banner279

UÇURTMAYA TAKILAN DÜŞÜNCELER

MEHMET AKİF ŞAHİN

UÇURTMAYA TAKILAN DÜŞÜNCELER

 Bizler insanların ruhlarına dokunan ilahi bir elin varisleriyiz. Her zaman ve mekânda gözler kısılıp bakar bize. Bazı zamanlar umudun bir gölgesi gibi acıyı mürekkeplere sığdırıp bekleriz. İnsanlığın vadilerini doldurup sesimizi yüreğimize biriktiririz.

Yağmurun gözyaşlarını bizden daha iyi gören var mıdır? Toprak; üstündeki çizilen sınırlara rağmen bir bütündür, bu toprak sırılsıklam bir aşkla büyüyen insanlığı bir abideye dönüştürmeye ve inşa etmeye devam ediyor. Dünya ise medeniyetlerin çamuruyla yoğrulmuş kozmopolit bir kültürün beşiği olarak varlığını koruyor. Doğunun ve batının ortasında bir ülkede yaşamak uçurtmalara takılan düşüncelerin peşinde koşmak gibidir.

Bu bölgede yaşayan her bireyin ruhuna ayrı sancıları musallat eder. Binlerce yılın farklı kültürlerinde ve geleneklerinde sızan yüzlerce anlayış ve davranışını kendi içinde toplumsal estetiği uygun niteliğine kavuşturup korumak erdemlilik renkleridir. Ortadoğu vahyin doğduğu coğrafya olarak tarihe geçiyor olması bir ayrıcalık olarak kabul edilsede ilahi mesajın özüne aykırı onlarca hurafelerle donatılmış inanç eğilimleri mevcuttur. Bu toplumsal dinamikler yıllar boyu tartışılmıştır. İlahi dinlerin yeryüzüne yayılmasıyla birlikte bu bölgenin toprağında hızlıca maya tutan toplumların oluşturduğu medeniyetler ve devletler var olmuştur.

Hıristiyan Yahudi ve İslami toplumsal referansların yanında, Hint ve uzak doğu felsefesinin günümüze akan pınarları yakın geçmişimize dayanır.Bunun yanında yunan düşünce dinamikleri vahiyle şekillenen ilahi dinamiklere yabancı kalamadığı gibi batıyla doğunun sentez ve analizini yapan unsurları içinde barındırmayı başarmıştır. Bizler insanların ruhlarına dokunan ilahi bir elin varisleriyiz. Her zaman ve mekânda gözler kısılıp bakar bize.

Bazı zamanlar umudun bir gölgesi gibi acıyı mürekkeplere sığdırıp bekleriz. İnsanlığın vadilerini doldurup sesimizi yüreğimize biriktiririz. Yağmurun gözyaşlarını bizden daha iyi gören var mıdır? Her acıyı en gizli hücremize saklayıp bilinmeyen umutların peşinde koşarız. Uçurumların diplerine fırlatılır umutlarımız.  Suskunluğun diplerine düşen en uzak hayallerimiz şarkıların nakaratlarına tutunmuştur. Bizler ağıtlarımızı kucaklamış günahlarımızın gölgelerine sığınırız.

Tutunduğumuz bilgeliklerin içinde dilimize dokunan bir şarkının mırıltılarıyla şekillenir hayallerimiz. Aslında yıllardır var olan bir kavganın çocuklarıyız. İki dünya bizi evlat edinmiş ve bu iki dünyanın savaşında arta kalmış çakıl taşlarında peydahlanan toplumun meşru sayılan yapılarıyız. İnsanlık temelde toprak gibi bir bütün olmasına rağmen bölünmüş parçalanmış bazı uygunsuz ve uyruksuz kesitler eklenerek bu gün vitrininizde sergilenen modern ucubeler türemiştir. Dünyamızın iki düşünce ekolu ve yaşam tarzı mevcuttur. Bu tür bir mayanın ve kokunun içinde insan kalabilmek umudunu taşımak büyük bir hedeftir.

İnsan büyük ihtiraslara kurban edilebilen bir canlı türüdür. “Yeme veya savunma amacı dışında öldüren ve öldürdüğünü yemeyen tek varlık insandır, insan için sınırsız olan ihtiyaçlar değil ihtirastır’’. -

Güncelleme Tarihi: 24 Kasım 2015, 11:19
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241