banner259

RUSYANIN “DELİLİNE” ÇOK AZ KİŞİ İNANACAKTIR

Keir Giles

RUSYANIN “DELİLİNE” ÇOK AZ KİŞİ İNANACAKTIR
 Misilleme yapmak isterse Rusya’nın önünde herhangi bir askeri eylem dışında diplomatik, ekonomik ve diğer türde sayısız seçenek var. Rusya Türkiye için büyük bir ihracat pazarıdır ve Türk inşaat şirketleri Rusya’da çok sayıda büyük inşaat projesi gerçekleştiriyor. Bunlardan her biri yaptırımlar ya da diğer tedbirler için hedef teşkil ediyor.
Vladimir Putin, Rus savaş uçağının Türkiye tarafından düşürülmesini “arkadan hançerlenmek” olarak nitelendirdi ve bunun “ciddi sonuçlarının olacağı” uyarısında bulundu. Onun bu hissi tepkisi, neler olduğuna dair ayrıntılar ortaya çıkarken Moskova tarafından yapılan ve sabır tavsiye edilen ölçülü açıklamalarla taban tabana tezat teşkil ediyor.
Rusya devlet başkanının olaya öfkeyle şahsen müdahil olması, alarm vericidir. Bu, olayın doğru ya da yanlış olmasına bakılmaksızın Rusya’nın tehlikeli ve zarar verici tepkilerde bulunmasına yol açabilir. İki ülke arasında gerginlikler son zamanlarda zaten artıyordu. Uçağın düşürülmesi, Türkiye’nin Türkmen köylerine yapılan hava saldırılarını protesto etmek için Rusya’nın Ankara büyükelçisini dışişleri bakanlığına çağırmasının akabinde, Rusya’nın Suriye’deki faaliyetlerini görüşmek üzere BM Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırmasından bir gün sonra meydana geldi.
Misilleme yapmak isterse Rusya’nın önünde herhangi bir askeri eylem dışında diplomatik, ekonomik ve diğer türde sayısız seçenek var. Rusya Türkiye için büyük bir ihracat pazarıdır ve Türk inşaat şirketleri Rusya’da çok sayıda büyük inşaat projesi gerçekleştiriyor. Bunlardan her biri yaptırımlar ya da diğer tedbirler için hedef teşkil ediyor.
Diğer muhtemel hedef, enerjidir. İki ülke arasında Türkiye’ye satılan Rus doğal gazının fiyatı hakkında zaten tartışma mevcut. Ama bu tür tedbirlerin çoğu ters etki doğuracak, Türk ekonomisine olduğu kadar Rus ekonomisine de zarar verecektir. Buna rağmen Rusya, daha önce defalarca iktisadi endişelerin kendisi için ikinci planda geldiğini göstermişti. Rus ekonomisi düşük petrol fiyatlarından dolayı ölümcül derecede zarar görmüş olsa bile…
İki faktör göz önüne alındığında bu tür bir çatışma kaçınılmaz görünüyordu: Türkiye’nin, hava sahasının korunmasına yönelik olarak sıkı ve kararlı bir şekilde tatbik ettiği angajman kuralları ve Rusya’nın diğer ülkelerin sınırlarına girme konusundaki umursamaz tavrı.
Avrupa’nın diğer ucunda tam tersi bir durum yaşanıyor. Rus uçakları bilerek ya da kazara İskandinav ve Baltık ülkelerinin hava sahasına giriyor ama böylesine net bir karşılık görmüyor. Kuzey Avrupa’daki ülkelerin bu meselede gösterdiği diplomatik tepkiler de uçaklarının düzgün davranıp kesin güzergahlar içinde seyretmesini sağlamak üzere Rusya’yı harekete geçirmeye yetmiyor.
Aslında Türkiye’nin hava sahası ihlallerine gösterdiği sert tepki, 3 ve 4 Ekim tarihlerinde yaşanan benzer ihlallerde gösterdiği tepkiler göz önüne alındığında şaşırtıcı değildir. O tarihlerde Rus uçaklarına benzer uyarılar yapılmış, uçaklar saldırıya uğramadan uzaklaşmıştı. Bu yüzden, Rusya Türkiye’nin kurallarının tamamen farkındaydı. Bu kurallar Rusya tarafından da anlayışla karşılanıyor. Türkiye’nin sert tepki verme alışkanlığı, açık ve net kırmızı çizgilerle Rusya’nın hangi davranışının kabul edileceğine dair sınırları belirliyor.
Uçak düşürmeyle ilgili tespitler biraz zaman alacak. Başlangıçtaki iddialar ve karşı görüşlerin de bu bağlamda ele alınması gerekiyor. Rus Su-24 uçağı elle kontrol edilen GPS göstergelerine bağlı eski model navigasyon sistemlerine sahip uçaklardan biri ise basit bir navigasyon hatası söz konusudur. Ama Türkiye, Rus uçağını beş dakika içinde 10 kez ikaz ettiğini söylüyor. Beş dakika uzun bir süre gibi gelmiyor ama hızlı bir jetin yanlış yönde gitmesi için uzun bir süredir.
Bu yüzden, olaya karışan hava mürettebatının trajik ölümünün muhtemelen kendi hatalarının ya da komutanlarının yanlış değerlendirmesinin bir neticesi olduğu Moskova’dakiler için net bir şekilde ortada olabilir. Durumu tırmandırmamak her iki tarafın da menfaatinedir.
Ekim ayında Türkiye’nin NATO’yu da dahil eden tepkisi çok ölçülüydü. Türkiye’nin NATO’yu istişarelerde bulunmak için toplantıya çağırmasının, Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesi yerine kasıtlı olarak 4. maddesi üzerinden yapılması da siyasi bir mesajdı. Putin’in, Türkiye’nin Rusya’yla görüşmeden konuyu NATO’ya getirdiğine dair -doğru olmadığı görülen- iddialarına rağmen, problemin iki taraf arasında bir mesele olarak sınırlandırılması gerginliğin kontrolsüz ve gereksiz yere tırmanışının önlenmesinde önemli rol oynadı.
Rusya her halükarda uçağının Türk hava sahasına girdiğini inkar etmeye devam edecektir. Ama burada Moskova’nın ciddi ve kendisinden kaynaklanan bir problemi var. O, “uçağının asla Suriye hava sahasını terk etmediğine dair objektif delillere” sahip olduğunu iddia edebilir. Ama Rusya, Ukrayna konusunda 18 ay boyunca yanlış bilgiler, yalanlar ve doğru olmayan fantezilerle -özellikle de Malezya Havayolları’nın MH17 sefer sayılı uçağının düşürülmesi- malulken bu iddiasının pek bir kıymeti olmayacaktır. Açık bir şekilde ifade edersek, sözcüsü bu kez gerçekleri söylese bile, önceki eylemleri yüzünden Rusya’nın “delillerinin” hiçbir inandırıcılığı olmayacaktır.
Kaynak: Guardian
Dünya Bülteni için çeviren: Mehmet Şeyhoğlu
Dünya Bülteni/ Keir Giles
Güncelleme Tarihi: 26 Kasım 2015, 11:39
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner241

banner140

banner141