banner279

VATSO seçimleri yaklaşırken... Yakup Aslan yazdı

70’li yıllardı. Van Atatürk Lisesinde okumaya başlamıştım, kapının önünde küçük arabasının içerisinde peynirli ekmek satan Hoca’nın hazırladığı yarım ekmeklerin, ekmeğin içerisindeki iki sap maydanozun tadını hayatım boyunca unutamayacağımı aklımın ucundan bile geçirmemiştim.

VATSO seçimleri yaklaşırken... Yakup Aslan yazdı
www.vansiyaseti.com Haber sitesinin yazarlarının yazılarını kaynak göstermeden lütfen yayınlamayınız.


70’li yıllardı. Van Atatürk Lisesinde okumaya başlamıştım, kapının önünde küçük arabasının içerisinde peynirli ekmek satan Hoca’nın hazırladığı yarım ekmeklerin, ekmeğin içerisindeki iki sap maydanozun tadını hayatım boyunca unutamayacağımı aklımın ucundan bile geçirmemiştim. Doğru hatırlıyorsam, içinde Feridun Irak’ın da olduğu bir grubla birlikte ara sıra, okuldan kaçıp dereye kehrizin başında sigara içmeye giderdik. O günden bugüne her şey değişti. Kerhizleri yerin dibine batırdılar.





Yakup Aslan yazdı...



Sebze kokusu uzaklardan hissedilen bostanlarımızın, bağlarımızın yerini soğuk ve çelimsiz beton bloklar aldı. Deniz kirlendi, balığın tadı kaçtı. Çorevanıs kavunları da yok artık. Van’daki havayı, suyu zehirlediler. Çocukluğumuzun geçtiği Toprakkale bile bize yasak bölge oldu. Göçler, çatışmalar, güvenlik tedbirleri, bu gibi sorunların göz ardı edilmesine sebep oldu.



O zamandan buyana 1976 Çaldıran Depremi ve 2011 Van depremi olmak üzere, sosyal yapıya ağır darbeler indiren iki büyük felaket yaşadık. Son depremde, bazılarının “Allah sizi cezalandırdı” bilinçaltı kirliliklerinin veya medyadaki bazı densizliklerin ifşa olmasını ruhsal kırılma trajikomik yansımalarının yanında, hamdolsun büyük bir can kaybımız olmadı. Ancak, sosyal insicamın bozulması ve şehrin ağır hasar alması Vanlıların yaşamında derin bir travmaya dönüştü.. Taleplerinin yerine getirilmemesi, depremden sonraki kurtarma çalışmalarındaki ilginç paradoks ve yardımların başıboş bırakılması neticesinde, toplumun ortaya çıkan fotoğrafa “sahipsiz olduğu duygusuyla” acı duyarak bakmayı sürdürdüğünü görmek gerekir.
Peki toplumu böyle terkedilmişlik sendromundan kim uzaklaştırabilir? Elbette, toplumun dertleriyle ilgilenen ve sorunlarına pratik çare bulmakla meşgul olan sivil toplum kuruluşları…



Sadece depremden geriye kalan enkazla ilgili değil, topluma sıkıntı veren bütün konularda STK’lar önemli bir vizyonu inşa edebilirler. Geçmiş tecrübelerden de anlaşılacağı gibi, VATSO, bu misyonu rahatlıkla ifa edebilecek kuruluşlardan biridir. Bu sivil toplum kuruluşunun şimdiye kadar istenilen cazibe merkezi olma vasfını kazandığını söyleyemem doğrusu. Elbette bu dışarıdan bir bakıştır. Daha önceki dönemlerde, Zahir Kandaşoğlu’nun medyatik bir tarzda pratik çözümlerinin Van’ın pek çok sorununa dikkatleri çektiğini söyleyebilirim. Ancak, böyle bir kuruluş için bunun yeterli olduğu söylenemez. Özellikle de Büyükşehir olduktan sonra daha geniş, kuşatıcı bir vizyona ihtiyaç duyulduğu açıktır. Van’ın ve Vanlıların sorunlarını cesurca dile getirebilecek ve onun çözümünde rol alabilecek bir kadro, mevcut kurumlardan daha etkili olabilir. Kuşkusuz VATSO, alt birimleriyle birlikte büyük şehir olma sürecini batı illeri seviyesine ulaştırabilecek bir çabaya katkı sunabilecek önemli kuruluşlardan biridir. Neler yapabileceği konusunu bir başka değerlendirmemize bırakarak, önümüzdeki günlerde gerçekleşecek seçimler üzerinde durmak istiyorum.



