banner279

TÜRKİYE’Yİ KIYAMETE “DOSTLARI İTİYOR, DÜŞMANLARI TUTUYOR”…

“Bu vekalet savaşları devam ederse, bundan sonra, daha net söyleyeyim, artık Amerika ile Rusya savaşacak noktaya gelmiştir. Bir büyük bölgesel ya da küresel savaşın başlangıcının eşiğine gelinmiştir”… “Rusya ve ABD Suriye’de vekaleten bir çatışmaya veya doğrudan bir savaşa çok yakın… Çin devletinin okuması Ankara ile neredeyse kelime kelime örtüşüyor.

TÜRKİYE’Yİ KIYAMETE “DOSTLARI İTİYOR, DÜŞMANLARI TUTUYOR”…
Yenişafak/Nedret ERSANEL
Satır aralarında ezilmesini engellemek, fark edilmesini sağlamak zor oldu ama Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un, ülkenin, bölgenin, hatta dünyanın nasıl bir cehennemin eşiğinde durduğunu anlatan sözleri-herhalde-yerini buldu…
“Bu vekalet savaşları devam ederse, bundan sonra, daha net söyleyeyim, artık Amerika ile Rusya savaşacak noktaya gelmiştir. Bir büyük bölgesel ya da küresel savaşın başlangıcının eşiğine gelinmiştir”…
Türkiye’nin dünyanın kalbindeki yeri ve etrafındaki krizler belli.. Ülkenin iç dertleri, çok örgütlü terör ve 15 Temmuz ihanetleri ortada.
Dünyanın süper, normal ve hatta Bağdat gibi mazot ülkelerinin hepsi de burada ve ayrı ayrı tuzaklar peşindeyken..
Bu ülkenin en yüksek makamlarından birinin zikrettiği bu sözler nasıl oluyor da bu kadar “küçük” puntolarla ve doğrusunu yazalım, sanki fantastik bir kurgudan bahsediliyormuş gibi dudak bükülerek arka sayfalara itiliyor?
Ankara’nın kaygılandığı halin onda biri gerçek olsa zaten ‘kıyamet’tir!..
‘ABD, STRATEJİK HARİS’!
O zaman buyurun buna da körleşin…
Çin Halk Cumhuriyeti’nin resmi sesi sayılabilecek, Çin Komünist Partisi’nin gazetesi Global Times’ın başmakalesinden; “Rusya ve ABD Suriye’de vekaleten bir çatışmaya veya doğrudan bir savaşa çok yakın. Moskova ve Washington arasındaki gerilim el yakıyor ve durmayacak.” (‘Moscow-Washington tension may endure‘, 09/10, Global Times.)
Yani bu resmi başmakaleden gidersek, Çin devletinin okuması Ankara ile neredeyse kelime kelime örtüşüyor.
Klişe medyanın dünya okuma alışkanlıkları o denli kangren ki, Batı basını yazmadığı/yayınlamadığı sürece Marslılar dünyayı ele geçirse, “uzaylı diye birşey yok, tanımlanamayan cisim onlar” türünden başlıklar atmayı sürdürecekler…
Ruslar Küba ve Vietnam’daki üslerini yeniden açmaya karar vermedi, ABD, Putin’i Saddam Hüseyin gibi savaş suçlusu olarak yargılama tehdidinde bulunmadı, Suriye’ye konuşlandırılan Rus füzeleri için “tanımlanamayan, hayalet uçak ve füzelere de sürpriz yaparız” demedi, Bağdat Türkiye’ye meydan okumadı, iki süper güç arasındaki ilişkiler askıya alınmadı, NATO toplantısını Varşova’da yapmadı, Moskova Kaliningrad ve Erivan’a İskender füzeleri yerleştirmedi, ABD Riyad’ı 11 Eylül mahkemelerine göndermedi, Washington’da kim iktidar belli değil ama muktedir olanlar var, S.Arabistan petrol fiyatında Rusya’ya yanaşmadı, İran paniğe kapılmadı, müstakbel Başkan Hillary Clinton, “PKK/PYD’yi silahlandıracağım” demedi… Eh, zaten biz de 15 Temmuz’da topluca hayal gördük…
