banner279

RAMAZAN’IN DAVETİ

Saygıları da, sevgileri de kostümlere…

RAMAZAN’IN DAVETİ
 Adil Akkoyunlu adil.akkoyunlu@gmail.com  

Ramazan yine geldi. Hâkim olan Kur’an karşısında sanık sandalyesine oturup kendimizi muhakeme etmeye; doğrularımızın ve yanlışlarımızın yıllık bilânçosunu çıkarmaya çağırıyor bizi. Eksiklerimizi, hatalarımızı, yanlışlarımızı düzeltmeye davet ediyor. Ruhumuzu aklamamızı, gönlümüzü arındırmamızı, Allah ile ahdimizi yenilememizi istiyor. Ramazan, Müslümanları, Müslüman olmaya çağırıyor. İnsanların değil; kostümlerin selamlandığı, sevildiği, saygı gördüğü bir çağda yaşıyoruz. Dünyalık her şey kostüm… İnsanlık özelliklerini yitiren çağımız insanı, kostümleriyle övünüyor. İnsanları değil; kostümleri alkışlamada yarışıyor insanlar.

Saygıları da, sevgileri de kostümlere… Dünya nimetlerinin, birer sınav aracı olduğunu unutmaz Müslüman.[1] Bunları, kibirlenme, övünme ve zulüm aracı olarak kullanmaz. Dünya nimetlerine sahip olanların, Yaratan’a şükür borçlu olduğunu bilir. Her şey Allah’ın… Kul, kazanmak için çalışır. Ne ki, rızkı genişleten de, daraltan da yine Allah’tır.[2] “Allah, rızkını tutacak olursa size rızık verecek kimdir!”[3] Süslü dünya nimetleri kostümden başka ne ki! İnsanların kostümlerini değil, insanı selamlayan insanlara selam vermek için geldi Ramazan.

“Siz dünya hayatını daha çok önemsiyor ve üstün tutuyorsunuz. Oysa ahiret daha hayırlı ve daha bakidir.” ayetini hatırlatmak için…[4] Müslümanların, İslam’ın buyrukları hakkında bildikleri az değil. Fakat fiillerinin, bildiklerine uyduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilir miyiz? İşte Ramazan, bir nefs muhakemesi, muhasebesi (otokritik) yaparak kaç ayarlık Müslüman olduğumuzu düşünmeye davet ediyor bizi. Sormamızı istiyor kendimize:

Peygamberimiz (a.s.): “Kim Allah’ın katında kendi değerini öğrenmek istiyorsa; Allah’ın kendisinin yanında değeri nedir ona baksın.” buyuruyor. Allah’ın bizim yanımızda değeri nedir? Allah’ın Kitabı hayatımıza ne kadar yön veriyor?  İşlerimiz ne kadar benziyoruz O’nun elçisinin işlerine?.. Allah’ın memnuniyeti / rızası mı önceliğimiz yoksa nefsimizi veya başkalarını memnun etmek mi? Dünya rahatımız için mi daha çok çalışıyoruz, ahiret rahatımız için mi?  Nere için daha fazla zaman ayırıyor, emek veriyor, para harcıyoruz? Dünyalık yitiklerimiz mi bizi daha çok üzüyor, ahiret yitiklerimiz mi? Evimizde kırılan bir tabak mı bizi daha çok üzüyor; kılamayıp kaçırdığımız bir sabah namazı mı? Dünyanın çeşitli coğrafyalarında öldürülen, hapsedilen, sürülen, zulmedilen kardeşlerimiz bizim sınavımız.

Onlar için ne yapıyoruz? En azından onlar için yüreğimiz parçalanarak uykularımız, iştahımız kaçıp gözyaşı döküyor muyuz? Yoksa Müslümanları katledenlerin mallarını satın alarak; “Al bir kurşun parası da ben veriyorum.” diyerek onlara yardımcı mı oluyoruz? Allah’ın Kitabının ve Resulün sünnetinin bize emanet olduğunu hatırlatıyor Ramazan. Koruyabiliyor muyuz? Yoksa ihanet mi ediyoruz? Onları korumak, vefa göstermek; anlamaya çalışarak hayatımıza uygulamakla mümkündür.

Bidat ve hurafelerden uzak; Kur’anî olan İslam’dan ne biliyoruz? Ömrümüz boyu kaç meal, kaç tefsir, kaç hadis ve fıkıh kitabı okuduk? Her gün ailemizle kaç ayetin ve hadisin anlamını öğreniyor ve hayatımıza uyguluyoruz? Vahiy ne kadar hayatımıza hâkim? Bizim için dünyada en değerli varlığımız olan ömrümüzü nelere harcıyoruz? Nelerle değişiyoruz? Biz kendimizi hesaba çekmesek de, Allah çekecek bir gün. Kaçış yok o günden. Vahyin gölgesinde, bunları düşünmemizi istiyor Ramazan.

Rabbimizin buyruklarını sadece hatmetmemizi değil; anlamamızı ve fiillerimize yansıtmamızı istiyor. Hakk’ın huzuruna varmaya yüzümüz var mı? Alnımız açık mı? Allah’a olan kulluğu, sadece üç aylarla ramazanlarla, cumalarla “kandil geceleriyle” sınırlamak Müslümanlık değil. Bunu biliyoruz. Öyleyse, bütün gece ve gündüzlerimizi Allah’a adayıp O’na itaat ve kullukta tüketmek için gayret ediyor muyuz? Öldükten sonra mı kullar, kulluklarını, itaat ve ibadetlerini, hayatlarını ve ölümlerini Allah’a adayacaklar? Allah’a inananlar, ne zaman Vahyin portresini çizdiği, insanlara benzeyecekler? Müslümanlar, ne zaman emrolundukları şekilde dosdoğru MÜSLÜMAN olacaklar?.. Ramazan eğlence ayı değil; Kur’an ayıdır. Hâkim olan Kur’an’ın karşısında muhakeme olma ayıdır.

Kur’an’ın huzurunda sanık sandalyesine oturup hayatı sorgulama ayıdır. Kur’an’ın gölgesinde düşünme vaktidir. Belki de buna dikkati çekmek için Rabbimiz, Kur’an’ı Ramazan ayında,[5] Kutlu bir gecede;[6] Kadir gecesinde indirdi.[7] Belki bu sebeple Cebrail, her Ramazan ayında gelip Son Elçiyle inen ayetleri baştan sona mukabele ediyordu. Kur’an tamamlandığında, Cebrail Ramazan’da yine geldi, bu defa Kur’an’ı baştan sona iki okuyup defa hatmettiler. Allah ile ahdimizi yenilememizi, Kur’an’ı rehber edinmemizi, bütün ömrümüzü Ramazan şuuru içerisinde geçirmemizi söylemek için her yıl kapımızı çalıyor Ramazan.  

[1] Bakara: 2/155, 214; Al-i İmran: 3/186; Enfal: 8/28; Teğabün: 64/15 – 17 [2] Bkz. Şûra: 42/17; Zümer: 39/52; Sebe: 34/36, 39; Râd:13/26 [3] Mülk: 67/21 [4] A’lâ: 87/16, 17; İbrahim: 14/3; Kıyamet: 75/20, 21;İnsan:76/27; Şura:42/36; Kasas:28/60; Nisa:4/77 [5] Bakara: 2/185 [6] Duhan: 44/3 [7] Kadir: 97/1
Güncelleme Tarihi: 21 Haziran 2015, 12:39
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241