banner279

MİT…

ALİ BAYRAMOĞLU

MİT…

İstihbarat teşkilatları işleyişleriyle, örtülü yapılarıyla, özellikle bizim gibi ülkelerde uzun oynadıkları 'gizli polis' rolüyle, korku salan, demokratik düzen açısından 'sorunlu' görülen kurumlar arasında yer alır.

'İstihbaratın demokratik denetimi ilkesi'nin Avrupa Birliği gibi yapıların temel standartları arasında yer alması boşuna değildir.

Şüphe yok ki, eylem alanı genişliği ve denetim yokluğunun yol açtığı sorunlara en açık örnek, Türkiye'de 17 Aralık sonrası ortaya çıkan, emniyet istihbarat birimlerinin işi olan dinleme ve tape furyasıdır.

Emniyet İstihbarat, Jandarma İstihbarat, Genelkurmay İstihbarat ve MİT'ten oluşan, 'ayrışmış, gergin ve çatışmalı' istihbarat dokusunda bütünlüğün sağlanması, bu dokunun elden geçirilmesi, yetkilerinin netleştirilmesi ve denetimi uzun süredir Türkiye'nin el atmadığı ya da atamadığı önemli meseleler arasında bulunuyor.

'Cemaat kalkışması' bu meselenin gündeme gelmesini hızlandırdı.

Ve ilk adım yeni MİT yasası olarak karşımıza çıktı.

İlgililer bu yasayla hem MİT'le ilgili bir boşluğu doldurmayı, hem istihbari bir yeniden yapılanmaya girişmeyi hedeflediklerini söylüyorlardı. Yüksek sesle ifade edilmese de bu yasanın aynı zamanda cemaat-hükümet çatışmasında güçlü bir enstrüman, MİT'i güçlendirerek devlet içi kalkışmalara karşı bir tedbir olarak düşünüldüğü ortadaydı.

Ne var ki yasa metni tepkiyle karşılandı.

Muhalefet kulaktan dolma, hızlı ve biraz da abartılı bir değerlendirmeyle MİT yasasını Erdoğan'ın iktidarını şahsileştirme girişimi, bir 'muhaberat devleti' oluşumu olarak lanse etti.

Ancak hemen belirtmek gerekir ki, abartılı olmakla birlikte eleştirilerde pek çok haklı yön bulunuyordu.

Bunlardan üçü özellikle önemliydi.

Yetki alanı: MİT'in (basın dahil) tüm kurum ve kuruluşlarda bilgi, belge, arşiv isteme yetkisi aşırı geniş tutulmuştu, keyfi bir görüntü sunuyor, pekçok hak ve özgürlük alanını tahrip edecek bir nitelik taşıyordu.

Denetim: Yasada istihbarat faaliyetinin denetimi hiç bir şekilde öngörülmemişti.

Siyasi iktidar ilişkisi: En nihayet istihbarat koordinasyon birimine başbakanın başkanlık yapması hükmü, Bakanlar Kurulu'nun MİT görevlendirmedeki sınırsız yetkisi, iktidarın keyfileşmesi ve şahsileşmenin işareti olarak kabul edilmişti.

Bu eleştiri noktalarına Çankaya da dikkat kesildi. Cumhurbaşkanı'nın böyle bir yasa metnini onaylamayacağını bildirmesi üzerine yasa geri çekildi ve seçim sonrasına bırakıldı.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın son açıklamaları eleştirilerin hükümet tarafından ciddiye alındığını ve yasanın elden geçirildiğini gösteriyordu.

Bu tashih hem yasanın içeriği hem eleştirilerle etkileşimi açısından demokratik düzen için sevindirici bir durumdur.

Nitekim yasaya istihbaratın demokratik denetimiyle ilgili bir hüküm eklendiği anlaşılıyor. Bu, Türkiye tarihi açısından da bir ilktir. İngiliz modeline yakın bir düzenlemeyle TBMM bünyesinde 'İstihbarat ve Güvenlik Denetim Komisyonu' adı altında kurulacak, iktidar ve muhalefet milletvekillerinden oluşacak bir komisyonun yıllık denetimler yapması ve bu konuda kamuoyunu bilgilendirmesi denetime ilişkin 'ilk adım' olarak önemlidir.

Geniş yetkiler konusunda ise yasa metni tam tatmin edici olmasa da kimi sınırlar getirilmiş görünüyor. MİT'in bilgi, belge, arşiv talep etme yetkisi en azından 'görev alanı'yla sınırlandırılıyor. Teşkilatın yurt dışı faaliyetlerle ilgili yetki bölümü yasa metninden çıkartılıyor.

En nihayet yasa metninden 'MİT Bakanlar Kurulu'nun verdiği her tür görevi yapar' ibaresinin ve başbakanın koordinasyon birimine başkanlık yapan hükmünün kaldırılması diğer adımlar arasında.

Bu konu ve yasa ülkenin demokratik düzeni açısından önemlidir.

Konuşulacak, eleştirelecek ve değiştirilecek daha pek çok yönü bulunmaktadır.

Ancak şimdiden şu iki hususun altını çizmekte yarar var.

-Türkiye'nin bu konuda 12 Eylül sonrası 1983'te çıkarılmış yetki yerine teammüllerle çalışan keyfilik dozu yüksek bir yasadan kurtulması, AB dönemine ve kurallarına yakın bir düzenlemeye kavuşması önemlidir.

- Siyasi iktidarın gayri meşru dokulara karşı vereceği mücadelenin hukuk sınırlarında olması, bu istikamette çıkacak yasaların hukuk devleti kurallarına uyması demokrasimizin yakın geleceği açısından hayati bir noktadır.

Yeni yasanın bu çerçevede kalması sevindiricidir ve bu çerçeveye daha çok itilmesi gerekmektedir.

Güncelleme Tarihi: 12 Nisan 2014, 11:07
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241