banner259

TEVHİD KÖYÜ

Peygamberimizin kapitâlizmin merkezi olan ticâret-şehri Mekke’den çıkıp, tarım merkezi olan Medine’ye gitmesi ve Hz. Mûsâ’nın merkez bir şehir olan Mısır’dan çıkıp çöle gitmeleri mânidardır. Yine Ashâb-ı Kehf’in şehri terk-edip bir mağaraya sığınmaları buna eklenebilir. Tüm bunlar bir-süreliğine de olsa “şehri” terk etmek ve bir çöl ya da köy de olsa, hattâ bir mağaracık da olsa “dîni hakkıyla yaşama” anlamında hicret edilecek yerlerdir. Bunların pratiklerini bize peygamberler ve Kur’ân göstermiştir. Şu da unutulmasın ki Şeytan da bizimle berâber köye gelecektir. Bu nedenle farklı şekilde olsa da cihad tüm zamanlarda-mekânlarda son nefese kadar sürecektir.

TEVHİD KÖYÜ
 Hârûn Görmüş

 “Sevdiğiniz şeylerden infâk etmeden (yâni sevdiğiniz şeylerden ayrılmadıkça) iyiliğe eremezsiniz” (Âl-i İmrân 92).

“Görebilen gözler” için çeşitli çirkefliklerle mâlûl bulunan Dünyâ, hassas insanları ama özellikle de İslâm’i hassâsiyete sâhip insanları bunaltmaktadır. Hassas insanlar yaşanılan yerlerin hava, su, yiyecek-içecek, trafik, mimâri vs. düzenlerinden şikâyet ederken; İslâm’i hassasiyete sâhip insanlara ise sâdece yaşadıkları ülke değil, Dünyâ’nın yerleşim yerlerinin tamâmı zindan gibidir. Dünyâ’nın diğer yerlerinde yaşayan mazlum insanların yanı-sıra, çeşitli nedenlerle perişan hâlde bulunan insan/müslüman kardeşlerinin yaşadığı sıkıntıyı da içlerinde duyarlar zîrâ. Müslümanlar bu paramparça olmuş ve dağılmışlığın çâresini ve düzeltme gücünü/desteğini bulamadıkları için alternatif çâreler arıyorlar ve çeşitli fikirler öne sürüyorlar.

İşte ben de “düşünüp dururken” bu kötü duruma kendimce bir “çâre” buldum ve “yapacak bir şey yok” diyenlere “hayır! bir ihtimâl daha var” diyorum. Lâkin şunu da îtiraf ediyorum ki bu düşüncede bir-ince “kaçış” da söz-konusudur ve bu düşünce çâresizliğin bir fikridir. Çünkü aslında yapılması gereken şey olağan-üstü bir çabanın sonucunda müslümanları bir-araya getirerek ve bir “güç” oluşturarak Dünyâ’daki genel mazlûmiyete son vermek olmalıdır. Bu da, ya İslâm’i/müslüman bir merkezde yapılacak İslâm’i bir devrim yoluyla, ya da bir-kaç müslüman ülkenin ve lîderin kesin bir karar almasıyla müslümanlar arasındaki tefrikalara bir son vererek güçlerini birleştirmeleri ve hem İslâm âlemi hem de mazlum insanlık âlemi için yeni bir alternatif güç olarak tezâhür etmektir. Böylece Dünyâ’daki mazlûmiyet, haksızlık, çirkeflik vs. son bulacak ve acılar, feryatlar, adâletsizlikler, kötülükler vs. çok büyük ölçüde sona erecektir. Fakat bahsettiğimiz bu çözüm-yolunu insanlar hiç dillendirmiyorlar ve hattâ akıllarına bile gelmiyor. İnsanlar bu tarz düşünceleri; komik, hayâl, ütopik, imkânsız ve hattâ şiddet-merkezli ve psikopatlık olarak görüyorlar. Çok-çok uzak ihtimâller olarak görüldüğü için de neredeyse kimse tarafından destek görmüyor.

İşte tüm bu nedenlerden dolayı (aslında biraz da utanarak, çünkü bu bir çeşit kaçıştır) bir çâre aklıma geldi ve şekillendi. Bu çâre en azından insanlara çok da olanaksız gelmiyor. Tabi bâzı fedâkârlıklar istiyor bu çâre. Zâten iyi bir şeye bedelsiz ulaşılamıyor sünnetullah gereği.

