banner279

Yeter artık Edi bese Assez! That’s enough Basta! Das is genug

Abdülkadir Selvi

Yeter artık Edi bese Assez! That’s enough Basta! Das is genug
 İspanya'ya gittiğimde ilk işim Madrid tren istasyonuna gitmek oldu.
İspanya da bizim gibi yıllarca terörle ve darbelerle boğuşan bir ülke.
Ama onlarda bizden farklı bir şey var.
O sır İspanya sokaklarında saklı.
O sır İspanya Parlamentosu'nda saklı
O sır Madrid tren istasyonunda saklı.
Albay Tejero darbe yapıp, İspanya Parlamentosunu basınca, Kral'ın çağrısı, El Pais Gazetesinin özel baskı yaparak halkı parlamentoya sahip çıkmaya çağırması ve İspanyol halkının duyarlılığı sonucunda halk Parlamento binasının etrafında toplanmıştı.
Halkın demokrasiye sahip çıkması üzerine Albay Tejero teslim olmak zorunda kalmış ve o tarihten bu yana İspanya'da kimse darbe yapmayı aklına getirmemişti.
Ayrılıkçı ETA terör örgütü Madrid tren istasyonunda 11 Mart 2004'de 191 kişinin öldüğü 800 kişinin yaralandığı eylemi gerçekleştirdiğinde büyük bir zafer elde ettiğine inanıyordu.
Ancak Madrid tren istasyonuna konulan bombalar İspanyolların yüreğinde patladı.
Tarih 13 Mart 2004'ü gösteriyordu.
2 milyonu başkent Madrid'te olmak üzere 12 milyon İspanyol ülke genelinde teröre karşı yürüdü.
ETA'nın bu durumda terörle mücadeleyi sonlandırdığını açıklamaktan başka çaresi kalmamıştı.
İspanya'da sessiz milyonların gücü önce demokrasiyi kurtardı sonra terörü sonlandırdı.
12 kişinin yaşamını yitirdiği Charlie Hebdo baskınından 4 gün sonraydı.
Paris sokaklarında her dilden, her dinden, her renkten, her milletten 1.5 milyon insan teröre karşı yürüdü.
Elele kol kola.
En ön safta Hollande'ın, Merkel'in, Cameron'ın, Başbakan Davutoğlu'nun yer aldığı 50 ülkeden liderler yürüdü, arkalarından ise milyonlar…
İnsanlık bir şeyi keşfetti.
Terörle mücadelede en etkili yöntemin tanklar, toplar, savaş uçakları ve bombalar olmadığını gördü.
Terörle mücadelede en büyük güç, sessiz milyonların sesiydi.
Milyonlar Fransızca, ”Assez! ”, İngilizce, ”That's enough”, İspanyolca, “Basta!”, Almanca, “Das is genug” dediler.
Yeter artık
Yarın biz de PKK terörüne karşı Türkçe” Yeter artık ” Kürtçe, ”Edi bese” diyeceğiz.
Bir dilde daha sesleneceğiz.
O da anaların gözyaşlarının dili olacak.
Anaların gözyaşı karşısında sönmeyen hiçbir ateş yok.
30 yıldır terörle mücadele ediyoruz.
40 bin canımız, milyarlarca dolar paramız daha da önemlisi kardeşliğimiz gitti.
20 Temmuz'dan bu yana 114 şehidimiz var.
Her güne yeni bir şehit haberiyle uyanıyor, her gece acıyla yatıyoruz.
PKK ile mücadelede çok şeyi yaptık ama bir şeyi yapamadık.
Sessiz milyonlar olarak sokaklara dökülüp teröre dur diyemedik.
İşte yarın saat 16.30'da Ankara'da Sıhhiye'de teröre dur demek için yürüyeceğiz.
TOBB'un öncülüğünde 14 sivil toplum kuruluşunun düzenlediği teröre karşı yürüyüşte yerimizi alacağız.
Biz Türküz, biz Kürtüz, biz Sünniyiz, biz Aleviyiz.
Biz şehit ailesiyiz, biz yüreği yaralı anneyiz, evladını kaybetmiş babayız.
Hülasa biz hep birlikte Türkiye'yiz.
Rıfat Hisarcıklıoğlu'nun dediği gibi:
“Gün komşuna sarılma günü. Gün Türk'ün Kürd'e, Kürd'ünTürk'e, Alevi'nin Sünni'ye, Sünni'nin Alevi'ye el uzatma günüdür. Gün bir olma, iri olma, diri olma günüdür”
İstiyoruz ki bu ülkede tek bir damla kan dökülmesin.
İstiyoruz ki bu ülkede bayrağa sarılı şehit cenazeleri gelmesin.
Türk'ün çocuğu askerde şehit düşmesin.
Kürdün çocuğu dağlarda ölmesin.
Şehit ailelerinin evlerinden Türkçe, Kürtçe ağıtlar yükselmesin.
Anaların yüreği yanmasın
Onun için, “bayrağımızı alıp” gideceğiz.
Bilinmeli bu bayrak Kürde karşı sallanmayacak.
Çünkü o bayrak rengini hem Türk'ün, hem Kürd'ün kanından alıyor.
Hiçbir partinin, kuruluşun, derneğin, siyasi görüşün bayrağı, sloganı olmayacak.
Teröre karşı yürüyüşte en çok dikkat edilmesi gereken nokta, bu yürüyüşün Kürtlere karşı bir yürüyüşe dönüştürülmemesi olmalı.
Çünkü biz Kürt-Türk ele ele yürüyeceğiz.
Çünkü ölen bizim çocuklarımız.
O nedenle 30 yıldır evlatlarını terörü kurban veren bizler, bir 30 yıl daha terör belasıyla boğuşmamak için, ”Yeter artık” dileyeceğiz.
Bu geç kalmış bir yürüyüş.
Belki 80'lerde yapsaydık bunu 90'lar cehennemi yaşanmayacaktı.
90'larda yapsaydık bu günlerde şehit cenazeleri kaldırıyor olmazdık.
Geç de olsa yarın sizi meydanlara bekliyoruz.
Hani Nemrut, putları ilah edinmediği İbrahim Halil Peygamberi mancınıkla ateşe atmıştı ya…. Nemrut o kadar ateş yığmıştı ki, hayvanlar ateşten korkmuş kaçmıştı.
Bu sırada bir karınca ağzında bir damla suyla telaşlı bir şekilde alevleri göklere yükselen ateşe doğru yaklaşıyormuş.
Nereye gidiyorsun” diye sormuşlar.
Nemrut Hazreti İbrahim'i ateşe atacakmış. O ateşi söndürmeye gidiyorum” karşılığını vermiş.
O ateş çok büyük. Senin bir damla suyun onu söndüremez”demişler.
Karınca yorgun bacaklarının üstünde doğrulmuş.
Hiç olmazsa hangi tarafta olduğum anlaşılır” demiş.
Günümüzün Nemrut'larının yaktığı terör ateşini söndürmek ve karınca misali Hazret-i İbrahim'in yanında olduğumuzu göstermek için sizi terör yürüyüşüne bekliyorum.
Ben de bayrağımı alıp gideceğim.
Hem bayrağımı hem de yüreğimi alıp gideceğim.
Bir daha analar ağlamasın diye.
Sizi, bizi, hepimizi bekliyoruz.
Güncelleme Tarihi: 16 Eylül 2015, 11:16
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241