banner279

Önce Halkın Güvenliği Sağlansın!

Seçim güvenliği kapsamında çalışmaları başlatılan taşımalı sandık- taşımalı seçmen uygulamasına Van’daki siyasi parti yöneticileri bu çalışmanın yetersiz olduğunu söyleyerek, vatandaşında can güvenliği sağlanmalıdır dediler.

Önce Halkın Güvenliği Sağlansın!
 Ak Parti, Doğu ve Güneydoğu'da şehre uzak köylerde HDP'ye ‘tulum' oylar çıkması üzerine, seçim güvenliği kapsamında hayli tartışılacak bir çalışma başlattı. Buna göre bölgede köy ve mezrada sandık kurulmayacak, buralardaki vatandaşlar il veya ilçe merkezlerinde oy kullanacak.
Söz konusu çalışma ile ilgili gazetemize konuşan HÜR DAVA PARTİSİ (HÜDA PAR) İl Başkanı Rasim Sayğın ile Saadet Partisi (SP) İl Başkanı Özay İlhan, söz konusu çalışmanın olumlu fakat yetersiz olduğunu söyleyerek, Halkın güvenliği için hükümetin daha geniş önlemler alması gerektiğini vurguladılar.
“SEÇMEN SADECE SEÇİM GÜNÜ BU BASKILARI GÖRMÜYOR”
Seçmenin yalnız seçim günü baskı görmediğini, seçimlerden önce de baskı ve tehditlere maruz kaldığını vurgulayan Sayğın, “Seçim güvenliği sıkıntısı daha yeni olan bir durum değil. HDP bölgede gerek BDP döneminde, gerek HDP döneminde girmiş olduğu seçimlerde yaşanan ve bilinen bir durumdur. Bugüne kadar mevcut hükümet bunlara göz yummuştur. Sadece seçim çalışmalarıda seçmenin oy kullanması yönündeki baskı ve güvenlik söz konusu değil. Bu yapmak istedikleri düzenleme ne kadar yeterli olur o da ayrı bir mesele ama eksikte olsa, olumlu bir düzenleme olacak. Tabi yeterli midir? Yeterli değildir, çünkü seçmen sadece seçim günü bu baskıları görmüyor. Nitekim bu son seçimlerde özellikle seçmen oy kullanmadan önce o baskı ve tehdit çalışmaları tamamlanmıştı. Seçmen sandığa gittiği gün büyük oranda aynı partiye oy verecekti. Çünkü öncesinden oluşturulmuş bir baskı ve tehdit olmuştu, bu sebepten dolayı seçmen üzerinde büyük bir korku vardı.” şeklinde ifade etti.
PKK’NİN HALK ÜZERİNDEKİ BASKISI SONLANDIRILSIN”
Hükümetin düzenleyeceği “taşımalı sandık-taşımalı seçmen” uygulamasını yetersiz olacağını söyleyen Sayğın, “Bu karar yeterli değil, eksiktir. Eğer bir düzenleme yapılacaksa PKK’nin halk üzerindeki baskısı sonlandırılsın. Bu sadece seçim günü için bir durum değil. Bu baskılar sonlandırılmadığı müddetçe ‘sadece seçim günü ben güvenlik tedbirlerini alayım, ondan sonra halk gider istediği şekilde oy kullanır’ diye düşünüyorsa yanlış düşünmüş olur. Sonuçta bir daha karşı karşıya kalacaktır.” ifadelerini kullandı.
“YAPILACAK DÜZENLEMELER, DERDE DEVA OLMAYACAKTIR”
Hükümetin seçim günü için yapacağı güvenlik önlemlerinin yeterli olmayacağını ifade eden Sayğın, “Van milletvekili Burhan Kayatürk iki gün önce yapmış olduğu açıklamada; Bölgede yapılan seçimlerde seçmenin baskılanmış olmasından bir anlam ifade etmeyeceğini belli etmiştir. Bizde aynı düşüncedeyiz. Baskılanmış bir halk iradesi hipotek altına alınmış bir halk söz konusudur. Haliyle seçim günü oy kullanmayla ilgili olarak, yapılacak düzenlemler derde deva olmayacaktır. Belki kısmı Olarak bir rahatlama sağlayacaktır. Ama bu derdimize bir derman olmayacaktır.” dedi.
BARIŞ SÜRECİ DİYE, BASKILAR GÖRMEZDEN GELİNDİ