Şöyle ki..

Bu proje, adına “Tevhid Köyü” dediğimiz bir “köy” oluşturma projesidir. Yapılacak şey için arkadaş çevresinden (bir-birini tanımayan âileler de olabilir) meselâ 10 âile olmalı. Bu kişiler projeye tam destek vermeliler. Bunu garanti etmeliler. Zâten bu garantiyi daha ilk eylemlerinde göstermek zorundadırlar ki bu 10 âile mal-varlıklarını elden çıkararak paraya dönüştüreceklerdir. Herkesin elindeki tüm mal-varlığı paraya dönüştürüldükten sonra, kimin ne kadar parası olduğuna bakılmadan ve hesâbı da yapılmadan para bir-araya getirilecektir. Herkesin evindeyken kullandığı (ortaklaşa kullanılacak âlet-edevatlar hâriç) eşyâsı kendine âit olacak fakat bu eşyâların yarıya yakını kullanılmayacağı için onlar da satılıp paraya çevrilecek ya da ihtiyâcı olana hayra verilecek.

Tüm bunlardan sonra her-hangi bir şehirde merkeze 10-20 km. uzaklıkta ve tarıma elverişli olan (10 âile için söylüyorum) 100.000 (100 dönüm) metre-kare civârında bir arâzi satın alınacak. (100 dönümü büyük görmemek lâzım, çünkü ileride olacak olası katılımlar da düşünülmelidir). Arâzi alındıktan sonra plânlı bir şekilde, her âileye hep birlikte ve dış yardımla (âile mevcudu da hesâba katılarak) en az, ikisi orta ve biri büyük üç odalı ve mutfağı/banyosu/tuvaleti olan bir ev yapılacak. Bu evler doğa şartlarına uygun ve dayanıklı bir şekilde yapılacak. Bu evlere yerleşildikten sonra hem kendi ihtiyaçları hem de köyün genel ihtiyaçlarını karşılamak için arâzi içinde tarım-alanı oluşturulacak. Kazanç için yapılan tarım meyve ile ilgili olacak ki hem çeşitli tarım âletleri ve makineleri almaya ihtiyaç kalmasın, hem de tüm mesâiler bu işler nedeniyle tükenmesin.

100 dönümlük arâzinin yarısına, köyün bulunduğu coğrafyaya ve doğa şartlarına göre kazanç amaçlı meyve ağaçları dikilecek. Hangi tarz meyve ağacı olacağını coğrafya belirleyecek. Meselâ mandalina-portakal-limon-greyfurt; ceviz-bâdem; kayısı-şeftâli; üzüm, erik, zeytin, incir vs. En iyi şekilde bakılacak olan bu ağaçların ürünlerinden gelecek gelirle köyün genel ihtiyaçları giderilecek ve çeşitli etkinlikler ve hayırlar/infaklar yapılacak.

Geriye kalan 50 dönümlük arâziye ise âilelerin yaşadığı evlerden başka, büyükçe bir konferans/yemek/sohbet/eğitim/kütüphâne/mescid/eğlence alanı vs. olarak kullanılacak çok-amaçlı bir binâ daha yapılacak. Ayrıca hayvanların barınması ve ürünlerin konulması için bir de ahır/depo olacak. Yine köyün yiyecek ihtiyaçlarını karşılayacak hemen-hemen tüm bitkiler yetiştirilecek ve meyve ağaçları dikilecek. Sebze, meyve, et, süt, yumurta, peynir, zeytin, yoğurt, reçel, pekmez, bal, turşu, salça, çorbalık, yaş-kuru, sabun vs. Tevhid Köyü sâkinleri tarafından hazırlanacak. Hattâ 8-10 kovan arı yetiştirilerek bal têmin edilecek. Evlerin elektriği çatıya yapılacak güneş panellerinden ya da “rüzgâr-gülü”nden sağlanacak. Su ihtiyâcı ise iki adet artezyen kuyusundan evlere bir motor aracılığı ile su basılmasıyla sağlanacak. İçme-suyu, kuyudaki su içmeye uygun değilse, çevredeki temiz bir kaynaktan getirilecek.

