banner279

PKK Türkiye’yi neden denedi?

Celal Kazdağlı

PKK Türkiye’yi neden denedi?
 Çatışma çözüm değil. Elbet yine yeniden görüşme olacak. Kürt ile Türk’ü çatıştırmak mümkün olmayacak.

100 yıldır aynı şeyi istiyorlar. Kürt ve Türk ayrı dursun, yan yana gelmesin, birlikte yek vücut olmasın.

Birbirlerini öldürsün istiyorlar.

O parantez tam kapanmak üzereyken yine bir şeyler oldu.

Öcalan’ı dinlemeyen PKK’nın saldırı ile hedeflediği şey ne olabilir?

Daha önemlisi; HDP bu çatışmayı neden önleyemedi?

“Çözüm” ile, biz neyin olmasını bekliyorduk?

Silahın yerini siyaset alacak. Kandil boşalacak, PKK silah bırakacak, seçime girip oy alan siyasi parti öne geçecek.

Yani HDP, PKK’nın vesayetinden çıkacak... Dahası PKK diye bir örgüt kalmayacak.

Tam da HDP’nin 6 milyon oy ve 80 milletvekiliyle TBMM’de temsil edildiği sırada bu çatışma neyin nesi?

Hadi PKK “ eyvah” dedi, “bütün saltanatım bitiyor” diye düşündü ve saldırdı. Yeniden liderliğini ve varlığını sürdürmek istedi.

Pekala; HDP neden buna itiraz etmedi? “Dur arkadaş; seni biz temsil ediyoruz, o silahı bırak, Kandil’i boşalt” diyemedi?

Hala neden HDP, PKK’nın vesayeti altında siyaset yapıyor?

HDP’ye oy veren 6 milyon insan mı önemli, yoksa dağdaki bir kaç bin silahlı adam mı?

Neden HDP kendisine oy veren Kürtlere değil de Kandil’de “onun bunun oyuncağı” haline gelmiş, kendisini yönetici zanneden 20-30 adama bakar?

Bu siyaset midir? Bu Kürt halkını temsil midir?

6 milyon insan size bunun için mi oy verdi?

Oy veren insanın hükmü yok, o dağdakinin görevlendirdiği “çaycı”nın hükmü var?

İstediğinde Belediye Başkanı’nı sorgulayacak, gereğinde milletvekilini sigaya çekecek.

Bunun adına biz demokrasi diyeceğiz, Kürt halkının hak ve çakarlarının korunması diyeceğiz. Öyle mi?

PKK ve dağdakiler fena yanıldı.

O dağdakileri bir şey zanneden HDP kurşunu ayağına sıktı.

Kandili bir şey zanneden HDP Türkiye’yi bir şeye benzetemedi. Bu ölümcül hataydı.

Dağı arkasına aldı, Ankara’ya savaşa kalkıştı.

ABD’ye güvendi. Almanya arkamda zannetti. Mossad’ı yanı başında gördü.

“PKK, PYD IŞİD’le savaşıyor, Türkiye IŞİD’de yardım ediyor” yalanını gerçek sandı.

“Ben olmazsam IŞİD’le kimse mücadele edemez. Herkes bana mecbur” lakırdısına esir oldu.

Türkiye’yi, bir “hiç” mesabesinde gördü.

Paralel Yapı’yı bir şey zannetmenin faturası ile karşı karşıyalar.

HDP Türkiyelileşmeyi nasıl yanlış anladı ise Cumhuriyet Gazetesi’ni de öyle algıladı.

Türkiyelileşmek Batı illerindeki Kürt oylarını almaktan ibaret değildi.

“Türk solu” ve “Tayyip Erdoğan düşmanları” ile Türkiye’ye açılmanın mümkün olamayacağını göremedi.

“Yeni Ankara” düşmanlığı ile Türkiye partisi olmanın mümkün olmadığını anlayamadı.

Bağını koparamadıkları Dağdaki silahın, içinde yer aldıkları TBMM’nin hükmettiği silahı yenebileceğini düşünmek Uygur Türklerinin deyimiyle “ham hıyal”dı.

Belli ki “Yeni Ankara’nın Şamarı” suratlarına inmeden PKK ve HDP masaya oturmayacak.

O şamar...

Hiç şüphesiz, Türkiye’yi sınamaya kalkmanın bedeli.

Masa, o şamardan sonra kurulacak.

Güncelleme Tarihi: 31 Temmuz 2015, 10:10
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241