernek ile vakıfları son demlerini yaşıyor

Mehmet Koç

Ehli Kur'an'ın dibe vuran dernek ile vakıfları son demlerini yaşıyor

Laik/despot sisteme karşı mücadele geliştiren müslümanların ne yazık ki 2004'ten sonra kendilerinden olan iktidarın yönetimi altındaki halleri hiç iç açıcı değil..

Düşmanını egalize ettiğini düşünen müslümanlar birlikte mücadele ettikleri kardeşlerinin belki de ilk kez yanlış ve eksikliklerini görüp birbirleriyle kıyasıya bir mücadele içine girdiler. 

Bu mücadelenin bir çok alt konuları/grupları var ise de ana başlık Kur'an ve Kur'an karşıtı olmakla birlikte kendini tasavvuf/tarikat/ehli sünnet gibi maskelerle kamufle eden ehli bidat/hurafe arasında gerçekleşti/gerçekleşiyor.

Bu mücadele de Kur'an merkezli düşünce sahiplerinin gerek liderleri gerekse kullandıkları enstrümanlar çok çok güçlü.. Çağlar içinde oluşan İsrail/Vatikan destekli İngiliz projesi hurafe yapıların temellerinin sarsıldığı günleri nihayet görebildik.

FETÖ'nün deşifre olmasının hemen akabinde haçlı/siyonist üst akıl diğer hurafi grupları ehli sünnet bağlamında kanalize edip Kur'an ehlini düşman belirlemekle tabanını tez zamanda toparlayıp moralize etti.

Lakin Kur'an ehli yaşadığı teşkilat sorunları nedeniyle olayın vehametini kavrasa da karşı koyacak birlik gücünü kendinde bir türlü bulamadı.

Teşkilatlanma ve yönetim sorunu yaşayan Kur'an merkezli düşünce sahiplerinin etkinliğinin minimize olmasının en büyük sorunu, tabi ki temsil edilebilirlik ve şeffaflık.

Kur'an merkezli düşünce sahiplerinin ehli bidate göre daha özgürlükçü yapıları dikkate alındığında kitlenin varlığını devam ettirmesi Allah'ın da emrettiği şekilde istişare mekanizmasının adil çalıştırılmasına bağlı.

İstişarenin terkedildiği, bilgi ve beceriden yoksun yönetimlerin iş başı yaptığı yerde tüm teşkilatın enerjisinin sıfırlandığını anlamak için kahin olmaya gerek yok.

Ehli hurafenin lider veya temsilcisinin sosyal medyadaki paylaşımı taraftarlarınca anında binlerce beğeni ve paylaşım alırken canını dişine takmış, inancı ve temsil ettiği tabanı için risk alan Kur'ani düşüncedeki liderlerin açıklaması /yazısı /videosu bırakın başka cemaati kendi cemaat tabanında bile bir değer görmüyor.

Cemaatin şubesi olan taşradaki yönetim bile kendi cemaatine muhalefetle kendi liderinin paylaşımını yapmaktan, beğenmekten bile aciz durumda.

Ehli bidat ve hurafenin harıl harıl çalıştığı, aktif bir şekilde sosyal medyayı kullandığı, kendi anlayışlarına aykırı gördükleri en ufak paylaşıma bile topluca tepki verdiği yerde Kur'an merkezli düşünce sahipleri cennetle müjdelenmişçesine yan gelip yatıyor.

Sosyal medyada bir-iki muvahhid Müslüman’ın paylaşımları ise yetim ve öksüz… Sosyal medyada sörf yapan muvahhidler beğen butonuna basmaya bile tenezzül etmiyor… Paylaşım yapmamaları ise zaten işin cabası…

Ehli Kur'an şu an hurafe ehlinin hata, eksik, yanlış ve sapkınlıklarını eleştirmekle meşgul.

3-5 kişiyi geçmeyen haftalık sohbetlerde Kur'an'ın anlamı üzerine en şaşırtıcı yorumu yapmak cihat derecesinde çok büyük bir marifet.