Hükümetin ‘barış süreci’ adı altında PKK ve HDP birleşenlerinin halk üzerinde oluşturduğu baskılardan haberdar olmasına rağmen müdahale etmediğine tepki gösteren Sayğın, “Barış sürecinin yanlış uygulanmasından doğan sonuçlardır. Bir kavga ve karışıklık ortamı çıkmasın, endişesiyle hareket edildi. Hükümet PKK’ye, HDP ve birleşenlere ciddi bir alan açtı. Halk üzerinde ciddi bir baskı oluşturuldu. Hükümetin sessiz kalması bundan kaynaklanıyor. Hükümet PKK’nin bütün baskılarına bütün eylemlerine, haraç toplamalarına ve adam kaçırmalarına rağmen barış süreci diye görmezden geldi. Buda yaptıkları en büyük hata oldu. İşi bu şekilde kör düğüme çeviren noktada bu oldu. Hükümet seçim güvenliği konusunda bölgeden yapılan şikâyetlerle birlikte bu durumda haberdardı. Haraç toplama ile ilgili olsun, adam kaçırma ile ilgili olsun, yargılamalarla ilgili olsun, PKK’nin kırsal kesimlerdeki faaliyetleri olsun ve şehirdeki sılahlı yapılanması olsun hükümet hepsinden haberdardı. Ama barış süreci açısından bir adım attı. Suç işleyenlerin önüne geçmedi. Dolayısıyla sürdürmesi gereken bir barış süreci vardı. Fakat bu barış süreci var diye de insanlar bir örgütün kucağına itilmemeliydi.” ifadelerini kullandı.
“GENEL ANLAMDA HALKIN GÜVEN VE HUZURU AÇISINDAN DÜZENLEMELER YAPILSIN”
Halkın güvenliği için hükümetin daha geniş önlemler alması gerektiğini düşünen Sayğın, “Sadece seçim günü sandık üzerinde yapılan baskı ve tehdit meselesi değil, daha geniş anlamda bu iradenin baskıları söz konusudur. Seçime yönelik olarak değilde, genel anlamda halkın güven ve huzuru açısından düzenlemeler yapılması lazım. Bu baskı sadece seçim günü yapılan bir baskı değildir. Genel baskı sonucudur. Genel baskı kalkarsa seçim günü yapılan baskılarda otomatikman kalkmış olurdu. Dolayısıyla geniş düşünüp ona göre önlemler alınması lazım.” şeklinde konuştu. 
ÖNCE İNSANLARIN GÜVENLİĞİ SAĞLANSIN
Seçim güvenliğinden önce baskı tehdit altındaki halkın güvenliğinin sağlanması gerektiğini söyleyen Özay İlhan, “Bir memlekette eğer seçim güvenliği gibi bir problem varsa orada insanların güvenlik problemi vardır. Eğer seçim baskı altında yapılıyorsa insanlar hayatlarını da baskı altında sürdürüyordur. Bu seçimi sırf bir parti almasın diye merkezi bir nokta da yapmak  o insanlara  senenin diğer günlerinde onlara güvenlik sağlamaz. Senenin 365 günü insanların güvenli bir şekilde köylerinde olması gerekiyor. Oralarda baskı yapanlara fırsat verilmemesi gerekiyor. Eğer siz doğuda seçimi belli noktalara taşımalı yaparsan bir bölgede farklı bir durum oluşmuş olur. Dolayısıyla ülkenin geneline bunu yaymak gerekir. Elbette seçimler ülkemizde ve bölgemizde ne kadar sağlıklı yapılmıştır bunlar tamamen tartışılır.Bir kişi eline mührü alıp yüzlerce oy kullanıyorsa,300 kişinin seçmen olduğu bir noktada 304  oy kullanılıyorsa ve bunların tamamı bir partiye gidiyorsa burada bir iş vardır. Tulum oy çıkan bölgelerde yaşayan insanları hiçbiri gurbette yaşamıyor mu hiçbiri hasta değil mi?,bunların hiçbiri yanlış oy kullanmamış mı? Bunları iyi tahlil etmemiz gerekir. Türkiye 13 yıldır basiretsizce yönetenler bu noktaya getirmiştir. Köylüyü baskı altına alanda bu baskıcılara fırsat verende ikisi de aynı derecede sorumludur ve suçludur. Eğer bir parti bir köyde oyları açık kullandırıyorsa ne kadar suçluysa o partiye bu fırsatı veren yöneticilerde en az onlar kadar suçludur.”dedi.
