banner279

‘Nitelikli elemana ihtiyaç olacak'!

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Van İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Şemsettin Bakır, Van'ın büyükşehir olmasının ardından "sevinelim mi yoksa üzülelim mi" şeklinde ikileme girdiklerini belirterek, "Van Belediyesi ve ilçe belediyelerin teknik ve bilgi açısından teknik hizmet götürme kapasitesinin yetersiz olduğu bilinmektedir.

‘Nitelikli elemana ihtiyaç olacak'!

Bu düzenlemeyle hâlihazırda yeterli hizmet veremeyen belediyelerin az sayıda personel ile genişleyen bir coğrafyaya hizmet götürmesi mümkün görülmemektedir. Belediyecilik anlayışının asfalt, kaldırım ve temizlik yapmakla ibaret olamadığı günümüzde, belediyelerimizin hem teknik hem de yetkin insanlardan eksik olması bu kadar geniş yelpazede hizmet vermesi güç olacaktır." dedi.

Van´ın Büyükşehir statüsü kazanmasından sonra konuyla ilgili daha önce Van´ın Büyükşehir olması için başlattıkları imza kampanyasıyla gündeme gelen TMMOB Van İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Şemsettin Bakır, amaçlarına ulaştıklarını belirterek; "TBMM‘den alelacele geçirilen ve ilgili kurumların, belediyelerin ve meslek örgütlerinin görüşleri alınmadan hazırlanan ‘Büyükşehir Belediyesi Kanunu’ Tasarısı’yla demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan yerel yönetimlerin sayısı azaltılmakta, merkezi otorite daha da güçlendirilmektedir. 2000 yılında belediye sayısı 3.228, 2010 yılında 2950 ve TBMM’den geçen son düzenlemeyle 1591 belediye daha kapatılmakta, belediye sayısı 1.359’a inmiştir. Bu sayıya yeni kurulan ilçe belediyelerinin eklenmesiyle sayı 1.384 olmuştur. Bu durum iktidarın 10 yılda belediye sayısını yaklaşık % 60 azaltması anlamına gelmektedir." diye konuştu. 

"YENİ YASA İLE MERKEZİ OTORİTE GÜÇLENDİRİLMEKTEDİR´

İdari yapıda yapılan değişikliklerle demokratikleşmenin sağlanacağı, halkın katılımının arttırılacağı mahalli idarelerin sürekli biçimde geliştirileceği ve etkin hizmet üretme kapasitesine sahip hale getirildiği gerekçesi ile hazırlananan ‘Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nla demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan yerel yönetimlerden 29 il özel idaresinin, 1.591 belde belediyesi ile 16.082 köyün tüzel kişiliği kaldırılacağına dikkat çeken Bakır, "Büyükşehir sınırlarındaki beldeler mahalleleri ile, köyler ise mahalle olarak ilçe belediyelerine katılmakta, diğer illerde tüzel kişiliği sona erdirilen belde belediyeleri de köye dönüştürülmektedir. Yasa kapsamına alınan 13 il ile birlikte büyükşehir sayısı 29‘a çıkmaktadır. Ülkemizin kamu idaresinde önemli değişimlere yol açan değişiklikler öngören düzenleme ile yerinden yönetim anlayışından vazgeçilmektedir. Kurulması öngörülen Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezi bu durumu değiştirmemektedir. Aksine merkezi idarenin yerel üzerindeki kontrolünün artmasının bir aracıdır. Öngörülen sistem ile yerel yönetimden vazgeçilmekte, merkezi otorite güçlendirilmektedir. Yerel yönetimler Anayasa’da il özel idaresi, belediye ve köy olarak sayılmaktadır. Kapatılan il özel idaresi yerine ‘Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezi’ adı altında Anayasa’da yer verilmeyen yeni bir yapılanma öngörülmektedir" şeklinde konuştu.

"YEREL YOK SAYILMAKTADIR"

Belediyelerin kapatılması ve köylerin mahalleye dönüştürülmesi ile yereli yok sayan, yerel yönetimleri kapatan ve etkisizleştiren, merkezileşmeyi yoğunlaştıran bir modelin öngörüldüğünü savunan Bakır, "Ölçeğin genişlemesi, demokrasinin gelişmesine değil, kontrol adına otoritenin artmasına yol açacaktır. Merkezi idarenin, yerel yönetime doğrudan müdahalesini olanaklı kılan bu yeni yapılanma ile merkezileşme güçlendirilmektedir. Yerel yatırımlara yönelik karar ve tercihlerin belirlenmesinde etkin rolü olan seçilmişlerin oluşturduğu il genel meclisleri yerine idarenin atanmışları geçecektir. Bu yasa değişikliği ile Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı‘nın ‘yerel yönetimlerin sınırlarında, bir referandum yoluyla ilgili yerel topluluklara önceden danışılmadan değişiklik yapılamaz’ ilkesine açıkça aykırıdır. Söz konusu düzenleme, demokrasinin geliştirildiği iddialarının aksine yerel yönetim kültürünün silinmesi anlamını taşımaktadır. Yerel yönetim birimlerinin kapatılmasıyla belediye hizmetinin en yakın ilçe merkezinden karşılanacak olması hizmete erişimi ve kararlara katılımı neredeyse imkansız hale getirmektedir. Ayrıca, il özel idaresi yerine yeni oluşturulan Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezi ile merkezi idarenin sınırsız yetkisi bir kez daha genişletilmiştir. ‘Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezi’ne ‘gerektiğinde’ merkezi idarenin taşrada yapacağı yatırımların yapılması ile ‘görevini yerine getirmediği durumlarda’ diğer kurumların yetkisinde olan görevleri de yapabilme görevi verilmiştir.’ dedi.

