banner279

Madde bağımlılığı Van'da tartışıldı

Van Büyükşehir Belediyesi tarafından İstihdam için Koordinasyon ve Eğitim Projesi (İSKEP) kapsamında "Madde Bağımlılığı ve Sosyal Politikalar" Tematik Konferansı düzenlendi. Konferansta 'Madde bağımlılığı ile ilgili Portekiz modeli' konulu bir sunum yapıldı. Önemli verilerin paylaşıldığı ve konuların tartışıldığı konferansta konuşan Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Hatice Çoban, yerel yönetimler ve kent dinamikleri olarak madde bağımlılığı sorununun çözümünü mutlaka bulmaları ve buna ilişkin politikalar geliştirmeleri gerektiğini belirtirken, İSKEP Projesi Teknik Destek Ekibi Takım Lideri Paulo Pedroso, uyuşturucu madde kullanımına karşı en büyük eksikliklerinin anlayış sorunu olduğunu söyledi. Portekiz Devlet Kamu Yönetiminden Sorumlu Eski Bakan Alexander Rosa ise, madde bağımlılığı konusunda Portekiz modelinin başarıya ulaşmasının en büyük etkeninin sorunu bir 'halk sağlığı' olarak görmeleri olduğunu belirtti.

Madde bağımlılığı Van'da tartışıldı
 Bir otelde düzenlenen konferansa Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Hatice Çoban, Portekiz Devlet Kamu Yönetiminden Sorumlu Eski Bakanı ve Portekiz Madde Bağımlılığı ve Uyuşturucuyla Mücadele Ulusal Stratejisi Sorumlusu Alexander Rosa, İSKEP Projesi Teknik Destek Ekibi Takım Lideri Paulo Pedroso, Başkale Belediyesi Eş Başkanı İhsan Güler, Çaldıran Eş Başkanı Faruk Demir, akademisyenler, kentin STK temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı. 

Konferansın açılış konuşmasını yapan Eş Başkan Çoban, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti ortak finansmanıyla başlatılan İstihdam için Koordinasyon ve Eğitim Projesi, yani kısa adıyla İSKEP'in Van Büyükşehir Belediyesi'nin de aralarında bulunduğu 12 belediyede 9 aydır yürütüldüğünü söyledi. Bu proje ile yerel düzeyde istihdam ve sosyal destek hizmetlerinin daha bütüncül bir yaklaşımla sunulmasına yönelik bir model oluşturulduğunu aktaran Çoban, proje ile yerel yönetimlerde hizmet kalitesinin iyileştirilmesi ve dezavantajlı bireylerin istihdam edilebilirliklerinin artırılmasının hedeflendiğini vurguladı.

ÇOBAN: 23 AYDA TAMAMLANACAK
İSKEP Projesi'nin, 2011 yılında Türkiye Belediyeler Birliği'nin, Türkiye'deki tüm belediyelere göndermiş olduğu 'sosyal içerme' başlığındaki bir anketle başladığını, değerlendirilen anket çalışmasının sonucunda Van Belediyesi'nin davet edilen 12 belediyeden biri olduğunu belirten Çoban, "Van Büyükşehir Belediyesi olarak 'Engelliler, Kadınlar ve Madde Bağımlıları' olmak üzere 3 hedef grup ile pilot çalışmamızı ve yol haritamızı belirleyerek, Proje kapsamında il genelindeki mahalle meclisleri, sivil toplum örgütleri, mahalle muhtarları ve mahalle sakinlerinin bir araya geldiği bilinçlendirme ve farkındalık eğitimleri vererek, araştırmalar yapıyoruz. Van'da 9 aydır başarıyla devam eden ve 23 ayda tamamlanacak olan, dezavantajlı bireyleri eğitim ve istihdama yönlendirmek amacıyla gerçekleştirilen proje kapsamında; Dezavantajlı bireylere sunulan hizmetin kalitesinin artırılması ve bu bireylerin eğitim ve istihdama yönlendirilebilmesini takip amacıyla bir veri tabanı oluşturulmuş ve Van Büyükşehir Belediyesi olarak 200'e yakın dezavantajlı vatandaşımıza bu veri tabanı aracılığı ile hizmet sunmaktayız. Proje kapsamında 9 ay içerisinde 3 farklı hedef gruba mensup farklı sivil toplum örgütleri, kamu kurum ve kuruluşun ve vatandaşların katılımı ile 250'nin üzerinde vatandaşımıza belediyemizde kurulacak olan yeni birimin hizmetlerini anlatan Bilgilendirme ve Farkındalık Toplantıları gerçekleştirilmiştir" dedi.