Burada en önemli şey köyün kurulacağı yerin iyi seçilmesidir. Meselâ ziraata çok elverişli olması gerekir. Yakınlarında bir köy ve bir göl ya da büyükçe bir nehir olursa çok iyi olur. Buradan balık ihtiyacı karşılanabilir. Kurulacak köy ya dağın eteklerinde ya da dağa yakın bir yerde olmalıdır. Böylece başta odun olmak üzere çeşitli ihtiyaçlar karşılanabilir.

İş-âletleri ortak kullanılacak. İşler berâber yapılacak. Herkes kâbiliyetine ve durumuna göre bir işin ucundan tutacak. Bâzı âlet-edevat, giysiler ve un gibi ihtiyaçlar dışarıdan yâni yakın bir köy ya da kasabadan/ilçeden karşılanacak. Zâten köyde 50-60 tavuk, 3-5 kuzu, 2-3 inek olacak. Tabi bir-iki kedi ile bir köpek. Dış-ihtiyaçları temin için arâziye uygun ve köyün ortak malı olan bir taşıt bulunacak.

Herkes günlük sorumlu oldukları işleri yaptıktan sonra serbest olacak ve çeşitli şekillerde vakitlerini istedikleri gibi değerlendirecek. Zâten kendilerine uzun bir vakit kalacak. Köy, ismiyle müsemmâ olacak. Tevhide aykırı şeyler yapılmamaya çalışılacak. Herkes bir-birinden sorumlu olacak. Her-gün sohbetler yapılacak ve çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Köyde telefon, televizyon (ekran olarak kullanılacak olan hâriç) ve internet olmayacak. (Çünkü köyün dışı artık bizi pek de ilgilendirmiyor). İlmî çalışmaların kaydedileceği ve farklı şekilde yararlanmak için bir bilgisayar ve yazıcı olacak.

Toplumdan uzaklaşılmış olunduğu için çok-çok mecbûri olmadıkça köyden ayrılınmayacak. Çocukların eğitimi ilk dört yıl millî eğitim okulunda, ondan sonra da köyde devâm edecek. Her-hangi bir sorunda ortak bir çözüm bulunmaya çalışılacak. Bir kardeşlik têsis edilecek. İslâm/Tevhid kardeşliği. Evlilikler köy içinden yapılmaya özendirilecek. Zamanla köyün büyümesiyle ve yeni hicret edecek olanlar için yeni evler yapılabilecek. İcâbında yeni arâziler almak gerekeceğinden buna hazırlıklı olunacak. İşte bu şekilde bir yer seçilip anlatılanlar yapıldıktan sonra hayat normâl bir şekilde akmaya başlayacak.

Şu âyetler bizi hicrete ve Tevhid Köyü’ne teşvik ve dâvet eder:

“Melekler, kendi nefislerine zulmedenlerin hayâtına son verecekleri zaman derler ki: Nerde idiniz?. Onlar: Biz, yer-yüzünde zayıf bırakılmışlar (müstazaflar) idik derler. (Melekler de:) Hicret etmeniz için Allah’ın arzı geniş değil miydi? derler. İşte onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü yataktır o” (Nîsâ 97).

“Allah yolunda hicret eden, yer-yüzünde barınacak çok yer de bulur, genişlik (ve bolluk) da. Allah’a ve Resûlü’ne hicret etmek üzere evinden çıkan, sonra kendisine ölüm gelen kişinin ecri şüphesiz Allah’a düşmüştür. Allah, bağışlayıcıdır, esirgeyicidir” (Nîsâ 100).

“Bir vakit şehirden ayrıl ve artık arkana bakma. Yaşadığın yeri pislik sarmışsa oradan kaç/göç” diyor Kur’ân: “(Elçiler) dediler ki: Ey Lût, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana kesin olarak ulaşamazlar. Gecenin bir parçasında âilenle birlikte yürü (yola çık). Sakın, hiç-biriniz dönüp arkasına bakmasın; fakat karın başka. Çünkü onlara isâbet edecek olan (azap), ona da isâbet edecektir. Onlara vâdolunan (azap) sabah vaktidir. Sabah yakın değil mi?” (Hûd 81).

Şirk ortamından uzaklaşın, gideceğiniz yer isterse bir mağaracık yer olsun. Şirk ortamından uzaklaşmak bereket getirir: “(İçlerinden biri demişti ki:) Mâdem ki siz onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından kopup-ayrıldınız, o hâlde, (dağlara çekilip) mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktârını) yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın” (Kehf 16).

