banner279

RED EDİLEN “DİN”DEN MİSİNİZ?

HAMDİ AKAN

RED EDİLEN “DİN”DEN MİSİNİZ?
Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir gurup bile bile gerçeği gizler.2/146
Yoksa kabul edilen din’den mi? Sizin dininiz size. Benim dinim Bana. Ben Allahın elçisi Muhammed(as) olarak vahiy ile muhatap ve mükellef oluşumdan dolayıdır ki; Benim dinim âlemlerin Rabbindendir. Peygamberin; Bu dinin inzalinde katkısı olmamakla beraber yaşama aktarımda ilahi bir model olduğu vakıa. O halde benim dinimin patenti Allah’a aittir. Hayatın yaşamın ölümün sahibi insanlara, kıyamete kadar baki olacak dinin esaslarını Vahye endekslemektedir. Aziz dostlar; Kafirun suresi hayata bakışın duruşun direncin, bir iddianın formüle edildiği suredir. Allah’tan olanların düşünce merkezine alınıp ondan gayrisinin reddiyesi ile başlamaktadır.

Öyle bir Red ki; Mümin, Müşrik. Tevhid Şirk ayrımının kalın çizgiler ile belirginleştiği, Muhammed’e(as) iman edenler ile etmeyenlerin netleştiği, Allah’a taraftar olmak ile muhalif olmanın  Yol ayrımıdır. Eski geleneksel yapıya göz attığımızda gözlemlenen o ki; Mekke de yaşayanların geçmiş peygamberlerin kabul edildiği kendilerini peygamberlerden İbrahim ve İsmail sonundan saydıkları aynı mekân da dini motiflerin geçerli olduğu, Allah, Peygamber din gibi ana konuların bilindiği söz konusudur. Peygamber soyu (seyit)! olan bir kavim! Onların uluları, liderleri dini hüviyete haiz olanlarınca üretilen tasavvurların tümü ilahi maksadın tezahürü var sayılır olmuştu. Hatta helal haram ve ibadetlerinde çok net olarak bilinmesi bizi şaşırtacak düzeyde gözlemlenmektedir.

Ve bu insanlar kendilerini teslim olan anlamda Müslüman saymaktadırlar (!). Mekkeli İbrahim ve İsmail soyundan gelen Müslümanların “din”leri nasıl bir din idi ki, Allahın elçisi olduğunu iddia eden bu şahıs onların dinini Allah adına “reddedebilmektedir” “Sizin dininiz size, benim dinim bana” Dün İbrahim’in  dini, İslam Allahın Vahiylerinden müteşekkil iken ilerleyen zaman sürecinde “din Allahtan gayrı ya has kılınmış olmak gibi ciddi sapma ve kırılmalara uğramış olmalıdır ki reddedilebilmektedir. Konunun hassasiyetine binaen, cahiliye Araplarında din asli hüviyetinden ne kadar değişikliğe uğramıştır. Allahın vahiyleri kendi yanlarından ürettikleri tasavvurlar ile değiştirilirken deştirmenin mantığı nedir? Dine rağmen din üretmek…

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir gurup bile bile gerçeği gizler.2/146 Bu gerçeği nasıl sakladılar? Öz oğulları gibi tanıyor oldukları peygamberin gelmesi onların kurulu şirk düzenlerini temelden sarsacağı için, konuyu en iyi bilen bir gurup! Bile bile hakikati gizlediler.
Sana, hilâl şeklinde yeni doğan ayları sorarlar. De ki: Onlar, insanlar ve özellikle hac için vakit ölçüleridir. İyi davranış, asla evlere arkalarından gelip girmeniz değildir. Lâkin iyi davranış, korunan (ve ölçülü giden) kimsenin davranışıdır. Evlere kapılarından girin, Allah’tan korkun, umulur ki kurtuluşa erersiniz.2/189. Kendilerince Takva üreterek daha da muttaki olmaya çalışmak ne demekti? Evlere kapılarından girmemek Takva olarak neye göre oluşmuştu? Takva bu olmadığı halde, bağımsız aklın ve akıllıların! Kendilerin ce ıslah ettikleri hayat.

Hayata çare diye dayattıkları “Çaresizlik”. Allah’ın yarattığı ekinlerle hayvanlardan Allah’a pay ayırıp zanlarınca, bu Allah’a, bu da ortaklarımıza (putlarımıza) dediler. Ortakları için ayrılan Allah’a ulaşmıyor, fakat Allah için ayrılan ortaklarına ulaşıyor! Ne kötü hüküm veriyorlar?6/136 İşte bu gün ve o günün akılcılığı! Teslim olmuş aklı (vahyi) terk edenlerin düştükleri çaresizlik. Her ne kadar Allah’ı tanıyor olsalar da düzenlemelerini keyiflerine rasyonalist akılla uyarlamanın sonucunda süreç içinde vahyi terk ederlerken yeni bir din! Üretmiş oluyorlar.” Ortakları için ayrılan Allah’a ulaşmıyor, fakat Allah için ayrılan ortaklarına ulaşıyor!” Zalimin paylaşımı günümüzde bunda çok farklı olmasa gerek.
“Bunun gibi ortakları, müşriklerden çoğuna çocuklarını (kızlarını) öldürmeyi hoş gösterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler hem de dinlerini karıştırıp bozsunlar! Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Öyle ise onları uydurdukları ile baş başa bırak!6/ 137. Ahlak anlayışı Vahiyden koptuğu anda sosyal kıyametin koptuğu vakıa? Onlar saçma düşüncelerine göre dediler ki: «Bu (tanrılar için ayrılan) hayvanlarla ekinler haramdır. Bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. Bunlar da binilmesi yasaklanmış hayvanlardır.»