Hurafe ehline bıyık altından gülen Kur'an ehli, uçarı yorumlar sonucunda bağlamından kopardığı ayetlerle hurafecilerin uzağının uzağına düştüğünün farkında bile değil.

Münazara ve münakaşada mangalda kül bırakmayan ehli Kur'an'ın yaşantısında kitabın esamesi dahi okunmuyor. Taşrada Ehli Kur'an gruplarından uzaklaşan insanların ortak kanaati şu:

  • Verilen emeğe bağlı oluşturulan yersiz vefa duygusu kurumsallaşmayı engelliyor. 
  • Değişim ve yeni yüzlere karşı aşırı koruma kalkanı geliştirilmekle hurafecilerin geleneksel değişmez anlayışı dikkat çekiyor.
  • Kur'an'ın edebiyatı yapılıyor, lakin yaşantıya dökülmüyor.
  • Fikirler açıklıkla konuşulmuyor. Açıkça dillendirilmese de üstü örtülü bir cemaat anayasası fikirlerin önünde demir perde gibi duruyor. 
  • Liderlerini önlerinden çektiğiniz takdirde hepsi çil yavrusu gibi dağılmaya aday. 
  • Kur'an ehli olmalarına rağmen adalet, liyakat, ehliyet dikkate alınmıyor.
  • Hurafeciler hayatın her alanında aktif iken ehli Kur'an hiçbir iş yapmaksızın varsa lideri durmuş onun ağzına bakıyor. Milleti kendi görüşlerine çekecek ne bir çalışmaları, ne bir yazıları ne bir icraatları görülmüyor. Birilerinden sadaka alıp birilerine ulaştırmak hala tek ve en büyük marifet.
  • Yapılan masraflar, toplanan sadakalardan karşılandığı için harvurup harman savruluyor. 
  • Gelir ve giderler kayıtsız ve kuru güven üzerine yürüyen anlayışla sevk ve idare olunuyor.
  • Amaç olmadığı için yapılacak iş, varsa yönetimde birilerinin medyada duyduğu bir çalışmayı dile getirmesi ile sınırlı.
  • Müslümanlar içinde yaşamalarına rağmen Kur'an'ı millete anlatmak ve aktarmaktan acizler.
  • Mücadele edecek ne bilgi birikimleri ne de cesaretleri var. Kendileri çalıp kendileri oynuyor.
  • Hurafecilerde olduğu gibi lideri savunmak Kur'an'ı savunmaktan daha önemli.
  • Cemaate bağlılığın ölçüsü Kur'ani anlayış ve yaşantıdan ziyade lidere intisap ve övgüde gizli.
  • Derebeylik hakim.
  • İstişare sıfır.
  • Farklı görüşlere tamamen kapalı bir yönetim var.
  • Temsilciler yıllanmış, çağı anlamaktan aciz ama koltuğuna da bir o kadar sahip.
  • Kemikleşmiş yönetim ve etrafındaki 3-5 kafadar dışardan sızmalara karşı kapıyı tutuyor. Kapıyı aralamanız durumunda her türlü çamur, hakaret, iftira ve ayak oyunu devreye alınıyor. Kafadar yönetim, başkalarını aptal yerine koysa da çevrilecek tiyatroda dışardan bakan herkes diskalifiye edilecek elaman konusunda kimin ne rol üstlendiğini çok iyi biliyor.
  • Tüm haklılığına rağmen temsil edilebilirlik katsayısının düşüklüğü nedeniyle dinamizm yok.
  • Eldeki imtiyazı kaybetme korkusuyla teşkilatlanmada mahir olan kişilere reklamı olmasın diye bile bile iş yaptırılmıyor.
  • Kur'an'a hizmette ayetler sayısınca yapılacak iş olmasına rağmen imtiyazı kaybetme korkusuyla yönetimler,  dar bir kadro ile hizmet veriyor. İş yetişmeyince sınırlı sayıda üye ile yapılan toplantılarda çok çalıştıkları, yoruldukları lakin destek göremedikleri göstermelik yakarışlar tepki alırken cemaatten kopmalar hızlanıyor.
  • Yönetimler etliye sütlüye karışmayan, kendi işi dışında yönetime ve cemaate zaman ayırmayan, halktan uzak, halkın da kendilerinden uzak durduğu kişilerden oluşturulmakla şube liderleri kendi yerlerini garantilemiş oluyor.  