“Boş ve yararsız sözü işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: Bizim yapıp-ettiklerimiz bizim, sizin yapıp-ettikleriniz sizindir; size selâm olsun, biz câhilleri benimsemeyiz derler” (Kasas 55).

“Peki şehirdekiler ne olacak? bir-sürü kötülük devâm ediyor, bu kötülüklerle ilgilenmeyecek miyiz?” diye bir soru sorulursa, bu soruya Enfâl 72. âyetle cevap veririz:

“Gerçek şu ki, îmân edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte birbirlerinin velisi olanlar bunlardır. Îmân edip hicret etmeyenler, onlar hicret edinceye kadar, sizin onlara hiç-bir şeyle velâyetiniz yoktur. Ama din konusunda sizden yardım isterlerse, yardım üzerinizde bir yükümlülüktür. Ancak, sizlerle aralarında anlaşma bulunan bir topluluğun aleyhinde değil. Allah, yaptıklarınızı görendir” (Enfâl 72).

Böyle köyler kurmayacağız da bu kadar dağ/ova ne işe yarayacak?. İşte adına Tevhid Köyü dediğimiz bu yerleşim yerinde “alternatif bir yaşam” olacak.

“Mâdem ki onlardan ve Allah dışındaki taptıklarınızdan yüz çevirip kenara çekildiniz, hadi “mağaraya” sığının ki, Rabbiniz size rahmetinden bir nasip yaysın ve işinizde size kolaylık ve başarı sağlasın” (Kehf 16) âyeti gereği Tevhid Köyü sâkinleri de bu âyete uyarak kendi mağaralarına/köylerine/cennetlerine sığınacaklardır. Tevhid Köyü de bir “mağara”dır. Artık Dünyâ’nın çirkefliklerinden uzaklaşılmıştır ve yeni bir umut doğmuştur. “Tebdîl-i mekânda ferahlık vardır” zîrâ.

Tevhid Köyü bir alternatiftir, bir umuttur, bir “rüyâ”dır ve İslâm’i bir merkezdir. Şeriatın uygulandığı bir merkez. Allah’ın dilediği bir zaman sonra bu proje büyüyüp genişleyecek ve Tevhid Köyü şûbelere ayrılacak, oradan illere, bölgelere ve sonunda ülkenin her yerine yayılacak. Ülke bir “Vahdetya” olacak. Diğer ülkeler de bunu örnek alacak. Hattâ yetişecek yeni nesiller buradan bir devlet, devletten de bir medeniyet kuracaklar. Böylece zulüm sona erecek ve Allah’ın sözü ve hükmü yer-yüzüne yeniden hâkim olacak inşaallah.

Peygamberimizin kapitâlizmin merkezi olan ticâret-şehri Mekke’den çıkıp, tarım merkezi olan Medine’ye gitmesi ve Hz. Mûsâ’nın merkez bir şehir olan Mısır’dan çıkıp çöle gitmeleri mânidardır. Yine Ashâb-ı Kehf’in şehri terk-edip bir mağaraya sığınmaları buna eklenebilir. Tüm bunlar bir-süreliğine de olsa “şehri” terk etmek ve bir çöl ya da köy de olsa, hattâ bir mağaracık da olsa “dîni hakkıyla yaşama” anlamında hicret edilecek yerlerdir. Bunların pratiklerini bize peygamberler ve Kur’ân göstermiştir.

Şu da unutulmasın ki Şeytan da bizimle berâber köye gelecektir. Bu nedenle farklı şekilde olsa da cihad tüm zamanlarda-mekânlarda son nefese kadar sürecektir.

Yeni Medîne, Tevhid Köyü olsun Allah’ın dilemesi ve izniyle…

En doğrusunu sâdece Allah bilir.

(Not: Ayrıntılı bir hayâl için: //777has444.blogspot.com.tr/2015/02/İslâm-ulkesi-vahdetya.html). 
Güncelleme Tarihi: 20 Mayıs 2016, 10:06
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner241

banner247

banner140

banner255

banner141

izmir escort escort izmir porno izle anne porno porno youtube magazin
escort bayan bayan escort izmir escort porno indir türk porno anal porno