Yakın bir gelecekte 12 bin 500 üyesi olan VATSO’da seçim var. Olay sadece basit bir seçimden ibaret değil. Görüş belirterek seçimin seyrini değiştirmek isteyenler olacağı gibi, eğer medyaya yansıyan haberler doğruysa seçmenleri yönlendirmek yoluyla kendi adaylarını seçtirmeye çalışma endişesinde olanlar var. Bunun içeriğini ve doğruluğunu da zaman içerisinde göreceğiz. Özellikle Ankara’dan seçime müdahil olmanın çok da etik olmayacağı açıktır. Eski bir bakanın, Van milletvekillerini toplayıp hangi adayın desteklenmesi gerektiği konusunda karar alması suçlaması doğruysa, bu esnafın iradesine dışarıdan ipotek koyma açısından büyük talihsizlik ve haksızlıktır. Bu hatadan dönülmelidir. Bu yoldaki bütün engel ve kasisleri aştıktan sonra kurumun başına geçecek olan kişiyi, dünya kadar sorun bekliyor. O makamın çok da rahat bir yer olduğunu da sanmıyorum. Enkazdan daha çıkmamış bir şehirde, eğitimsiz ve geri bırakılmış dilsiz toplumun sözcülüğünü yapmak, kamuoyu ile devlet arasında bir köprü vazifesi görerek sorumluluğunu yerine getirmek öyle sanıldığı gibi kolay bir görev değildir. Uzun zamandan beridir devam eden sosyal, siyasal ve askeri çatışmaların kendisinden geriye telafisi zor, bir psikolojik kırılmayı bıraktığını görmek lazım. Bunun gölgesinde kalan politik çekişmelerin arenasında, şehir hak ettiği yerde değil. İmar, çevre düzenlemesi, hava kirliliği, arsenikli suyun denetlenmesi, yanlış teşhis ve tahlillerden dolayı insanların hayatlarıyla oynayan, insanları sakat bırakan denetimsiz özel sağlık sektörü, TOKİ kaynaklı inşaat sektörünün çökme noktasına gelmesi, sınır ticaretinin ekonomiyi canlandırmaya katkı sunması, temizlik, sanayi, ulaşım, kültürel ve sanatsal faaliyetler, orta öğretiminde 300 bin öğrencisi olan eğitim, yoksulluk, süren çatışmaların belirli kesimler için ranta dönüşmesi, uyuşturucu kullanımın yaygınlaşması ve benzeri birçok sorun yeni seçilecek başkanın ilgilenmesi, çözüm üretmesi gereken konular arasında yer alıyor. VATSO’nun katkılarıyla gerçekleşeceği söylenen “Güneş Enerjisi, Tekstil Kent ve Tuşba Fuar ve Kongre Merkezi” projeleri önemli bir gelişme ancak yeterli değil. Batıda küçük şehirler bile, bundan daha büyük projeleri fazlasıyla uygulamaya koyuyorlar ve istihdam alanları açıyorlar. 


Seçimlerde aday olacak üç isimden bahsediliyor. VATSO Yönetim Kurulu Başkanı Mirza Nadiroğlu, adaylardan biri. Sadece medyadan duyduğum bir isim. İkinci aday, Atatürk Lisesin’de “Dadaş" lakaplı Servet Aydınoğlu hocaya rağmen okuldan birlikte kaçtığımızı düşündüğüm ve BAKAH oluşumunda tanıma fırsatı bulduğum VATBO başkanlarından Feridun Irak. Van basınından takip ettiğim haberleri de bu tanıma bilgisine ekleyebilirim. Necdet Takva’yı da yine BAKAH sürecinde tanıma imkanım olmuştu, ancak pratik çözümler üretme ve toplumun gündemine yakın durması açısında gayretli bir kişiliğe sahip olduğunu söyleyebilirim. Seçimle ilgili olarak sohbet ettiğim bazı arkadaşlar da, Necdet Takva’nın böyle bir misyonun sorumluluğunu taşıyabilecek bir vizyona sahip olduğunu savunuyorlar. Sorunlar karşısında pratik çözümler bulma ve içinde bulunduğu toplumla kolay diyalog kurma açısından böyle bir tercihin hayırlı olacağı kanaati belirgin bir hal almış bulunuyor. Elbette gayret gösteren, esnafın özgür iradesiyle kazanacaktır. Ancak, sorunların labirentinde kaybolmuş ve yakın bir dönemde Büyükşehir olmuş Van’ın layık olduğu tarihi konumuna kavuşmasına katkı sunacak önemli kurumlardan biri olan Van Ticaret ve Sanayi Odası (VATSO), seçimleri bu perspektif içerisinde önemli olduğunu da unutmamak gerekir. Herkesin sorumluluğunun bilincinde olaylara yaklaşması, Van’ın geleceğine katkı sunacaktır.

Seçimlerin neticesinin bu bilinç çerçevesi içerisinde sonuçlanmasını isteme hakkımızın olduğunu düşünüyorum. 

Güncelleme Tarihi: 10 Şubat 2013, 18:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner241

banner140