banner279

Tünelden çıkış için yol haritası-3

YENİ TÜRKİYE, NASIL KURULACAK?

Tünelden çıkış için yol haritası-3

Yusuf Kaplan: Tünelden çıkış için yol haritası

Tünelden çıkış için yol haritası-3

Önce şu: Türkiye, siyaseten çökmüş ve siyaseten çöktüğü için de tarihten sürgün edilmiş bir ülke değil. Siyasî çöküş, yaşadığımız medeniyet buhranının bizi zorunlu olarak eşiğine fırlattığı çıkmaz sokaktır.

Başka bir deyişle, Türkiye'nin temel sorunları, siyasî veya iktisadî sorunlar değil. Türkiye'nin asıl sorunu, varoluşsal'dır.

Siyasî ve iktisadî sorunlarımız, varoluşsal sorunlarımızın kaçınılmaz sonuçlarıdır.

YENİ TÜRKİYE, NASIL KURULACAK?

O yüzden, Türkiye'nin varoluşsal sorunlarını derinlemesine kavrayamadığımız sürece, Türkiye'nin hiç bir alanda varlık gösterebilmesi mümkün olmayacaktır.

Yine, yeni bir Türkiye kurulacaksa, bu, yalnızca siyasî bir atılımla kurulamaz. Çünkü siyaset, kurucu bir kaynak değil, koruyucu bir barınaktır sadece.

Kurtuluş'u siyasetten beklemek, olmayacak duaya âmin demektir. Çünkü siyaset, hayatın bütününü kucaklayabilen bir varoluş alanına sahip değildir. Siyaset, bütün'le değil, ancak parça'yla ilgilenebilir.

Önce bütüncül bir hayat ve dünya tasavvuru geliştirilmeli, sonra bu bütün'ün içinde hangi parça'nın nereye, neden ve nasıl yerleştirilmesi gerektiğine karar verilebilecek kurucu, inşacı ve zihin açıcı bir noktaya ulaşılabilmelidir.

Yeni bir Türkiye'nin kurulabilmesi, kurucu bir fikrin geliştirilebilmesi, bütün cepheleriyle tartışılabilmesi ve sonra da bütün yönleriyle hayata ve harekete geçirilebilmesiyle mümkün olabilir ancak.

BİZE GAZETECİ, ENTELEKTÜEL VE AKADEMİSYEN DEĞİL, ÂLİM, ÂRİF VE HAKÎM LAZIM

Kurucu fikir, medeniyet fikridir: Medeniyet fikri, ilim, irfan ve hikmet sütunlarından oluşur.

Bizi bir medeniyet fikrinin eşiğine götürecek fikrî yolculukları yapacak öncü şahsiyetler âlim, ârif ve hâkîm şahsiyetleridir.

Gazeteci, entelektüel ve akademisyen bizim varoluşsal sorunlarımızın daha derinleşmesine yol açacak işlere imza atabilir ancak.

Bize gazeteci, entellektüel ve akademisyen değil, âlim ârif ve hakîm lazım!

KURUCU FİKİR OLMADAN ASLÂ!

Bugün ilim, irfan ve hikmet kavramlarının içi, hiç olmadığı kadar boşaltılmış, avamîleştirilmiş, bu kavramların derinlikli anlam ve hayal dünyası yok edilmiştir.

O yüzden, kurucu fikir ve kurucu, öncü kişiler olmadan, hiç bir yere gidemeyiz.

Bu mesele, hayatî ve derinlikli bir şekilde irdelenmeyi hak eden bir meseledir.

O yüzden burada tünelden çıkış için çizilecek yol haritasının ana güzergâhlarını bu sütunlar oluşturduğu için burada biraz anlaşılır bir dille bizi kurucu fikre götürecek ipuçlarını verebilecek acilen halletmemiz gereken üç hayatî sorunu kısaca tartışmak istiyorum.

Bu üç hayatî sorun, düşünce dünyamız, 'kültür' hayatımız ve medya / eğitim düzenimiz şeklinde karşımıza çıkıyor.

Önceki yazılarda eğitim sorununa değinmiştim. Sonraki yazılarda eğitim sorunumuzu ayrıntılı olarak mercek altına alıp ilim, irfan ve hikmet sütunları ekseninde eğitim sorunlarımızı tartışarak nasıl bir eğitim modeli geliştirebileceğimiz konusunda imal-i fikirde bulunmaya çalışacağım.

Düşünce, kültür ve medya sorunundan üçüncüsüne dair bu yazıda bazı gözlemlerde bulunacağım: Diğer iki sorunu daha sonraki yazılarda ele alacağım.

HAKİKATTEN SÜT EMEN KÜRESEL BİR MEDYA DÜZENİ

Türkiye'nin medya rejimi, yabancılaştırıcı bir virüs gibi işliyor: Türkiye'deki medya rejiminin 25 yılda yaptığı tahribat, Kemalist devrimin yaptığı yıkımdan daha az değil.

O yüzden TRT de dâhil olmak üzere, Türk medyası, içi boş, sığ, seküler değerlerle değerlerimizi yerle bir eden, zihnimizi körleştiren, çocuklarımızın zihin ve hayal dünyalarını delik deşik eden bir sömürge medyası olmaktan derhal uzaklaştırılmalıdır.

Şu yakıcı gerçek unutulmamalı: Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu, bize bakıyor; bizim söyleyeceğimiz 'büyük söz'ü ne zaman söylemeye başlayacağımızı merak ediyor.

Mevcut pespaye dizilerle, Batı kültürünün, posası çıkmış, sığ, sığlaştırıcı, ayartıcı kodlarının misyonerliğini yapmaktan başka bir şey yapmadığımızı iyi bilelim.

Dün, hakikatin evrensel ilkelerinin bayraktarlığını yapan bir medeniyetin çocuklarının, bugün bu pespaye dizilerle seküler Batı kültürünün misyonerliğini yapıyor olması, ne kadar trajik!

Eğer bu trajediyi göremiyorsak, vay hâlimize, diyorum sadece!

Sözgelişi, TRT, lokal bir televizyon havasından kurtarılmalı, derinlikli medeniyet birikimimizin insanlığın susuzluğunu giderecek irfan ve hikmet pınarlarını önce bölgeye, sonra da bütün dünyaya sunacak, herkesi sulayacak büyük projelere imza atabilecek küresel bir televizyona dönüştürülmelidir.

Dün, İslâm'ın hayat bahşeden evrensel hakikatlerinin bayraktarlığını yapan bir ülkenin çocuklarının, bugün, pespaye dizilerle vesaire yoz, sığ, ayartıcı seküler Batı kültürünün posası çıkmış ürünlerinin ve değerlerinin misyonerliğini yapıyor olmaları son derece düşündürücüdür!

Türkiye, hakikatten süt emen ve herkese kendini ifade etme imkânı sunan küresel bir medya düzeni kuramadığı sürece, insanlığın umudu olma imkânlarını su gibi harcamaktan kurtulamaz ve bunun hesabını hiç bir zaman veremez!

Güncelleme Tarihi: 11 Nisan 2014, 11:25
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241