banner279

SEFİL HAYATLARIN GÖLGESİ KISADIR

AKİF ŞAHİN

SEFİL HAYATLARIN GÖLGESİ KISADIR
 Bedenimizle ruhumuzun engebeli izdüşümleri bize dakik bir hayatın ipuçlarını sunmaya başlar. Kimseler dokunmasa fıtratımızda biriken temel güç ve temiz ruh bizi evrenin kapılarını açmaya başlayacaktır.
Sefil bir hayatı yaşamak adına nelere katlanırız. Doğduğumuz ilk gün başlayan bebekliğimiz bu dünyadaki defterimize nasıl yazılır, bilemeyiz.   Çocukluk dönemi tozpembe bir düşün zor hatırlanan acı ve tatlı hayalleriyle başlar. Birey için dünyanın başlangıcı güneşin doğduğu o günle başlayarak önce memelerine daha sonra eteklerine tutunduğumuz annelerimizin gözlerinde bir ışıltı gibi doğar. Daha sonraki zamanın hızla aktığı dönemler onların sözlerinden doğan umut ışığına tutunmaya başlarız. Ev olarak tanımlanan dört duvarın içindeki aile denilen toplumun en küçük birimiyle birlikte yaşama sıcaklığını tadarız, azıcık azıkla sevinçlerimizi besleriz.  İnsanların ruhlarına biriken sızılara ağıtlarımızla cevap vermeye başlarız. Erkek olmamız ve bayan olmamız kişiliğimize farklı şarkıları mırıldanmaya başlatır. Oyuncaklarımıza isim verir, hayallerimizi bilmediğimiz lisanlarla dillendiririz. Büyüklerimizin bizi oyalamak ve bizim oynamamız için verdiği oyuncakları konuşturup onları oyalarız ve umutsuz da olsa hayallerimizi dillendiririz. Büyüklerimizi içine düştükleri gafletten uyandırıp masumiyete çağırırız. Çoğu zaman farkına varmadıkları bu dünyanın bir oyun sahası olduğunu hatırlatırız. İlk başında olduğumuzu bu hayatın onlar için ise yarı yolu geçtiklerini, onlara anlatmaya çalışırız. Bazı günler onların bizi büyütmek için kurguladıkları gölgeye sığınırız. Büyüklerimizin bizim için kurduklar iyilikler ve kötülükler dünyasındaki korkuluklara tutunarak büyürüz.
Dört duvarın dışına çıkmaya başladığımız günler, güneşin ışığıyla iliklerimize güç katarız. Tabiatın güzellikleriyle büyüleniriz. Islandığımız yağmurun hangi bulutun gözlerinden döküldüğünü anlamaya çalışırız. Semanın katlarında neler olduğunu merak eder, imkânsız şarkıları söyleriz. Hayal dünyamızın içinde bir dünya ve çevresine ışık saçan umut yıldızlarıyla donatırız. Bastığımız toprağın bize bahşettiği nimetleri algılamaya başlarız. Güneşin ışığıyla aydınlanan gündüzün doyulmaz cazibesi bizi çeker. Gözlerimize biriken yaşamak özlemiyle birleştirip düşe kalka bu hayatı adımlarız. Gece korkularımızı besleyen karanlığı ruhumuzun üstüne kara bir elbise gibi giyer, bilmediğimiz bir uyku denizine dalarız.
Dünyanın aktığı menzili düşünmeden başladığımız ilk eğitim kurumlarında kurguladığımız hayatın rüyalarında uyanmaya başlarız. İnandığımız güçlerin sınırlarını keşfetmeye çalışırız. Bedenimizle ruhumuzun engebeli izdüşümleri bize dakik bir hayatın ipuçlarını sunmaya başlar. Kimseler dokunmasa fıtratımızda biriken temel güç ve temiz ruh bizi evrenin kapılarını açmaya başlayacaktır. Ancak bunu biz ilk zamanlar anlayamayız,  bizden çok önce doğanlar, dönüş biletini kesenler, bizi kısır bir hayatın içine sürükler. Her giydiğimiz elbiseyi bizi saran dünyaya karşı korunmak için ruhumuza örteriz. Sığındığımız maskelerin gerisine adı konulmamış duvarlar örer. Adını bilmediğimiz doğmamış masal kahramanları yaratırız. Gecenin en koyu anında gündüzün aydınlığına hazırlık olsun diye ruhumuza ay ışığı doldurur. Yağmurun bulutla buluştuğu zamanın içinde yeni baştan doğarız.
Liseli çağların eşiğinde çevremizle ruhumuz arasında biriken okyanusla çölün birleştiği bir zaman ve mekânda gezeriz. Bazen bir denizin dinginliğinde insanı eşrefi mahlûkat sayan ruhun kollarında buluruz. Bazı zaman kuduran denizin öfkesiyle bir çölün kollarına düşeriz. Bilincimiz gelgitleriyle gençliğin modalaşan serüvenleri bizi büyüler. Bedenimiz ruhun dinginliğini delikanlı özlemiyle bedenin biriken esrarengiz çağıltısına kavuşturur. Devşirme medeniyet kalıntılarıyla büyüyen örnek gösterilen nesillerin kahramanlıkları,  bize bayatlamış bir gelenek tutkusunu aşılamaya başlar. Engebeli bir yarışın sonunda hayata bir şaşkınlıkla bakarız. Özgürlüğümüz adına ideoloji veya dini bir misyonla savruluruz. Bu dönem üniversite ve sonrası dönemin ilk basamaklarına tutunduğumuz yıllara rastlar
Mesleki ve kültürel bir motivasyonla yeni icat edilen günahlarımız bedenimize giydirilir. Bu dönem bizim gençlik sonrası erişkin hayat olarak tanımlanan insanın mesuliyetler çağıdır. Bu dönemde muhteşem kaosu yaşadığımız zaman dilimi başlamıştır. Ancak biz gündelik hırslarımızın ve koşturmalarımızın etkisiyle bunun farkında bile olmayız.  Yazgımız her gün bilinen ve hissedilmeyen ayrı bir serüvene koşmaya başlar. Böylece sefil bir hayat için gölgelerimiz hep kısa kalmıştır.
- See more at: //www.iktibasdergisi.com/sefil-hayatlarin-golgesi-kisadir/#sthash.rqIrmdOf.dpuf
Güncelleme Tarihi: 07 Eylül 2015, 11:24
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241