DEVLETİN OLAĞAÜSTÜ HALİ KALKTI HDP’NİN OLAĞANÜSTÜ HALİ HÂKİM OLDU
Bölgede kendisinden başka hiç kimseye hayat hakkı tanımayan örgütün olağanüstü halinin hakim olduğunu    belirten İlhan,”Hükümet 13 yıldır yaptıkları ile bölgemizi farklı bir yapının olağanüstü haline devretmiştir. Bölgemizde yıllarca olağanüstü hal vardı. Ak Parti o hali kaldırdı. Fakat bölgemizde farklı unsurların terör örgütünün ve terör örgütünün uzantısı olan siyasi partilerin o hali hâkim oldu. Ne yazık ki bugün insanlar köylerinde yaylalarında bir yerlere vergi ödeyerek veya bir oğlunu bir kızını göndererek onların içinde faal çalıştırtarak tarlasını ekebilmekte koyununu otlatabilmektedir. Bunlar 13 yıldır iktidar ve kendisinden başka kimseye hayat hakkı tanımayan siyasi partinin ortaklaşa işidir.”dedi.
HÜKÜMET BÖLGENİN İDARESİNİ DEVRETTİ
Hükümetin bölgedeki devlet idaresini kaldırarak bölgenin idaresini  HDPKK’ ye devrettiğini ifade eden İlhan,”Her şeyden önce şunu belirteyim ki  devlet uçan kuştan haberdar olmak mecburiyetindedir. Devleti de idare edenler aynı şekilde uçan kuştan haberdar olmak mecburiyetindedir. Türkiye’nin her noktasında ne olup ne döndüğünü en iyi bilenler hükümetin kadrolarıdır. Fakat hala ülkeyi ve memleketi düşündüklerini belirtmektedirler. Uygulamalarıyla Doğu ve Güneydoğuda devlet idaresinin başka unsurlara devredildiğini görmekteyiz.”şeklinde konuştu.
SEÇİM GÜVENLİĞİ ÜLKENİN TAMAMINDA SAĞLANMALIDIR
Türkiye’de sadece bir bölgede değil bütün ülkede seçim güvenliğinin sağlanması gerektiğinin altını çizen İlhan,” Türkiye’nin her noktasında seçimler güvenli bir şekilde yapılsın. Ülkenin her noktasında binlerce kişinin içinde bir kişinin farklı bir sesi varsa o sesin hür bir şekilde çıkması sağlanmalıdır. Eğer bir kişi A Partisine 10 bin kişinin oy verdiği bir noktada B partisini tek başına savunabiliyorsa o zaman ülkeye demokrasi gelmiştir. Bölgemizde HDP’nin diğer bölgelerde diğer partilerin mahalle baskıları söz konusudur.”vurgusunda bulundu.
BÜTÜN KÖYÜN OYLARINI BİR KİŞİ KULLANIYOR
Köylerde yapılan baskı nedeniyle bütün oyların bir kişi tarafından kullandığını hatta ölülerin bile oylarının kullanıldığını vurgulayan İlhan,”Bir bölgede bir köyde belli bir partiye yönelme varsa ister istemez diğer köylüler de bir nevi o partiye yönelmeye mecbur kalıyor. Çünkü bu parti diyor ki ben kendimden başkasına hayat hakkı tanımam. Köylüye, eğer başka bir partiyi desteklersen biz sana engel oluruz diyorlar. Bu bölgemizdeki korku ikliminin bir göstergesidir. İnsanlarda mecburiyetten sandık başına gidiyor ya açık oy kullanıyor yada bir kişi onun yerine mührü alıyor ve oyu kullanıyor. Köyde 300 seçmen var biz biliyoruz ki bunlardan 30-40 tanesi batı illerinde çalışmakta iyi biliyor 3-5 tanesi vefat etmiş ancak ölüm kaydı yapılmamış veya birkaç tanesi gelin olmuş farklı köye gitmiş ancak bu insanların yerine oy kullanılıyor. Bunu da devlet çok iyi biliyor. Bizim bu anlamda kendimizi harap etmemizin manası yok” açıklamalarında bulundu.

Kamuran Yürekli- Hakan Ertutar / Van Olay




 
Haber Kaynağı: VAN OLAY GAZETESİ
Güncelleme Tarihi: 11 Temmuz 2015, 13:06
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241