***

Hem yaşantı içler acısı…

Hem de Kur’an mesajını ulaştırma gayreti…

Hem birebir iletişim ile ulaştırma gayreti az…

Hem de sosyal medya üzerinden tebliğ etme gayreti…

Stratejik teşkilatlanma; hurafelerini eleştirdikleri derneklerle kıyaslanamayacak düzeyde…

Emeğe değer verme yok!

İşi bilene ortamı bırakmak yok!

Yaraya merhem olmak yok, uygulama yok...

Neredeyse bir çoğu yıllanmış yönetimlerle ne üye sayılarında ne de sosyal medya hesaplarında yaprak dahi kımıldamıyor.

Yılların birikimine rağmen Whatsapp grupları 50-100 kişiyi geçmiyor. Var olan bu cılız grupların lider ve yanındaki saz ekibinin kendi otoritelerini korumaktan başka bir kaygılarının olmadığı dikkat çekiyor.

Bunların yıllar içinde edindikleri deneyimle İslam'a daha iyi hizmet edeceklerini düşünmek hoş bir hayal...

Kur'an, bu insanlar için yönetimlerini koruma adına oltanın ucuna takdıkları yemden başka bir anlam ifade etmiyor.

Kuruluştaki otoritelerini koruma amacıyla kurum içi muhalefeti ekarte etmek bu insanlar için maalesef normalmiş gibi algılanıyor.  Peşlerine taktıkları 3-5 kafadar ile kuruluşta bilgi, görgü ile donanımlı insanlara yapmayacakları entrika, çevirmedikleri tiyatro kalmadığını görmek mümkün...

Müslümanları bırakın kendi sahip oldukları kuruluşun etkinliğini arttırma adına tek bir plan ve projeleri olmadığı gibi öneri getirenlerin kendilerini kapı önünde bulmaları an meselesi.

Gelen yeni üyeler, bu işlevsiz yönetimlerin katında işlerine karışmadığı, öneri getirmediği, eleştirmediği sürece kullanışlı aptal olmaktan başka bir anlam ifade etmiyor.

Ehli Kur'an bir kaç kitap okumak, grupta okuduğu kitaptan bir kaç makale/ yazı/ resim paylaşmakla ne kadar meşgul ve araştırmacı olduğunun cakasını satmanın peşinde. Körler sağırlar birbirini ağırlar hesabı kendileri çalıp kendileri oynuyor. Lakin toplum adına kayda değer ortada tek bir işleri yok!

Eskiden ehli Kur'an hurafecileri eleştirirdi.

Artık bu zevat o kadar kibarı kelam sahibi ki mücadele edenleri dahi, "Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler." (En'am, 108) ayetiyle eleştirip hatırlatma/ ikaz/ nasihat/ tebliğ faaliyetini "sövme" olarak değerlendirmekle kendi tembelliklerini yüzsüzce kamufle edebiliyorlar.

Al yöneticisini, vur yanındaki kafadarlarına...

Maalesef! Çaputun boruyu tıkadığı gibi hükmetme budalası /koltuk sevdalısı bu insanlar şu an teşkilatları tıkamış durumda.

Çaput, ne tıkadığı borudan haberdardır. Ne akan suya engel olduğundan.. Ne de kendinin çaput olduğundan...

Bunlar hadi çaput da bunların çaput olduğunu bilen müslümanlar ne diye bu tıkanmışlığa seyirci kalır.

Anlaşılır gibi değil...

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241