banner279

"Yazarıyla Görüştüren Kitap!" Kur’an’a Göre Esma-i Hüsna

Ramazan Yaman

 Hani vardır ya, "bir kitap okudum hayatım değişti!" İşte bundan daha öte; okuduğunuzda imanınızın, insan, eşya, kâinat, mikro-makro, parça- bütün, yaşam- ölüm algınızın, Allah tasavvurunuzun baştan aşağı değiştiği, dünyaya ve hayata; ve dahi zamana, ukbaya bir çıranın ışığında bakarken birdenbire kocaman bir güneşin ışığında gösteriveren bir kitaptan bahsedeceğim! 

"Bu kur'an'dır" demeyin! Kur'an bu tariflere sığmaz! Kur'an'ı tarif etmek haddim değil. Ancak ben yüreğini, dilini dimağını, aklını kur'an'a yaslayarak emek teri döken hocamın yazdığı kitaptan bahsedeceğim. 

Kur'an'a göre Esmâ-i Hüsnâ 

Yazarı;  Mustafa İslamoğlu. 

Kitabı okurken öyle yerler geldi ki, "keşke bunu bilmeden önce hiç bir konuda kalem oynatmasaydım!"  

dedim! 

İslamoğlu hocamızın fikirlerinin çoğuna katılmayan bir hocama kitaptan bahsettim. Okumamıştır diye düşündüm. Dediği aynen şu; “Evet okudum, insanoğlu Esma-i Hüsna’yı bundan daha iyi yazamaz! Bu sondur! Bundan iyisinin yazılması mümkün değildir!” dedi. Ben kitaba yeni başlamıştım. Bu cevap karşısında şunu dedim; “Hocam daha iyisi yazılmayacaksa İslamoğlu’nun yazdığının ne anlamı var? ”  dedim. Fakat kitabı bitirdikten sonra daha iyisinin yazılıp yazılamayacağı konusunda emin değilim!  

Mustafa hocama söz vermiştim. Daha doğrusu o söz almıştı. “Esma’yı bitir benimle görüşmeye öyle gel” demişti. Yaklaşık altı ay oldu. Kitabı geç bitirmemin sebebi, okuduğum yerleri üç-beş defa tekrar okudum. 

Hayran olup geri dönüyor insan. Biraz düşünüyor, kur’an’daki konuyla ilgili ayetlere bakma gereği hissediyor. O ayet başka ayetlere yönlendiriyor. Derin bir tefekküre dalıyorsunuz. 

Allah hakkındaki fikriniz darmadağın oluyor! Ve kendinize bakıp daha önceki Allah tasavvurunuza gülesiniz geliyor!  

Kitabın giriş kısmını okumaya başladığınızdan itibaren kitabın önceden gözünüzü korkutan hacmi küçücük kalıyor! Giriş kısmındaki teknik ayrıntılardan bile sıkılmıyorsunuz. 

Heyecanlanmaya, imanınızın tazelenmeye, Allah hakkında yepyeni, dipdiri, besberrak bir tasavvura, güven dolu, huzur dolu, imkan dolu, biraz da korku dolu ama daha çok sevgi dolu bir ruh haline, bir dirilişe girişiyorsunuz.  

Kitabın giriş kısmında, Allah’ın Esması hakkında bilinen yanlışlar, yanılgılar anlatılıyor önce, aklınız bulanıyor, fakat kitap her satırında ilerde zihninizde Allah’a ilişkin yanlış yere konulmuş taşları yerli yerine koyacağını vaad ediyor. Kitabı elinizden bırakmanız mümkün olmuyor. Dönüp dönüp aynı yerleri tekrar okuyorsunuz.  

Allah’ın isimlerine geçip ilerlediğinizde, kendinize, eşyaya, insanlara, tarihe, gökyüzüne, uçuşan sineklere, sürüngenlere, kemirgenlere, kürreden zerreye her şeye bambaşka bir gözle bakıyorsunuz. Allah’ı güçten, kudretten ibaret zanneden zihniniz Allah’ın nasıl her şeyi merhametle, sevgiyle, bir amaca mebni olarak yarattığının idrakine varıyorsunuz.  

Önce Allah’ın Allah isminden başlıyorsunuz. Allah isminin sadece Allah’a has bir isim ve sıfat olduğunu iyice belliyorsunuz. “Allah, varlığı kendinden ve zorunlu olan, var olmak için bir başkasına muhtaç olmayan, tüm mükemmellikler kendisine ait bulunan, tüm noksanlıklardan uzak olan, tüm hamd ve senalar kendisine mahsus olan, mutlak ve aşkın yaratıcının adıdır” diye başlıyorsunuz ve muhteşem bir tevhit tanımına geliyorsunuz; “ Gönül gözüyle varlığı temaşa eyleyen, kelime-i tevhidden başka bir şey görmez. Tüm sentetik boyalar dökülür, tüm sırçalar kavlar, tüm yaldızlar soyulur, geriye Allah’ın boyası kalır.”  

..Ve buradan başlıyorsunuz! Üzerinize, elbisenize, nefsinize, sahip olduklarınıza bakıyorsunuz! Allah’ın boyasından başka boya vurduğunuz var ise sağdan soldan “tiner” araştırıyorsunuz! Allah’ın boyasından başka boyaları zaman silmeden önce siz silmeye çalışıyorsunuz! Utanıyorsunuz, hicap duyuyorsunuz, pişman oluyorsunuz! Sonra Rahim, Rahman Esmalarına geliyorsunuz; rahatlıyorsunuz! Tevvab, Gafur.. devam ediyorsunuz… Fakat bu isimleri öyle piyasada gördüğünüz ve birbirinin kopyası olan sığ bir anlatımla değil, ciğerinize kadar hissedip, gözlerinize fer, yüreğinize umut, dizlerinize derman olarak buluyorsunuz! 

Benim Allah hakkındaki sorularımı, sorunlarımı, sancılarımı, çelişkilerimi gideren, yepyeni bir Allah tasavvuru inşa eden hocamın kitabı Esma-i Hüsna’yı sizlere anlatmaya çalışacağım. Beni adeta uykudan uyandıran, çarpan, heyecanlandıran, sanki “Allah’ı görüyor muşum!” hissi uyandıran bu muhteşem kitaptan alıntılarla bir dizi yazı yazmaya çalışacağım. Arka arkaya olmasa bile zaman zaman bunu yapacağım. Fakat içimden öyle geliyor ki; “Kur’an’a göre Esma-i Hüsna’yı okumadan Allah’ı tanıdığını söyleyene inanmayın!” diyesim var! Tabi bu benim fikrim ve sonuçta bende “insan sayılırım!!!” Abartıyorum; çünkü anlaşılmak istiyorum!  

Ayrıca kitabı bitirdiğinizde yazarıyla görüşme imkânı da sağlıyor! Ben denedim oldu!  Fakat benim gibi heyecandan panik olup saçma bir hale, garip tavırlar içine girmeyecek olanlar görüşsün! Yoksa hocanızın (yazarın) gözünde kötü intiba bırakıp bırakmadığınızın sancısı kalıyor! Kıvrandırıyor! Ona göre!... 

Güncelleme Tarihi: 27 Kasım 2017, 09:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241