"ÇOCUKLARIMIZ TEHLİKE ALTINDA !.."
Büyükşehir Belediyesi olarak, 2015 Ocak ayında Van'da madde kullanımına ilişkin çok önemli bir araştırma yaptıklarını aktaran Çoban, yaptıkları araştırmada çok önemli ve çarpıcı veriler elde ettiklerini belirtti. Yaşları 5 ile 17 arasında değişen 243 çocukla yüzyüze görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade eden Çoban, şöyle dedi: "Bu çalışma sonuçlarına göre; Van'da sokakta çalışan çocukların % 49.4'ünün madde kullanılan ortamlarda bulunduğu, bunların da %76.7'sinin madde kullanımına eşlik ettiği saptanmıştır. Yine en az haftada bir olmak üzere bu çocukların % 50'sinden fazlası her gün madde kullandıklarını dile getirmişlerdir. Bu rakamlardan da görüldüğü üzere, Madde Bağımlılığı konusunda kentimizin çocukları büyük bir tehlike altındadır. Kentimizin bugün en büyük sorunu bu çocuklarımızın böylesi bir tehlike altında olmasıdır. Yerel yönetimler ve kent dinamikleri olarak bu sorunun çözümünü mutlaka bulmamız ve buna ilişkin politikalar geliştirmemiz gerekiyor."

"İMKÂNLARIMIZI SEFERBER EDECEĞİZ"
Daha sonraki süreçte yapılan çalışmalar doğrultusunda projedeki hedef gruplarından birisi olan madde bağımlısı bireylerin ekonomik ve sosyal hayata katılımını kolaylaştıracak uygulamaları hayata geçireceklerini ifade eden Çoban, "Bu yüzyılın sorunu ile ilgili kentimizde önemli bir adım atmış olacağız. Bu sorunun çözümü için belediye olarak tüm imkanları seferber ederek çalışmalar yürüteceğiz. Bunun için özellikle ailelerimizin büyük bir katkısını bekliyoruz. Daha başındayken bu soruna bir çözüm geliştirmemiz durumunda, ilerde önünü alamayacağımız sonuçlarla karşılaşırız. Bu sorunların çözümü sadece bir kurumun yada bireylerin çabası ile olmayacağını hepimiz iyi biliyoruz. Bunun için kent olarak tüm kurumlarımız ile birlikte bu sorunla mücadele etmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.

PEDROSO: EN BÜYÜK EKSİKLİK ANLAYIŞ SORUNU

Çoban'ın ardından konuşan İSKEP Projesi Teknik Destek Ekibi Takım Lideri Paulo Pedroso, bu büyük çalışmanın parçası olmaktan mutlu olduklarını belirterek, amaçlarının istihdam ve uyuşturucu madde kullanımına karşı işbirliği oluşturmak olduğunu belirtti. Uyuşturucu madde kullanımına karşı en büyük eksikliklerinin anlayış sorunu olduğunu belirten Pedroso, bu sorununun halen polis ve mahkeme ile birlikte anılan bir durum olduğunu ve bunun çok yanlış sonuçlar doğurduğunu söyledi.

