banner279

Ne yaptı lan size 'bu devlet'?

Cengiz Sözübek

Ne yaptı lan size 'bu devlet'?
 “Dağlara bir tümen asker göndereceğimize bir tabur ana gönderseydik, bu analar daha fazla örgüt mensubunu, üstelik kan dökmeden, kulağından tutup aşağı indirmek suretiyle tesirsiz hale getirebilirdi.

Kimliği ne olursa olsun, evladı için "leş" tabiri kullanan bir otorite, o annenin gözünde bütün itibarını kaybeder. Çünkü ana, ölenin veya öldürenin misyonu ile ilgilenmez.

Devlet, bir zaruret gereği o teröristi öldürmek zorunda kalsa dahi, gidip onun anasının gözyaşını silmek, o ananın acısına ortak olmak zorundadır. Devlet olarak siz böyle zarif bir davranışı sergilemiyorsanız, son teröristi dağlarda aramanıza gerek yoktur. Çünkü son terörist, cenazesine leş damgası vurduğunuz o teröristin anasının, bacısının, halasının, teyzesinin rahminde, doğacağı ve dağa çıkacağı günü bekliyor olacaktır.”

(Rahmetli - Yarbay Şenol Özbek)

Sen!

Sırtını; yaş ortalaması 15 olan çocukların ellerindeki silahlara dayayan sempatik yakışıklı sefil.

Sen!

Sırtını; Brüksel baronlarına, Graham Fuller’e yaslayarak onların telinden saz çalan... O’nların paralel ve amiral gemisinin mürettebatı tetikçileriyle birlikte kendisine târihî bir rol kapmanın hesaplarını yapan şark kurnazı.

Beklediğin günler nihâyet geldi mi?

“Kürt Baharı” ve “İç Savaş” hayalleri kurarken Mart’2013 Nevruz’unu yutkunarak dinlemek zorunda kalmış, Gezi’de söz geçiremediğin Kürtlerle hevesin kursağında kaldığı günlerde karamsarlığa mahkûm olmuşken; Ekim 2013’te tetikçi kardeşin paralel’in “güneyde sevdiği ülkesi”nden getirdiği müjdelerle nefes almaya başladığın..

Graham Fuller’in şefkatli kolları arasından “Tayyip diktatörlüğünü sen yıkacaksın” cesaret hapını alıp “Seni Asmayacağız” ile tatmin olduğun ve uykusunda /ailesinin yanında insanları katlettiğiniz “büyük insanlık” günlerine kavuştun.

Tam istediğin gibi oluyor değil mi; adrese teslim “Türk’ün gücünü göstereceğiz” mesajlarını alır gibi oldun ve barış oğlanı olmak dışında arta kalan boş zamanlarında Brüksel savaş baronlarından aldığın direktiflerle, sırtını dayadığın dağlara “Sen de Kürt’ün gücünü göster heval” yazmaya başladın.

Kürtlerle Fullergiller’in gladyo kanadının “yeşil”inin diliyle konuşan “o devlet” yıkılmış, Kürtlerle o bin yıllık kadîm kardeşliğimizin diliyle yeniden konuşabilmek uğruna senin tüm şımarıklıklarını “yâ sabır” ile bağrına taş basıp görmezden gelen “bu devlet” vardı artık.

Kürtleri senin yanında saf bağlamaya mecbur bırakan senin çok sevdiğin “o devlet” gitmiş, Kürtleri devletiyle barıştıran ve millet olduğunu hissettiren senin sevemediğin “bu devlet” gelmişti..

“O devlet” 1920’lerde -en başta ki ‘kurucu irâde ruhu’na da ihanet ederek- gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklediğinden, milletin tüm evlatlarına deli gömleği giydirmekten başka yapacak bir şeyi kalmamıştı.

Churchill’in imâl ettiği bu bozuk mayanın üzerine 12 Eylül’ün Evrenizm şartları ve Soğuk Savaş sonrası küresel parçalanmalar eklenince, Fullergiller’e de Kürt Mehmet’le Türk Mehmet’in kanıyla karılan bu hamurdan Kürtçü ve Türkçü putlar çıkartmak kalmıştı.

İşte “bu devlet” bu iki putunuzu da her ikinize yedirdi; her ikinize de yeniden “93 model çözüm” hazzını yaşatmayı değil.. dili, kimliği, benliği inkâr ve imhâ edilen Siirt’li Mehmet’le, annesinin başörtüsüne dahi tahammül edilmeyen ve sâdece şehit düştüğünde hatırlanan Yozgat’lı Türk Mehmet’i yâni Anadolu Çocukları’nı kardeşçe yaşatmayı seçti.

Ve sen, ne zaman yenildin biliyor musun?

Sırtını dayadığın o dağlardaki gençlerin anneleri senin kapına dayanıp “çocuklarımızı istiyoruz” dediğinde.

Sen bekliyordun ki, eski “o devlet”tin yaptığı gibi o anaların evleri yakılsın ve sen de oradan sırtını daha da sağlama alabileceğin yeni kan kaynakları kazanabilesin.

Ama beklediğin gibi, beklediğiniz gibi olmadı..

“Bu devlet” yüzyıllık bu meşûm parantezi milletiyle birlikte asil bir şekilde kapatmayı seçti.

Sana istismar edeceğin hiçbir fırsat vermemeye çalıştı, Kürtler “seçim için yapıyor” demesin diye, masayı devirmek için -30 Mart’tan 7 Haziran’a kadar- tüm seçimlerin bitmesini bekledi. İstese herhangi bir seçim döneminde senin şımarıklıklarının cezasını verir ve yüzde 50 bandında bir oyla “sana o ukalalıkları yaptırmaz”dı.

Çözüm sürecinin kaybedeni, tetiği ilk çeken olacağını bildiğinden; çocuklarını kaçırdığın anneler senin belediyenin önünde toplandığında onlara “para karşılığı eylem yapıyorlar…ajanlar” dediğin gibi, sırtını dayadığın örgütünün kalleşliklerini “gladyoya” bağlayabildin.

Eski den olduğu gibi “93 dili”yle konuşan “o devlet” olsaydı, senin bu “saray gladyosu” hikâyende taşlar yerine oturacaktı. Seni bu hamakattan kurtarmak için imdadına küresel ağa babaların “IŞİD tiyatrosuyla” yetişti. 2013’te Esed’in devrilmesini (Esed giderse radikal islâmcılar gelecek) bu tiyatroyla önlemişlerdi, aynı senaryoyla sen de kendine ve dağdaki abine “meşruiyet” peydahlamaya çalışıyorsun. O kadar aynı senaryoyla besleniyorsunuz ki; aynı tiyatroyla kurtulan Esed’e gönüllü askerliğe bile yazıldınız.

Bir husus daha beklediğin ve beklediğiniz gibi olmadı..

“Bu devlet” çözüm sürecini Kürtlerin irfanına emanet etti ve akıl hocan Brüksel baronlarının savaş tamtamlarına, Fullergiller’in “paralel yeni Türkiye” projesine, onların tüm örgütlerine aynı anda şah çekti.

Şu sözü bembeyaz başörtüsüyle bir Kürt anası senin o sinsi gözlerinin içine bakarak üstelik de Kürtçe olarak söyleyince çıldıracaksın:

Ne Yaptı Lan Size “Bu Devlet” ?

Güncelleme Tarihi: 07 Ocak 2017, 16:28
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241