Birtakım hayvanlar da vardır ki, (Allah böyle emrediyor diye) O’na iftira ederek üzerlerine Allah’ın adını anmazlar. Yapmakta oldukları iftiraları yüzünden Allah onları cezalandıracaktır.6/138 Kime göre, neye göre, aciz sınırlı mahdut akıllarına göre. Allah’tan bağımsız dindarlık bu olsa gerek! Ürettikleri ritüelleri Allah’a has kıldıklarının farkında oldukları vakıa. Sanki Allahın yanından gelmiş gibi! Ne kötü hüküm veriyorlar? Aynısı ile günümüz de yaşanmıyor mu? “Dediler ki: «Şu hayvanların karınlarında olanlar yalnız erkeklerimize aittir, kadınlarımıza ise haram kılınmıştır. Şayet (yavru) ölü doğarsa, o zaman (kadın erkek) hepsi onda ortaktır.» Allah bu değerlendirmelerinin cezasını verecektir.

Şüphesiz ki O hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.6/139 Sanki Allah kendilerine haber vermiş gibi şu onundur bu değildir gibi, hüküm beyan etme yetkisini nereden kimden almışlardı? “Bilgisizlikleri yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah’ın kendilerine verdiği rızkı, Allah’a iftira ederek (kadınlara) haram kılanlar, muhakkak ki ziyana uğramışlardır. Onlar gerçekten sapmışlardır ve doğru yolu bulacak da değillerdir.6/140. En ciddi en masum en acımasız felaket; bilgisizlik ve beyinsizlik olarak kız çocuklarının öldürülmesi, delilsiz burhansız ellerinde geçerli karineleri olmadan, kendilerine yakıştırdıkları cinayet! Hayatın tümünü Allahtan bağımsız yaşamaya kalkışanların işledikleri cinayetlerden bu anlayışın farkı ne? Doymak bilmeyen gözlerin akılların algıların tek sebebi “bilgisizlik” olarak verilmektedir.

Bilgisiz Beyinsizler, Allahın verdiği hakları gasp ederek zalimliklerini artırmaktadırlar. Gerçekten sapıklık bu değilse nedir? Sonuç olarak; aklın vahye teslim edilmediği zaman dilimlerinde ürettikleri bunlardan farklı değildir. Gerek sosyal, siyasal, hukuki düzenlemelerde Vahiy dininin rasyoneliz olmuş akıllarla ne hallere düştüğü düşürüldüğü Kuran’ın şahadeti ile bilinmekte bildirilmektedir. İnsanlık Allahın Vahyini tahrif etmekte oldukça maharetlidir. İçlerinde elçilerin de olduğu mekânlardan verilen örnekler oldukça dikkat çekici olmaktadır. Geleneksellik olarak kaşımıza çıkan her konuyu Kuran ile teste tabi edip tetkiklerin sonucuna uyulması gerekmektedir. Aksi halde kaybedenlerden olmak ciddi sıkıntıları beraberinde getirecektir. Vahyin inzalinden bu tarafa uzunca yılların geçmiş olması siyasal olayların etkileri, dine yakın olanların menfaatlerine uyarlamaları gibi azim sıkıntıların din üzerindeki baskılarının sonucunda din Allahın dini olmaktan çıkabilmektedir.

Kabul edilmeyecek reddedilecek dinden olmak istemeyeceğimiz gerçeğinin ıskalanmayacağı için, konuyu azami derecede ciddiye almak gerekmektedir. Dönüşü olmayan yola girdikten sonra “eyvah” demeden Allahın verdiği aklı azami derecede kullanarak, onun dinini anlamaya, yaşamaya çalışarak bu riskten beri olmalıyız. __“Bizim asıl cehaletimiz gerçekten cereyan eden hadiseleri izah edemeyişimizden ziyade gerçekte olmamış şeylere izah buluşumuzdadır; bu demektir ki, bizi hakikate götürecek prensiplere sahip olmadığımız halde yanlışa götürmeye gayet müsait prensiplerimiz var.” P. Hazard. İKTİBAS DERGİSİ
Güncelleme Tarihi: 02 Nisan 2015, 10:27
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241