"DAR GELİRLİ KÖYLÜLER DAHA DA YOKSULLAŞACAK"

Düzenlemenin sınırsız kontrol tutkusu nedeniyle sadece yetki sınırını genişletme amacıyla yapdığını kaydeden Bakır,: "Belediye sınırlarına uzak yerlerde yaşayanların hizmet almasını zorlaştırarak bazı kesimlere ulaştırılmasını neredeyse imkânsızlaştırırken, bir yandan da su, kanalizasyon gibi hayati önemde olan hizmetler pahalılaşacaktır. Önceki deneyimlerde açıkça görüldüğü üzere daha önce mahalleye dönüştürülen yerlerde yaşayanlar açısından yoksullaşma artmıştır. Yetki ve güç dağıtımı ile sınırların genişlemesi, belediye hizmetleri açısından hizmetin de genişlemesi ve yaygınlaşması anlamına gelmemektedir. İlçeler göz önüne alınarak oluşturulan yeni belediyeler ile birlikte, belediyelerin mekânsal dağılımında da dengesizliğin büyümesine yol açacaktır. Özellikle dağınık olarak yer alan ve mahalleye dönüşmesi öngörülen köylere hizmet götürülmesinde önemli aksaklıkların çıkması kaçınılmazdır. Genişletilen sınırlar, belediyelerin ve seçilen belediye başkanının toplumdan kopması anlamına gelmektedir.Artık köy alanları belediyeler için yeni yatırım alanı haline getirilerek rantın tamamı belediyelere aktarılmaktadır. Bu, aynı zamanda zaten çok azalan tarımsal ve hayvancılık faaliyetlerin de ortadan kalkmasına yol açacaktır. Ayrıca köylüler ücretsiz eriştiği altyapı hizmetleri için ve emlak vergisi için beş yıl sonra bedel ödemek zorunda bırakılmaktadır. Bu durum tarım ve hayvancılıkla geçinen dar gelirli köylüleri daha da yoksullaşacaktır." diye konuştu.

"GELİRLERİN ARTACAK OLMASI BÜYÜK AVANTAJ"

Büyükşehir Belediyesinin gelirleri artacağından, bu gelir artışının avantaj olarak olumlu kullanılması halinde kentte bir çok yeni yatırımın yapılabileceğini de ifade eden Bakır şöyle konuştu: "Büyükşehir Belediyesi aslında Van il merkezini birden fazla belediyeye bölünmüş ve bir milyonun üzerinde bir nüfusa sahip Van’da belediyelerin; Plan bütünlüğü, altyapı hizmetleri, Temizlik, Ulaşım, Sağlık, Eğitim, Kültür, Sanayi ve Turizm alanlarında şehrin ve çevrenin gereksinimine göre bir plan ve program çerçevesinde, yaşam standartlarını yükselten, israfı önleyen ve belediyeler arasında koordinasyonu sağlayan bir üst yapılanmadır. Büyükşehir Belediye Başkanlığının, Büyükşehir Belediye Kanunu gereği yapılacak olan stratejik planına uygun olarak yatırım programını hazırlamak, diğer yatırımcı kuruluşlarla koordinasyon kurmak ve ilin ihtiyaçları ile önceliklerini dikkate alarak hazırlanan yatırım programını Belediye Başkanına sunmak için, Van İlinin Kentsel gelişmesinin sağlanması, sağlık ve kentleşmeye dair tedbirlerin alınması, kent donatılarının kurulması, yol meydan, bulvar ve yaya yollarının çağın gereklerine ve standartlarına uygun yapılması, her türlü üst yapı tesisinde ses ve gürültü kirliliğini azaltıcı tedbirlerin alınması, sosyal tesis ve bina eklentilerinin yapılması, iş ve iş birimlerini bu iş ve işlemlerde ihtiyaç duyulan destek ve tamamlama hizmetlerinin yerine getirilmesi tüm belediyenin iş makinesi ve hizmet araçları ihtiyacının belirlenmesi, kentin Büyükşehir Belediyesinin iç ve dış ilişkilerinde gerekli plan proje ve tüm yatırım Programlarının çağın gereklerine hazırlanması için teknik ve diğer branşlarda nitelikli eleman ve Belediye Meclis Üyelerine ihtiyaç olacaktır. "
Haber: Oktay CANDEMİR

Güncelleme Tarihi: 12 Şubat 2013, 14:12
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner241

banner140