"SOSYAL SORUN OLARAK ELE ALINMALI"
Hiç bir ülkenin 'benim yaklaşımım en doğrusudur' deme hakkına sahip olmadığına dikkat çeken Pedroso, "Ama aslında madde bağımlılığı her geçen gün bir sağlık sorunu olarak görülmektedir. Çok az sayıda ülke bu sorunu; güvenlik, sağlık ve sosyal haklar bağlamında ele almaktadır. Madde bağımlılığının daha çok bir sosyal sorun olarak ele alınması gerektiği kanısındayım. Madde bağımlılarının da sosyal hakları olduğunu görmek önemli bir adımdır. Yabancı olarak söyleyebilirim, bu yaklaşımı benimseyen belediyeler de toplum hayatında önemli bir değişim yaratıyorlar. Hiç bir ülkenin 'benim yaklaşımım en doğrusudur' deme hakkına sahip değil. Burada önemli olan Türkiye de dahil madde bağımlılığına yaklaşımın değişimidir" diye konuştu.

ADIYAN: ÇALIŞMALAR YAPILIYOR
Pedroso'nun ardından Van Büyükşehir Belediyesi Psikologlarından Zin Adıyan, belediyenin çalışmaları ile ilgili bir sunum yaptı. Adıyan, belediye bünyesinde uyuşturucu ile mücadele ile ilgili bir platformun kurulduğunu belirterek, platformun bir veri tabanı oluşturduğunu ve uyuşturucu ile mücadele konusunda çalışmalar yaptığını söyledi.

ROSA: 25 YILDIR DENİYORUZ
Adıyan'ın ardından kürsüye çıkan Portekiz Devlet Kamu Yönetiminden Sorumlu Eski Bakanı ve Portekiz Madde Bağımlılığı ve Uyuşturucuyla Mücadele Ulusal Stratejisi Sorumlusu Alexander Rosa, 'Madde bağımlılığı ile ilgili Portekiz modeli' konulu bir sunum yaptı. Van Büyükşehir Belediyesi'nin "Madde Bağımlılığı ve Sosyal Politikalar" konferansında Portekiz deneyimini anlatan Rosa, Portekiz modelinin başarıya ulaşmasının en büyük etkeninin sorunu bir 'halk sağlığı' olarak görmeleri olduğunu belirtti. Portekiz'de 25 yıldır devam eden bir deneyim olduğunu ve bu deneyimin de her geçen gün biraz daha geliştirildiğini söyleyen Rosa, bu modelin en büyük ve önemli temel amacının sorunu bir 'halk sağlığı' olarak görmeleri olduğunu vurguladı. 1970'lerde bu sorunu önemli bir sorun olarak ele aldıklarını aktaran Rosa, 90'lı yıllarda ise bu soruna ilişkin çok önemli çalışmalar yaptıklarını söyledi. O dönem Portekiz'de yaklaşık 100 bin madde bağımlısı olduğunu hatırlatan Rosa, toplumu en fazla endişelendiren madde bağımlılığı ve madde kullanımı olduğuna dikkat çekti.

"TEDAVİ İÇİN UĞRAŞIYORUZ"
"Kişiyi cezaevine göndermek yerine bu birey için neler yapabilirizi araştırıyoruz" diyen Rosa, "En fazla kullanılan madde kenevirdi. Bizim açımızdan üzerinde durulması gereken konu ise eroindi. Çünkü eroin kullananlar toplumdan çok daha hızlı uzaklaşıyorlardı. Önümüzde iki alternatif vardı. Ya gerekli önemi gösterecektik ya da bu sorun daha da büyüyecekti. 1990'ların sonunda kamuda tedavi ağları oluştu. Bu noktada bazı yenilikçi yöntemler denedik. Mesela kullanıcılara yeni şırıngalar verdik. Yine madde kullanımını bir suç olmaktan çıkardık. 2000 yılı itibari ile hiçbir madde kullanıcısı ceza almıyor ve cezaevine gönderilmiyordu. Biz bireyi birey olarak ele alıyoruz. 'Bu birey için uygundur' demiyoruz' aksine birey için gerekli uygun çözümü bulmaya çalışıyoruz. Herhangi bir sorunla karşılaştığımızda bu kişiyi cezaevine göndermek yerine bu birey için neler yapabilirizi araştırıyoruz, kişide bu zararı nasıl en aza indirebiliriz? diye konuşuyoruz. Bu kişilerin temiz olabilecekleri, duş alabilecekleri, kıyafet alabilecekleri bir yöntem uyguluyoruz. Kontrollü olarak bu kişilere metedom programları uyguluyoruz. Bütün dünyada kullanılan iki yaklaşım var. Birincisi suç olarak görülmesi. Bu yaklaşım dünyada kabul gören yaklaşımdır. İkinci yaklaşım ise Portekiz'de benimsenen yöntem. Bizim yöntemimiz bunu davranışsal hastalık olarak görüyor. İnsanlar eğer bağımlı ise bu kişilere sosyal destek sağlayarak tedavi için uğraşıyoruz" diye konuştu.