Bu listeyi dilediğiniz kadar uzatın, yüksek tansiyona bağımlı bir medya eliti, iç politikada olduğu gibi dış politika haber inşa ekibi var. Bir tür Batı medyası okuma, ama bildiğimiz “yazıyı okuma” hedonizmi var. Dünyanın gerisi ne anlıyor, bilmiyorlar. Gözlerinin açılması için başlarına bomba mı yağması lazım diyeceğiz, yağdı da!
TÜRK DONANMASI MÜTTEFİKİNE ZERRE GÜVENMESİN!
Teferruatına girip reklamını yapacak değilim. Basında ve sosyal medyada zaten rastlamış olduğunuzu varsayarak adını ve kaleme aldığı makale müsveddesinin ismini de yazmayacağım.
Ait olduğu zihin inlerindeki ortakları sadece 15 Temmuz darbe girişimi değil, geçmişteki darbelerde rol almış, ABD derin devletinin kanserli hücreleri sayılan, CIA ve Pentagon içinde hücrelenmiş, Türkiye tarafından da isim isim bilinen kirli bir neo-con şebekenin iyi bilinen adamı çıkıp, Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı’nı tehdit etti, hakaretlerde bulundu. Bu adamın ABD ve Türkiye’deki akıl-ortakları da zamanında eş kalemler oynattılar.
Anladık ki, iktidarı tam olarak bugün ele geçirseler, savaş dahil yapmayacakları düşmanlık yok. Dil o dil, göz o göz.
Daha bunun tartışmaları sürerken, daha büyük ve artık sembol-dilini de aşan bir görsel uyarıcı Amerikan Deniz Kuvvetleri resmi Twitter hesabından piyasaya sürüldü.
ABD Donanmasının “241”inci doğum yılı vesilesiyle atılan bir resimde Türk bayrağı ile savaşan askerler Amerikan donanması ile gırtlak gırtlağa tablolaştırılıyor, Türk askerlerininin öldürüldüğü gösteriliyordu.
Bu bir “düşman” tarifidir ve sürpriz değil.
15 Temmuz ardından bunu yağlı-boya tabloların ardına sığınmadan söyleyen Türk liderlerinden zaten duyduk. Üstelik 15 Temmuz, Türkiye’nin bugüne değin uğraştığı tüm pislikleri içimize dökenleri de gözle görülür kıldı.
Türk kamuoyunun hissiyatının da bu olmadığını kim söyleyebilir?
İş bu noktadayken, Muavenet olayı ve Akdeniz’deki askeri yoğunluk anımsandığında Türk donanmasının “müttefikine” en ufak şekilde güvenmemesini tavsiye ederim.
Nihayet, ister Amerikan devlet mimarisinin örümcek ağlarında beslenenler ister bizatihi ABD devletinden gelecek ataklara ilişkin Türk halkı ne kadar hazır olduğunu 15 Temmuz’da gösterdi. Sayın Bahçeli’nin dediği gibi, “gelecekleri varsa, görecekleri var”.
Yazıyı bağlarken gelen bir haberi eklemek için de uygun yerdeyiz; “Kremlin, Rusya’nın ‘Türkiye’ye çeşitli hava savunma sistemleri sevk etmeyi değerlendirebileceğini’ açıkladı. Kremlin Sözcüsü Peskov, Erivan’da (!) yaptığı açıklamada, hava savunma sistemleri alanındaki iş birliğinin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Devlet Başkanı Putin’in İstanbul buluşmasında gündeme geldiğini söyledi”.
Güncelleme Tarihi: 15 Ekim 2016, 10:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241