banner279

Operasyonun hedefleri

Mensur Akgün

Operasyonun hedefleri
 Benzeri hemen her müdahalede olduğu gibi Zeytin Dalı operasyonunun askeri ve siyasi hedefleri var. Askeri hedef PKK/PYD’nin kontrolü altında olan bir bölgenin bu kontrolden arındırılması. Belli ki çok iyi bir askeri planlama yapılmış, hedefleri doğru saptanmış, daha önceki operasyonlardan da gerekli dersler çıkartılmış.

Ayrıca diplomasi de boş durmamış. Böylesi bir operasyonun en kolay şekilde yapılabilmesi, dünyadan tepki almaması için gerekli zemini hazırlanmış. Bu kadar zor ve karmaşık ilişkiler ağı içinde böylesi bir operasyonun yapılması, yapılabilmesi kendi başına bir akademik araştırma konusu.

***

Eminim bizden sonraki kuşaklar Türkiye’nin bu başarısını en objektif şekilde kayda geçireceklerdir. Belgeler ortaya çıktıkça Türkiye’nin Rusya, İran, ABD’nin çatışan çıkarları arasında yaptığı diplomatik sörfün değeri daha fazla anlaşılacaktır.

Aynı şeyi tepkiler için de söylemek mümkün. Dünyanın iki büyük devletinin çıkarlarının çatıştığı ve örtüştüğü bir coğrafyada, üstelik de hedef aldığımız örgüt onlar tarafından bazen açıktan, ama daha çok örtülü olarak askeri ve hatta siyasi açıdan desteklenirken itidal telkini dışında tepki almamak da kabul edelim ki Türkiye diplomasisinin başarısı.

Haklı olduğumuz, kendilerinin terör örgütü kabul ettikleri bir örgüte karşı operasyon gerçekleştirdiğimiz doğru. Fakat bu doğrulara rağmen de NATO’dan, BM’den, AB’den ve tabii ki Rusya’dan bu denli açık destek görmemiz mümkün olmayabilirdi. Unutmayalım ki bize haklı olduğumuz için destek veremeye kalksalardı baştan PYD’yi desteklemezlerdi.

Geniş anlamıyla diplomatik çabaların yanı sıra hukuki ve fiili müttefiklerimizin bize karşı sergiledikleri ikiyüzlülüğün ısrarla eleştirilmiş olması da işe yaradı. Türkiye etkin bir güç planlamasıyla kararlı bir şekilde Zeytin Dalı Operasyonu’nu başlattığında seçim yapmak zorunda olduklarını gördüler, tercihlerini Türkiye’den yana koydular.

Bu tercihlerinin kalıcı olup olmayacağını bilmiyoruz. Şimdilik görünen kalıcı olacağı yönünde. Çıkar ve beklentilerin kesişeceği bir optimum nokta bulanacağa benzer. Ama PKK propagandasının ve Türkiye karşıtı diğer lobi gruplarının muhtemel insani kayıpları araçsallaştıracaklarını, Türkiye karşıtı koalisyon oluşturmaya çalışacaklarını göz ardı edemeyiz.

Zaten bu yüzden Türkiye müdahalesinin meşruiyetini BM Şartı’nın 51’inci maddesindeki meşru müdafaa hakkına ve terörizmle mücadeleye ilişkin Güvenlik Konseyi kararlarına dayandırdı. Sivil kayıpların olmaması için azami dikkati göstereceğini kayıplar olmadan dünyaya ilan etti.

Bana öyle geliyor ki bu hukuki zemini biraz daha genişletmekte, önleyici müdahale doktrinine atıfta bulunmakta ve hepsinden önemlisi de Haklı Savaş Teorisine referans vermekte yarar var. Bilindiği gibi Haklı Savaş Teorisi hem savaşa/müdahaleye haklı gerekçelerle başvurmayı (jus ad bellum), hem de savaşı/müdahaleyi doğru yürütmeyi (jus in bello) içeriyor.

Haklı gerekçelerin başında güç kullanmayı seçmeden önce şiddet içermeyen tüm seçeneklerin denenmiş olması geliyor, ki Türkiye’nin bunu anlatmakta sıkıntısı olacağını hiç sanmıyorum. Konumuz açısından ikinci önemli ilkeyse niyetin doğru olması, yani güç kullanımının haklı nedenlere dayanması.

Bu da anlatılması zor olmayan bir ilke. Teröre karşı mücadele her egemen devletin hakkı. Kaldı ki önleyici müdahale denen bir kavram da var. Üçüncü ilkeyse makul bir başarı şansı ki bunun anlatılmasına bile gerek yok. Türkiye’nin gücü, alanda kullandığı imkanlar herkesin malumu. Son ilke olan orantısallık konusunda da zorlanacağımızı hiç ama hiç sanmıyorum.

***

Ancak zorlanmasak da bir şekilde bunları dillendirmekte, operasyonun uluslararası meşruiyetini güçlendirmekte fayda olabilir. Müdahale sırasında yapılması gerekenler konusunda da (jus in bello) aynı şeyler geçerli. Türkiye yaptıklarını dünyaya göstermeli, özellikle de sivilleri hedef almadığını ve almayacağını dünkü güvenlik zirvesi sonrasında olduğu gibi daha da çok vurgulamalı.

Çünkü Zeytin Dalı operasyonunun tek hedefi askeri değil. Biz bu operasyonla bölgedeki siyasi dengeleri değiştirmeyi, ABD ve Rusya ile PKK arasındaki bağları kopartmayı, en azından zayıflatmayı amaçlıyoruz. İlk aşama onları seçim yapmaya zorlamaktı. Seçimi yaptılar, yanımızda yer aldılar. Şimdi mesele bu seçimi kalıcı kılmakta. Türkiye’nin güvenliğine yardımcı olacak, çıkarlarını ve beklentilerini koruyacak formüller bulmada…

Güncelleme Tarihi: 24 Ocak 2018, 10:49
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241