banner279

"YÖNTEMLER DOĞRU DEĞİL"

Hak ve Özgürlükler Partisi (Hak-Par) Genel Başkan Yardımcısı Av. Abdulmenaf Kıran, son zamanlarda yaşanan çatışmalı ortama dikkat çekerek, "Son zamanlarda gerçekten nahoş bir durum yaşanıyor. Her gün yeni canları, bedenleri manasız bir çatışmaya kurban veriyoruz. Öldürülenlerin hiç biri bu ölümü hak etmiyor." dedi.

 Haber: Adil HARMANCI

Urfa'nın Suruç ilçesinde yaşanan ve 33 kişinin yaşamını yitirdiği patlama ardından bölgede çatışmalı süreç yeniden başladı.

Daha öncesinden farklı olarak şehir merkezlerine kayan çatışmalar ve araçlarla yapılan intihar saldırıları ölümleri her geçen gün artırıyor. Birçok çevre de yaşanan bu çatışmalara tepki göstererek, yeniden ateşkes sağlanmasını istiyor.

YOKSULLAR ÖLÜYOR

Tepkilerini gazetemize değerlendiren Hak-Par Genel Başkan Yardımcısı Av. Abdulmenaf Kıran, ölümlerden kimsenin haz duymaması gerektiğini söyledi.

Her iki taraftan ölenlerin yoksul halk çocukları olduğunu ifade eden Kıran, şöyle dedi:

"Son zamanlarda gerçekten nahoş bir durum yaşanıyor. Her gün yeni canları, bedenleri manasız bir çatışmaya kurban veriyoruz. Öldürülenlerin hiç biri bu ölümü hak etmiyor. Ölenlerin tamamına yakını yoksul halk çocuğudur."

"GÜVENLİKÇİ DE YOKSULDUR"

Güvenlik görevlilerinin de yoksul kesimden oluştuğunu ifade eden Kıran, şöyle devam etti:"Türkiye'de, bazı Avrupa ülkelerinin aksine askerlik yapmak, her vatandaş için yasal zorunluluktur. Güvenlikçilerin tamamı yoksul tabakadan gelir. Zira dünyanın en riskli mesleği güvenlik elemanı olmaktır. Özellikle polislik ve jandarma görevi en riskli görevlerdir. Hiç bir zengin bu iki mesleği de tercih etmek istemez. Ayrıca bu mesleklerde düzenli mesai de yok. Bayramda, seyranda, hayatın hemen tüm olağanüstü durumlarında, onlar görev başındadırlar. Bu meslekler riskli olduğu kadar streslidir de. Geçimini sağlamak ya da yasal zorunluluktan bu mesleği seçenlere silah doğrultmak doğru değildir."

"MİLİTAN DA YOKSUL"

Örgüt militanlarının da yoksul kesimden geldiğini söyleyen Kıran, "Öte yandan, örgüt militanlarının da tamamına yakını yoksul halk çocuklarıdır. Savaşa zenginler karar verir, yoksullar ölür. Yoksul halk kesimini birbirine kırdırmayı, insaf ve izan ile bağdaştırmak mümkün değildir. Yetkililer bu manasız şiddeti mutlaka durdurmalıdırlar."

"YÖNTEMLER DOĞRU DEĞİL"

Olaylar sırasında devletin aldığı önlemleri abartılı ve anlaşılmaz bulduğunu da ifade eden Kıran, şunları kaydetti:

"Son zamanlarda il ve ilçelerde sokağa çıkma yasakları eşliğinde operasyonlar yapılıyor. Operasyonlar sırasında, elektrikler kesiliyor, iletişim kanalları kapatılıyor. Giriş çıkışlar yasaklanıyor. Can kaybını önlemek açısından sokağa çıkma yasağı belki biraz anlaşılabilir. Fakat elektriklerin kesilmesi, tüm iletişim kanallarının kapatılması, tüm bir şehrin dış dünyayla irtibatının koparılması operasyonları kapalı devre yayınlara benzetiyor. Operasyonun olduğu il veya ilçe merkezlerinde yaşayanların yakınlarının haber alamaması, yine o şehir sakinlerinin olup bitenleri ya da ihtiyaçlarını, feryatlarını dış dünyaya duyuramaması da demokratik yönetimle izah edilemez. Demokrasiyi, totaliter rejimlerden ayıran en büyük özellik, açıklık ve yöneticilerin yönetilenlere hesap verme özelliğidir. Çağımızda bilgi alma ve iletişim insan haklarındandır. İnsanların haber alma özgürlüğü kısıtlanmamalıdır. Ve bu olaylar bir an önce son bulmalı, taraflar ellerini tetikten çekmelidir."

Kaynak / Editör: Prestij Haber Merkezi - Adil Harmancı
Güncelleme Tarihi: 24 Ağustos 2015, 10:11
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241