banner259

Sokağın arkasındaki el

Kurtuluş Tayiz’in yorumu:

Sokağın arkasındaki el

Olayların başlamasına genellikle çarpıtılmış haberler, dedikodular, söylentiler neden oluyor. Gençlerin polisle doğrudan karşı karşıya gelmesi, çatışması amacı güdülüyor.

Kurtuluş Tayiz’in yorumu:

Sokağın arkasındaki el

Sokak hareketlerine yeni şahit olmuyoruz; Kürt sokağı bugüne kadar hep canlıydı. Bu olaylarda az kan dökülmedi; gaz tüfeklerinden atılan kapsüllerin isabet ettiği çok sayıda çocuk hayatını kaybetti. Yaşlılar, kadınlar polis şiddetine maruz kaldı, çok sayıda insan ağır işkenceler görüp tutuklandı. 1990’lardan günümüze kadar dağda, ovada olaylar hep sürdü. OHAL baskısı altında yaşayan Kürtlerin sokağa dökülmesi, ayaklanması kendi içinde bir meşruiyeti taşıyordu. Bu yüzden olsa gerek Kürt sokağının arkasında “gizli” bir el pek aranmadı. Güneydoğu’da olayları yönlendiren “el” her zaman açıktı; ya Kandil ya da demokratik Kürt partileri (DTP veya BDP gibi) bu olayları yönlendiriyordu.

Ancak Türk sokağı, Kürt sokağı kadar sahici değil. Bunun nedeni Türk sokağındaki öfkenin, siyasi manipülasyon ve dezenformasyondan beslenmesi olabilir. Türk sokağı kendi iç dinamikleriyle harekete geçmiyor. İletişim araçları üzerinden yayılan, çarpıtılmış bilgilerle yönlendirilen sokak, haliyle gerçekçi olamıyor. Sokak olaylarının başlama nedenlerine bir bakın; zorlama nedenlerle sokağın hareketlendiği görülüyor. Olayların başlamasına genellikle çarpıtılmış haberler, dedikodular, söylentiler neden oluyor. Gençlerin polisle doğrudan karşı karşıya gelmesi, çatışması amacı güdülüyor.

***

Bu yüzden son günlerde hareketlenen Türk sokağının arkasında “gizli” bir elin bulunduğunu düşünmeye başladım. Bu süreç Gezi’yle birlikte başladı. Belki Gezi’yi başlatan böyle “gizli” el değildi, ancak sürdüren “gizli” bir el. Kürt sokağı sönünce gizli bir el Türk sokağını ateşlemeye başladı. Sokaklar bir ülkenin istikrarının da göstergesidir. Sokağı ele geçirmeden iktidarı ele geçirmek zordur. İktidarı baskı altına almanın yolu sokaktan geçer.

Yakın siyasi tarihimiz bu açıdan çok zengin. Askerler sokaklarda sol-sağ çatışması, Alevi-Sünni gerginliğini tırmandırarak siyaset kurumunu hep kontrol altına aldılar. Sokağa çıkan gençler elbette kendi kararları ve iradeleriyle sokağa çıkıyor ve çatışıyordu. Ancak onlar sadece büyük oyunun içerisinde küçük oyuncular olarak kaldı. Türk sokağını arkadan yönlendiren hep gizli bir el oldu.

***

Bugün de sol örgütler üzerinden ve Alevi-Sünni hassasiyetini kaşıyarak sokakları canlı-hareketli tutmaya çalışıyorlar. Eskiden bu işleri Özel Harp Dairesi yapardı. Başlarında askerler bulunurdu. Askeri vesayet sisteminin geriletilmesi üzerine derin devletin bittiğini, etkisinin kalmadığını düşünmeye başladık. Ancak son günlerde sokakların yeniden hareketlenmesi, 12 Eylül öncesi görüntülerin yaşanmaya başlaması, bizlere o “gizli” elin yeniden harekete geçtiğini gösterdi. Taktikler aynı, profesyonel işi. Kendiliğindenlik yok, faaliyetler organizeli. Bu imzayı tanıyoruz. Bildiğimiz kontrgerillanın imzası. Kontrgerillanın sivil unsurlarının Gezi’den sonra uyandırıldığı ve işbaşında olduğu anlaşılıyor. Amaçları Gezi’yle birlikte ateşledikleri kaosu diri tutmak ve mümkünse bunu Kürt sokağına da yaymak. Kürt sokağının çözüm sürecinde bu oyuna geleceklerini sanmıyorum. Çözüm süreci devam ettikçe Kürt sokağı bu oyuna gelmez. KCK veya BDP bile Kürt sokağını Türk sokağıyla öyle kolayca birleştiremez. BDP’nin “Gezi’ye çıkma” çağrısının çok etkili olacağını düşünmüyorum. Çözüm süreci biterse, belki.

***

Bu nedenle siyasal iktidar, olayların büyümesini engellemek için Türk sokağını dağıtma-bitirme yerine kontrol altına almakla uğraşmalı. Polis şiddetine müsaade etmemeli. Sokağın arkasındaki “gizli” eli açığa çıkarmalı. Ve tabii ki en önemlisi demokratikleşme adımlarına hız verilmeli.

Akşam

Güncelleme Tarihi: 14 Eylül 2013, 11:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner241

banner247

banner141

banner140

banner255