Vahiyle İnşa Olmanın Mektebi Aile Yuvalarımızdır

Önce örnek ve önder birer ebeveyn olmak.. Tüm işlerini, diyaloglarını salih amel üzerine bina eden bir yuva ve bu yuvada “evin çobanı” olduğunun farkındalığıyla hareket eden erkek ve evli olan ama evcilik oynamayan bir hanım... Hanım?

VAN 10.04.2013 11:15:11 0
Vahiyle İnşa Olmanın Mektebi Aile Yuvalarımızdır
Tarih: 01.01.0001 00:00
Vahiyle İnşa Olmanın Mektebi Aile Yuvalarımızdır

     Sabiha Ateş Alpat

     Tevhidi dillendiren her  mükellef,vahye uymayan hayat şekillerini,vahye uymayan  ahlâk ilkelerini,vahye uymayan sosyal ve siyasal  ilkeleri. Vahye uymayan ticari ve kültür   algılarını red etmiş olur. Yerleşik  olup vahye  uymayan geleneksel algıları  da  çağdaş  modernist algıları da  “Lâ” ile red etmiştir..

     Her işini  Allah’a sorarak yapacağını kelime-i Tevhid ile ilan eden mükellefin dikkat edeceği  en önemli hususlardan birisi de aile yapısını Allah’a sorarak teşekkül ettirip ve yine Allah’ın rızası doğrultusunda idame ettirmesidir…Aile bilindiği üzere  toplumun en önemli  yapısıdır…Ne acıdır ki günümüzde çatırdayan aile yapılarının gümbürtüsü sağır sultanlara kadar ulaştı.. Toplumun huzuru ve toplumsal emniyet bireylere, bireylerin sağlıklı olması da  hiç kuşkusuz ailelere bağlı..Aile sözlük olarak; aynı işte olan aynı gaye için çalışan fertleri ifade eder.. Aynı hedef  birliğine sahip,aynı gaye için yürüyen insanlar topluluğu…Her  dünya görüşünün kendine  tanımladığı aile  yapısı var olsa da tarih şunu göstermiştir ki;  Hiçbir beşer ideolojisi toplumun tüm katmanlarına adaleti, huzuru  sağlayamamıştır,sağlayamaz da.!..

     İslam dininde  ailenin temeli için esaslar  bellidir… Hayatı dünyadan ibaret sayan materyalist,seküler yaklaşımlar iflas etmiş, aklı selim için İslam’ın eşsiz bir sistem olduğu,yaşanan süreçte bir kez daha tescillenmiştir..

     İslam’da ailenin temeli , sadece ve sadece Allah’a kulluk üzere bina edilmesi istenmektedir..

     Erkeğin eksiklerinin kadınla,kadının eksiklerinin erkekle giderildiği İslam’ın en önemli kurumlarından biridir aile!.En  büyük okul ve bir ocaktır aile!..

     Bidat/hurafe ve şirkin sağanak yağışlarının oluşturduğu  tsunamilerin önünde  çöp gibi sürüklenen ailelerimizin tek çözümü, Nuh’un (as) (vahyin) gemisine binmektir..

     Aile nesillerin devamı içindir ama  çağımızda  nesiller aileler elinde helake sürüklenmektedir…Allah (cc) nesillerden ebeveyni sorumlu tutmuştur.Tahrim suresinde şöyle buyrulmuştur: “ Ey iman edenler kendinizi ve çoluk çocuğunuzu ateşten koruyun.Onun yakıtı insanlar ve taşlardır” (Tahrim-6)… Nasıl korunacak?. Şüphesiz bunun cevabı peygamberimizin  eğitim metodunda yatmaktadır.Gün boyu  babalar maişet temaşasından anneler günlük ev ve el işlerinden  kendilerine emanet edilen çocuklara yeterli vakit ayırmıyorlarsa bunun vebali ağırdır…Rabbimiz buyuruyor;

     “Yoksulluk/fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin onları da sizi de  biz  rızıklandırırız Onları öldürmek gerçekten büyük günahtır”. (İsra-31)

     Çocukların bedenlerini öldürmek ne ise, onları vahiyle büyütmeyip,vahiyden uzak maneviyata ölü yetiştirmek de  onları manen öldürmektir… Tv kültürüyle mum ışığının eriyip tükendiği gibi aile yapılarımızın erimesinin müsebbibi bizleriz. Her baba haftanın belirli günlerinde  aile efradını etrafına toplayarak uygun bir lisan ile  Kur’an tefsirinden,  özellikle imandan,fıkıhtan aile dersleri yapmalı değil midir?!.Anne ise,babadan aldıkları bu dersin pratiğini evde çocuklarıyla güle oynaya uygulamalı derslerin hocası olmalı değil midir?.Eğitim  zor zahmetli ve uzun  süreç isteyen bir iştir. Basma kalıp emr edici “namaz kıl oğlum” “Başını ört kızım” vb cümlelerle  eğitim olmaz… Aile “Tevhidin Kalesi olmalıdır”. Bu sağlam kalenin kapısında  anne ve baba nöbet tutmalı,asla Tevhid’e aykırı bir düşüncenin,Tevhid’e aykırı bir eylemin,Tevhide aykırı bir eşyanın kısacası,tevhide aykırı  hiçbir şeyin girmesine izin vermemeli değiller miydi?!.Eğitim, zaten kendisi öğütüm olan okullara bırakılamaz. Zira karma  sınıflarda midelerini doyurduğunuz çocukların ruhları boşaltılıp maneviyata öldürüyorlar!.