"BÜTÜN OLARAK ELE ALIYORUZ"
Portekiz'de sorunu bütüncül bir yaklaşımla ele aldıklarını ifade eden Rosa şunları söyledi:
"Sadece polis, hastane, belediyeler değil bir bütün olarak ele alıyoruz. Özellikle madde kullanmayan bireylere odaklanıyoruz. Biz çocuklara yöneliyoruz. Bireylerin madde tüketmemesi için neler yapabiliriz ona bakıyoruz. Madde kullanımının önüne geçmek için o madde hakkında konuşmuyoruz. Maddenin insan yaşamını nasıl etkilediğini, bireyi güçlendirmeye çalışarak bu riskin önüne geçmeye çalışıyoruz. İkinci olarak bireyler madde kullanmaya başladığında bu kişileri tedaviye yönlendiriyoruz. Tedavi noktasında da bütüncül bir yaklaşım uyguluyoruz. Yani hem klinik hem sosyal rehabilitasyon çalışmalarının bir arada yapılması gerekiyor. Bireyin özel ihtiyaçlarından yola çıkarak bir tedavi yöntemi uyguluyor ve bireyin tekrardan topluma entegrasyonu sağlamaya çalışıyoruz. Üçüncüsü ise zarar azaltma, geleneksel tedavilerin sağlayamadığı bazı durumlar için önemli, önemli olan bireye desteği sağlayacak kurumlar ile birey arasındaki bağı oluşturmak."

"EN ÖNEMLİSİ, İNSANLARIN YENİDEN TOPLUMA ENTEGRASYONU"
Lizbon'da insanların madde kullanabildikleri bir alanın olduğunu belirten Rosa, "Açık alanda yaklaşık 300 kişi madde kullanıyordu. Bu kişilere 'hadi sizleri tedavi ediyoruz' demek de mümkün değil. Bu noktada zarar azaltma yöntemine gidildi. Belediye ile görüşülerek alan yeniden düzenlendi. Yani bu kişilerin yaşabilecekleri merkezler oluştu, yatabilecekleri, yiyebilecekleri bir alan oluştu. Bu alan içerisinde meslek uzmanı ve doktorlar da bulunuyordu. Eroin ve kokain kullanıcılarının bir arada yaşaması da mümkün değildi. Çünkü bu kişiler madde alamadıkları sırada çok ciddi sorunlara yol açabiliyorlardı. Düşük düzeyde metadom tedavisi uygulandı. Bu bireyler bu şekilde sakinleştirilip kendileri ile iletişim kurulabiliyordu" dedi. Portekiz'de uygulanan modelin en önemlisinin ise topluma yeniden entegrasyon süreci olduğunu belirten Rosa, yeniden entegrasyonu tedavinin bir parçası olarak gördüklerini söyledi.

