banner279

Postalların yere basma zamanı...

NedretErsanel

Postalların yere basma zamanı...
Postalların yere basma zamanı...

Olağanüstü Kudüs zirvesi, diplomatik/politik kazanımlarının çok ötesinde bir ‘meydan okuma’ içeriyor...

Bir siyasi iktidarın ömrü boyunca bölgesel/küresel liderlik sunan konjonktürün ikinci kez önüne çıkması nadirdir. ‘One minute’den sonra Kudüs krizi Türkiye’ye bu şansı tanıdı, Ankara da bunu kullandı...


Ancak Kudüs, ‘one minute’den daha büyük bir masanın açılmasına sebep olacak. İlk krizde Türkiye’nin haklı itirazı/davası ona ‘Büyük Ortadoğu’ halklarının kalbinden beslenen liderlik sunmuştu. Kudüs bunların üzerine, her toplantısında ilk madde Filistin’i görüşen ama adım atamayan ülkeleri ‘gönüllü’ Türkiye’ye getirdi...

Artık Batı için-gelişini gördükleri ve bu yüzden son 10 yıldır binbir tezgâhla tökezletmeye çalıştıkları ’hedef’ tam karşılarında duruyor. Ama!.. Bu ülke aynı zamanda masanın karşısındaki tek ‘muhataptır’! Hatta ‘dostlar’ için de! Bunun iyi anlaşılması gerekiyor...



‘One minute’in karşılığı Kürt kartıydı! Hâlâ caridir. YPG/PYD manivelası gibi Kuzey Irak referandumu da odur. ABD-İsrail operasyonuyla masaya fırlatılan Kudüs kartı, ilk kartın tutunmakta zorlandığını gösteriyor! İstanbul’da Kudüs hamlesinin cevabı verildi. ABD’nin sersemlediği nadir anlardan birini yaşıyoruz.

Şimdi İstanbul zirvesinin karşılığı gelecek! Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster’ın, “Türkiye ve Katar radikal ideolojilerin yeni sponsorlarıdır” açıklaması yeni kartın bu desteden geleceğini gösteriyor.

ABD Başkanı’nın Pazartesi günü açıklaması beklenen ‘Yeni Güvenlik Strateji Belgesi' Türkiye’yi bu mânâda içerirse, Washington’ın en güçlü tehdit kalemlerinden birini masaya sürdüğü anlaşılacak...

MÜTTEFİK ORDULAR, HAZIR-OL!

Amerikan diplomasi tekniği, ‘sıkıştırmak’ üzerine değil, yönlendirmek üzerinedir. Aynı zamanlamayla Beyaz Saray’dan gelen, “ABD, Türkiye ile stratejik ortaklığına bağlı” ve Cuma günü de bizzat tehdidi savuran McMaster’ın, “Türkiye ile güçlü ittifaka sağlam şekilde inanıyorum” açıklaması, yani tükürdüğünü yalaması da işte yukarıdaki 'muhatab'ı kabul ettiklerini gösteriyor!


İki tavır da kimseyi şaşırtmasın! Nihayetinde 11 Eylül’de binlerce insanını gökdelenlere gömen ülkeyle Riyad’da küre ovuşturan da ABD’dir! Biz işimize bakacağız...

‘Yapılacak işler listesinin’ bir maddesi şudur; İstanbul zirvesinin diplomatik cephe inşaları sahada desteklenmelidir.

Örneğin Suriye’de Rusya, İran askerlerini azaltmaya hazırlanırken, İsrail vurmaya ABD ise askeri varlığını sürdürmeye devam edecek.

Bu da Türkiye’nin hem kendi ordusunu hem 'dost kuvvetleri' pekiştirmesini, network inşa etmesini gerektiriyor. Üslerin önemini de sanırım herkes iyice anladı.

Pakistan, Azerbaycan, Rusya, Katar, yeri geldiğinde İran (Tahran üzerine ağır biçimde abanılacağı bir dönem yaklaşıyor) belki Afganistan, Çin ve İstanbul’da bildirgeye imza atan tüm ülkelerle.



Peki mümkün mü?..

Gözden çok kaçan taze bir gelişmeyi örnek sayınız: “Türkiye, Azerbaycan, Kırgızistan, Moğolistan’ın katılımıyla ortak bir askeri güç oluşturuldu. Avrasya Askeri Statülü Kolluk Kuvvetleri (TAKM) ismini taşıyan teşkilat ilk toplantısını Bakü’de gerçekleştirdi”... (‘Türk dünyası ortak ordusunu kuruyor’, 13/12, Milliyet.)

Bu gelişme ‘Büyük Ortadoğu’ ülkelerinde tekrarlanabilir hatta zamanı gelince hepsi entegre edilebilir. Yeni masanın potu böyle gerektiriyor.

BARZANİLERE KEFİL OLUR MUSUNUZ?..

Başta Türkiye, İran, Irak ve Şam yönetimi olmak üzere bölge ülkelerini şaşırtan Kuzey Irak ‘bağımsızlık’ referandumuyla Ankara Erbil’e kapıları kapatmıştı. Şimdi normalleşme için kapı aralanıyor...

Bölgesel yönetimin başbakanı Naçirvan Barzani Ankara’ya gelecek.

Normalleşme tamam. Peki, zamanlaması doğru mu? Kaldı ki, Erbil akıllandı mı? Buna kim kefil olabilir?



Irak ordusu-peşmerge arasındaki çatışmanın sonlandırılması çabaları var. ABD’nin bölgeden sorumlu en kıdemli iki orgenerali ile Irak Genelkurmay Başkanı da Ankara’ya geldi.

Bağdat yönetimi, Süleymaniye ve Erbil havaalanlarına uçuş yasağını kaldırmayı, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson da Bölgesel yönetime destek vermeye devam edeceklerini açıkladı. İngiltere Başbakanı Theresa May de Neçirvan Barzani’yi Londra’ya davet etti.

Yani zemin oluşturulmuş!

Bir de konjonktüre bakalım...

Kudüs’e gelene, yani, Ankara ABD’ye, 'yavaş' diyene kadar geçen sürecin ilk kıvılcımı o referandumdu. Amerika ve İsrail’in başlattığı 'oyunun' ilk hamlesi oydu.

Küre Koalisyonu, bağımsızlık referandumu, Katar darbesi, Körfez/S. Arabistan oyunu, Saray entrikaları ve gözaltına alınan prensler, NEOM projesi, nihayet bir tür savaş ilanı kıvamında Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etme cüreti oradan başladı.



Şu an bölgedeki konjonktür ABD ve İsrail’in aleyhine.

İran, Türkiye, Rusya, biraz Irak, Şam yönetimi arasında uzlaşı var. Washington ve Tel Aviv dahi nefes alamazken, Erbil’e kapı aralamak erken olmaz mı? En azından, 'kullanışlı' olmaya bir daha cesaret edemeyeceği kadar beklenemez miydi?

Peki, başka açı olamaz mı? Büyük Oyun bu, olmaz mı..

Bakalım bunu duyan oldu mu: Kuzey Irak referandumunu ABD ve İsrail’e karşı, Britanya kurmuş olabilir mi? Erbil’in iplerini Ankara’ya teslim edebileceğini Washington’a göstermiş olabilir mi? Suriye’de YPG-DAEŞ-ABD bağını gösterdiği gibi!
Güncelleme Tarihi: 16 Aralık 2017, 09:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241