     Şu  açık bir hakikattir; Şirk sistemlerinde  öğretim(!) yaygın olsa da eğitimden söz etmek mümkün değildir. 23.nisan,analar günü, babalar günü vb. gibi çeşit çeşit bahanelerle, çocuklarımızı özlerinden uzaklaştıran sistematik uygulamalar neticesinde  bir nesil yok oldu!.Artık   yanlışı değil doğruyu görünce hayrete düşer olduk!.  Dışlanan hayasızlık değil,hayayı kuşanmak utanılacak durum olarak  algılara yerleşti. (Okul’lu çocukları konuşturun ne demek istediğimiz anlaşılacaktır)…

     Nesillerin zihin dünyası şirkin öldürücü virüslerinin saldırısındayken,  vahiyle formatlanmayınca  kayıp nesillerle yüz yüze kaldık!..Cidden ebeveynler olarak elimizi çabuk ve sıkı tutmazsak,yarınlara, çocuklarımız için vahiyli bir toplum bırakamayacağımız açıktır..Şimdi yeni evlenenler temelini sadece Allah’a kulluk üzere atmalı aile binalarının, evli olanlar da onarıma geçerek temelleri güçlendirip sadece Allah’a kulluk sütunlarıyla  güçlendirme yapmalıyız  aile binalarımıza!..

      Temeli kulluk üzerine  olan ailelerde  ilk söz de son söz de  Allah(cc) ve Resul’üne aittir..

     Aile sahiplerine Kur’an’ı kerimde şöyle buyrulmuştur:

     Ey inananlar, kendinizi ve ehlinizi (yakınlarınızı) ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır; üzerinde oldukça sert, güçlü melekler vardır.” (Tahrim suresi: 6)..

     Model aile örnekliğinden bahseden kur’an, bize İmran ailesinden bahseder.Evlat özlemiyle   ellerini Sema’ya kaldıran İmran’ın ailesi,istediği evladı  niçin istediğinin farkında lığıyla  sunar dilekçesini Rahman’a!.

     “Onlar ki, ey Rabbimiz ! derler, bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan gözlerin aydınlığı (ölçüsünde) bağışla ve bizi (Allah'tan) korkup (fenalıklardan) sakınanlara önder ve lider eyle.” (Furkan suresi: 74)..

     Salih evlatlar göz aydınlığımız olsun!.. Kim istemez hayırlı Salih evlat  sahibi olmayı?..Ya peki Salih ve Saliha olmadan,Salih evlatlara nasıl sahip olunacak?!...

     Önce örnek ve önder birer ebeveyn  olmak!. Tüm işlerini,diyaloglarını Salih amel üzerine bina eden bir  yuva ve bu yuvada “Evin Çobanı” olduğunun farkında lığıyla hareket eden  erkek ve evli olan ama evcilik oynamayan bir hanım.. Hanımın hocasının, kocası,çocuklarının hocasının, annesi olduğu    bir  aile okulu!...

     İmran’ın karısı gibi adanan,adayan bir ruhla..   Çocuklarının aslında emanetçisi olduğunun farkında lığıyla  mücahid ve mücahide yetiştiren bir  aile okulu!.Hani İmranın karısı demişti:

     “Hani, İmran'ın karısı 'Rabbim, karnımdaki çocuğu, her türlü endişeden arınmış olarak sırf sana adadım, O'nu benden yana kabul buyur. Hiç , kuşkusuz sen işiten ve bilensin' dedi.” (Al-i İmran: 35)..

     Ve yine  hayat kitabımız Kur’an’da  İbrahim ailesinden örnek verilir. Teslimiyet sınavından  takdirle geçmiş bir baba  ve yine teslimiyette İbrahim’ce bir duruş sergileyen bir  ANA ve bu okuldan mezun olmuş  bir evlat olan İsmail..

     Ahiret  saadetinin öncelendiği,hayatın kulluk (hayatta yalnızca Allah’ın sözünün yerine getirilmesi) anlayışı üzerine bina edildiği  yuvalar, dünyada  bedenen sıkıntıda olsalar da ruhen huzurlu ve kendinden emindirler,çünkü Allah’a tevekküllüdürler..

     Ya şimdi!...

     Tv lerle düştü ocaklarımıza ateş.Reklamlarla tüketim budalası haline getirildi nesiller…Bedenler rahatta şimdi, gelin görün ki psikologlar mesai yaparak dahi yetişemiyorlar stres hastalığına.. Depresyon haplarıyla uyuşturulan/uyutulan beyinler…Şirkin,hurafenin,bidatin  yoğun  bombardımanı tsunami etkisi yapıyor aile binalarımıza..Moderinst,seküler,popüler fırtınalar savuruyor  gençlerimizi vahiyli yaşamın uzaklarına…

     Şimdi vahyi yeniden kuşanmanın vaktidir. Yeniden darul erkam modeline çevirerek evlerimizi  “Ey iman edenler iman edin” ayeti ışığında  aydınlatarak yönlerimizi, ıkra emriyle   bulmalıyız yol ve yöntemlerimizi.. Sünneti seniyyeye boyayalım eylemlerimizi… Tüm bunlar bedel gerektirecektir. O zaman hatırlayalım ilahi fermanı

     “(Ey müminler!) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah'ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır.” (Bakara suresi: 214)

     Ve yeniden  dik duruşun,direnişin dersini okuyalım  hayatus-sahebeden.. Tutunmazsak savrulacağımızı farkında lığıyla urvetul vuskanın bağıyla tutunalım bir birimize. Ailelerimiz Tevhid’in kalesi haline gelene kadar sürdürelim kararlılığımızı. İhtiyacımız olan kuvvet,damarlardaki kanda değil, kalbimizde bulunan İman da mevcuttur…

     Savrulmayanlara, dik duranlara, çağa şahidlik görevini ifa edenlere selam olsun!...

 
     KÜRE MEDYA