banner279

Şahin Alpay: Abdullah Gül kenara çekilemez

Zaman Gazetesi yazarı Şahin Alpay bugünkü yazısında kısa bir süre kala Cumhurbaşkanı adaylık tartışmalarını değerlendirdi...

Şahin Alpay: Abdullah Gül kenara çekilemez

Abdullah Gül kenara çekilemez

Bazılarına göre, Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül (“iki İslamcı”) “iyi polis-kötü polis” oyunu oynuyorlar. “Erdoğan Putin ise, Gül de Medvedev’dir.

Yer değiştirseler hiçbir şey değişmez…” Geçmiş yıllarda da, “Erdoğan pragmatik, Gül dogmatik İslamcıdır; onun için birincisi evladır…” dendiğine de tanık olmuştuk. Bu iddiaların zerre kadar ciddiye alınacak tarafı olmadığı umarım giderek daha iyi görülüyor. Gerçek şu ki, başında Erdoğan’ın olduğu bir yönetimle, Gül’ün olduğu bir yönetim gece ile gündüz kadar farklı olabilir.

Farkı göremeyenlere hatırlatalım: Gül her zaman Türkiye’nin Birliğe üye olamasa da AB normlarında bir demokrasi olması gereğinin altını çizdi. Gezi Parkı gösterilerinden bu yana demokrasinin seçimden ibaret olmadığını, aynı zamanda hukuk devleti olduğunu vurguluyor. 17 Aralık’tan bu yana yolsuzluk iddialarının üstünün örtülemeyeceğini, yargı tarafından hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde soruşturulması gerektiğini söylüyor. Erdoğan’ın Hizmet Hareketi’ne karşı savaş ilanına karşılık Gül, hukuk devletinde McCarthycilik, cadı avı yapılamayacağını söylüyor; yurtdışındaki Türk okullarını kapattırma çabasına karşılık onlara sahip çıkıyor. Erdoğan’ın “kökünü kazıyacağız” dediği sosyal medyaya da sahip çıktı; Twitter, YouTube yasaklarını ilk delen o oldu.

Aynı Gül, Erdoğan’ın uluslararası komplo ile karşı karşıya olunduğu iddialarını adeta elinin tersiyle itti; “Türkiye’yi yıkmak isteyenler gibisinden komplo iddialarına inanmıyorum. On sene boyunca bizi göklere çıkaranlar şimdi tenkit ediyorsa onları Türkiye düşmanı ilan etmek Üçüncü Dünya söylemidir…” dedi. Erdoğan’ın “Cumhurbaşkanı’nı da dinlemişler, o da çıkacak…” lafına karşılık, “Bazı devlet görevlileri kanunların ötesinde dinlemeler yapmışlar. Bunlar suç, ama bunlarla ilgili herhangi bir kaygım veya korkum söz konusu değildir.” derken yaptığı ima çok açıktı. Nihayet Gül, Erdoğan’ın uzun süredir husumet beslediği, yakınlarda “vatana ihanet” ile suçladıkları arasına kattığı TÜSİAD’ın Ankara’daki Yüksek İstişare Kurulu toplantısına katıldı. AKP’den hiç kimsenin bulunmayışıyla temayüz eden toplantıda konuştu, “Hukuk her şeyin başıdır.” dedi. Çoğulculuğun önemine vurgu yaptı ve “Herkes fikrini söyleyecek.” dedi.

Evet, Gül’ün HSYK, internet kanunlarını Meclis’e geri göndereceğine hükümetle pazarlık yaparak bazı iyileştirmeler sağlamaya çalışmasına; kimi zaman “Ben ne yapabilirim ki…” diyerek Erdoğan ve kliğinin ülkeyi götürmekte olduğu çıkmaz yol karşısında susacağı izlenimi vermesine tepki gösterildi. Bu tepkilere ben de katıldım. Ancak şurası muhakkak ki Gül, içinden geçmekte olduğumuz krizin olabildiğince ucuz atlatılması için çaba harcıyor; siyasetçinin yöntemi, biz yorumcuların yönteminden farklı.

Eğer Türkiye, giderek keyfî, otoriter ve yoz bir nitelik kazanan; tarihin en büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasına konu olan; bu soruşturmayı bastırmak için yandaşlarına “vatanseverler”, muhaliflerine “vatan hainleri” diyerek toplumu bugüne kadar görülmemiş bir şekilde kutuplaştıran; bir inanç grubuna karşı her gün nefret kusan bir kliğin tahakkümünden kurtulacaksa, Cumhurbaşkanı Gül bunda bir rol oynayacaktır, oynamalıdır.

Bu kez halkın oyuyla cumhurbaşkanı mı seçilir, AKP’nin ve hükümetin başına mı geçer, yoksa Erdoğan tarafından saf dışı mı edilir, bilemiyorum. Ama Gül’ün siyasetin içinde olması gerekir, zira hem kurduğu partiye, hem Türkiye Cumhuriyeti’ne, hem de Türkiye halkına karşı taşıdığı büyük bir sorumluluk var. Kenara çekilemez.

Güncelleme Tarihi: 19 Nisan 2014, 10:52
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241