"PORTEKİZ'DE MADDE KULLANIMI YASAK AMA SUÇ DEĞİL"!
Madde kullanımının suç olmaktan çıkmasının çok önemli olduğunu ifade eden Rosa, "Biz buna ikna diyoruz" dedi. Rosa, "1999 yılında ulusal bir strateji geliştirildi ve o zaman bunun suç olmaktan çıkarılması sağlandı. Portekiz'in anayasasına göre bu bireyleri biz suçlu olarak görmüyoruz. 2009 yılında BM yayınladığı rapora göre Portekiz'in yasaları BM'ye herhangi bir terslik arz etmiyor. Portekiz'de de insanlar madde kullandıkları için mahkemeye veya cezaevine gönderilmiyor. Yasak ama suç değil. Eğer polis sizleri kullanırken yakalarsa bu kullanıma dönük olduğu için sizleri cezalandırmıyor. Sizi doğrudan sağlık merkezine yönlendiriyor. Bu konuda kent genelinde 20 ikna komisyonu oluşturulmuş. Her bir komisyon üç kişiden oluşuyor. Psikologlar, avukatlar, sosyal çalışanlar, bu ekip bu bireye ilişkin bir rapor oluşturuyor. Bu bireyleri ilgili kurumlara ve merkezlere yönlendiriyor. Genel olarak model bu şekilde işliyor. Duruma bağlı olarak kişilere bazı cezalar ve yaptırımlar uygulanıyor. Bu ceza da bireyin belli aralıklarla bu komisyona başvurması" dedi.

"MADDE KULLANANLARI SAĞLIK MERKEZLERİNE YÖNLENDİRDİK"
2013 yılında yaklaşık 9310 vakayı ele aldıklarını ve bunların tamamını kullandıkları süre ve madde gözönüne alınarak sağlık merkezlerine gönderdiklerini belirten Rosa, "Eski yöntemde olsaydı 9000 kişiyi mahkemeye yönlendirilmiş olacaktık. 7000 kişi bağımlı olmadığı halde böyle bir sürecin içerisine dahil olacaklardı. Portekiz'de madde kullanımını önlemeye yönelik çalışmalar okullarda yapılıyor. Önleme programlarının temelinde kişilerin güçlendirilmesi, riskli davranışların önüne geçilmesi, varsa da farkedilerek önüne geçilmesi yer alıyor. Okullarda sağlık bakanlıkları ve polis ile yürüttüğümüz önemli bir çalışma var. Portekiz'de toplam 30 yapı oluşmuş. Bunların 26'sı sokakta diyalog sağlayan ekipler. Bunlar tamamen kamu imkanları ile desteklenen kurumlar. Lizbon'da evi olmayan bağımlıların kaldığı merkezler, yine damardan maddeyi alan kişilere şırınga desteği veriliyor. Bizler, Portekiz modelinde bireylerin sorunlarını tespit edip çözmeye çalışıyoruz. İhtiyaçları tespit edip karşılamaya çalışıyoruz. Kısa bir sürede madde kullananların yüzde 37'sinin ev ihtiyacı, yüzde 22'sinin eğitim, yüzde 50'sine ise iş sağlayabildik. Bu çalışmaların sonucunda bin 500 birey mesleki eğitim ile meslek sahibi oldu. Bu bireylerin çalışabileceği ve işe yarayabilecekleri bir ortam sağlıyoruz. 1000 işveren bu ağa dahil olmuş durumda. Madde bağımlılığının hergün azaldığını görüyoruz. Yine bulaşıcı hastalıklarda bir düşüş var. Ve sonuç olarak madde bağımlılarına yönelik yaklaşımda olumlu bir gelişme var" dedi. 
Rosa konuşmasını şöyle tamamladı; "Her yerde koşullar ve ortam farklı olduğu için bir ülkede uygulanan bir model belki başka bir ülkede uygulanamayabiliyor. Bu modele ulaşmak için Portekiz'de biz de çok mücadele verdik. Bizim uyguladığımız modeli Portekiz'de bile bazı insanlar onaylamıyor.1990'lı yıllarda toplumu en çok kaygılandıran konulardan biri madde kullanımıyken şuanda 13. sıralara gerilemiş durumda. Çalışmalar işe yarıyor."

Kaynak / Editör: Prestij Haber Merkezi - Fazıl Erüş
Güncelleme Tarihi: 27 Temmuz 2015, 18:03
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241