banner279

Suriye râ rehâ kon fikrî bê hâlê mâ kon*

Metin Aldemir

Suriye râ rehâ kon fikrî bê hâlê mâ kon*
 Suriye râ rehâ kon fikrî bê hâlê mâ kon*

Geri sayımına başlanan 2017 yılının son günlerinde İran’ın ikinci büyük şehri olan Meşhed’de patlak veren gösteriler, kısa süre içerisinde Kermenşah, Tahran, Kum, Tebriz gibi önemli diğer kentlere de sıçramış durumda.

1979 yılında gerçekleşen devrimden sonra, her ne kadar 90’lı yılların başlarında ve sonlarında öğrenci merkezli bir takım protestolar çıksa da,  Haziran 2009’a kadar geniş çapta bir gösteri gerçekleşmemiştir. Söz konusu yılda ‘Yeşil Hareket’[1] olarak ortaya çıkan ve devrim sonrası ilk defa bu kadar büyük kitlesel protestolara dönüşen gösteriler 100’e yakın kişinin ölümüyle sonuçlanmış ve sert bir şekilde bastırılmıştı. 

Ancak; 2009 yılından sonra  ilk defa böyle kitlesel protesto gösterilerinin yaşandığı İran’da, önceki gösterilerden farklı olarak çoğunluğunu örgütlü olmayan, sıradan halkın başlattığı bir gösteri olarak karşımızda durmaktadır.  

İlkin Kermenşah depremzedelerinin[2] kendileriyle ilgilenilmediği gerekçesiyle başladığı ifade edilen gösteriler, iktisadi fesadlık, yoksulluk, iltimas, rüşvet gibi ekonomik çarpıklıklardan rahatsız olan halkın sokağa çıkması ve ardından İran rejimine muhalif siyasilerce de bu gösterilere destek verilmesi, olayların daha da büyümesine neden olmuştur.

Ekonomik koşulların siyasi koşullarla paralellik arz ettiği günümüz ülke politikalarında İran’da da yansımasını görüyoruz.  2009’da atılan "Canımı Gazze ve Lübnan için değil, İran için vereceğim" , “Diktatöre Ölüm” sloganlarının yerini, şimdilerde  “ Suriye’yi bırak, bizim halimizi düşün” , “Hamaney’e Ölüm” sloganları almış durumda.  

Mezhepsel yayılmacı politikalarla yaklaştığı Ortadoğu coğrafyasında Suriye, Irak, Yemen gibi ülkeler başta olmak üzere siyasi ve askeri dizayn vermenin bedelini bozulan ekonomisiyle veren İran, halkın ekonomik düzenle ilgili taleplerini geçtiğimiz yılın başlarında itiraf ederek kabul etmişti.  

Petrol gelirlerinin yabancı sermayeye peşkeş çekildiği, toprak reformlarıyla halkın yoksullaştığı  vb halkının ayaklanmasını ve Şah rejiminin devrilmesini neden olan uygulamalar, ekonomik şartların olumsuzluğu üzerine İran halkının yabancı olmadığı bir durumdur.

O yüzden, devrimin otuz dokuzuncu seneyi devriyesini tamamlayacağı bugünlerde, devrimden bu yana işsizlik başta olmak üzere cari açık, enflasyon, gayri safi milli hâsılayı vs bir türlü üstesinden gelinememiş yüzde 10 - 14 arası değişen işsizlik oranı[3] sorunuyla İran’ın, geçmiş protestolardan farklı bir konumda olduğu ortadadır.  

Elbette bu ekonomik şartların, sekiz yılı bulan Irak-İran savaşının getirdiği olumsuzluklar ve ardından ABD başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin de yıllarca uyguladığı siyasi/ekonomik ambargoların pay sahipliği vardır.

Bunun yanında, 2015 yılında İran ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi ABD, Çin, Fransa, İngiltere ve Rusya ile Almanya arasında imzalanan nükleer anlaşmada, İran'ın nükleer programını dondurması karşılığında, ambargoların kısmen kaldırılmasını öngörülmüş ve İran medyasında yer alan haberlere göre petrol, doğal gaz, finans, havacılık ve deniz taşımacılığı alanlarında yaptırımların kalkacağı ve İran yurtdışındaki milyarlarca dolarlık varlığına yeniden ulaşabileceğine[4] dair yorumlar yapılmıştır. 

Ancak, ABD seçimlerinde kampanya boyunca başkan olması halinde İran’la yapılan nükleer anlaşmanın askıya alınacağı ve yaptırımların devam edeceği taahhüdünde bulunan D.Trump, ABD başkanı olmasının ardından bu vaadini gerçekleştirmiş ve Ekim 2017’de anlaşmadan desteğini çekmiştir.  Böylelikle nükleer anlaşmanın getireceği ekonomik refah hayalleri, suya düşmüştür.

Savaşın patlak verdiği Suriye’de daha ilk günlerden Hz.Zeyneb Türbesini koruduğu riyasıyla Esed’in hamisi olan, Irak’ı Maliki/İbadi eliyle Şiileştirip Daeş’in şii versiyonu olan Haşdi Şabi milisleri ve Yemen’deki  Husi milislerine verdiği koşulsuz destekle iç savaşın sürmesini sağlayan İran’ın,  savaş ekonomisi[5]  politikası güderek ayakta kalması beklenilemezdi.

Ülkedeki bu karışıklığın Suud’un parmağı olduğunu [6] ve resmi rakamlara göre 30 kişinin hayatını kaybettiği gösterilerde durumun normal olduğunu [7] savunmak gerçekleri göz ardı etme  ve ayrıca, İran’ın Ortadoğu’daki yayılmacı politikasını görmezden gelip salt emperyalist güçlerin oyunu olarak nitelemek de İran’ın ekmeğine yağ sürmek anlamına gelmektedir.

* Suriye'yi Bırak Bizim Halimize Bak


[1] Detaylı bilgi için bknz: Gürakar, H.Tolga, Bir Toplumsal Hareketin Anatomisi: İran Yeşil Hareketi, https://www.academia.edu/7396178/B%C4%B0R_TOPLUMSAL_HAREKET%C4%B0N_ANATOM%C4%B0S%C4%B0_%C4%B0RAN_YE%C5%9E%C4%B0L_HAREKET%C4%B0(02.01.2018)

[2] 12 Kasım 2017 tarihinde merkez üssü İran'ın Kermanşah Eyaleti'nde, 7.3 büyüklüğünde gerçekleşen ve akabinde 400’ü aşkın kişinin yaşamını yitirdiği, 6000’e yakın kişinin de yaralandığı Kermanşah Depreminden zarar gören halk.

[3] Aslan,Murat. Çakır,Merve. İran’da İşsizlik Sorunu, İran Araştırmaları Merkezi, Analiz, Kasım 2017 https://iramcenter.org//d_hbanaliz/iranda_issizlik_sorunu.pdf (02.01.2018)

[4]  5 Soru’da İran’la Nükleer Anlaşma, BBC Türkçe,

    //www.bbc.com/turkce/haberler/2015/07/150714_bes_soruda_iran_nukleer ( 02.01.2018)

[5]  Konukçu,Yasemin. İran’da Rejime Yönelik Artan Toplumsal Tepkiler: “Ekmek, Çalışma, Özgürlük” ORDAF, 

 Görüş //ordaf.org/iranda-rejime-yonelik-artan-toplumsal-tepkiler-ekmek-calisma-ozgurluk/ (02.01.2018)

Güncelleme Tarihi: 03 Ocak 2018, 09:47
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241