banner259

Kürt siyaseti ve 'üç risk'...

ALİ BAYRAMOĞLU

Kürt siyaseti ve 'üç risk'...

Son olayların Kürt siyasi hareketi açısından bir anlamı olmalı.

Örgütün devlete karşı izlediği strateji bir yana bırakılacak olursa, 'Kobane olayları' Kürt siyasetinin kendisi için ne ifade etmektedir?' sorusu önemlidir.

Şu tespitten yola çıkalım: Kürt siyasi hareketi KCK'sı, DTK'sı, HDP'si, YDGH'sı ve diğer yapılarıyla 6-7 önemli Güneydoğu ilinde tümüyle, yoğun oldukları diğer yerleşimlerde kısmen siyasi alana yerleşmiş, o alanda üniformiteyi sağlamış ve o alanı 'dolaylı egemenlik'le, yarı formel bir 'siyasi merkez'le kendi açısından denetler durumdadır.

Bu noktaya nasıl gelindi?

Ortada doğal ve kendiliğinden bir süreç bulunuyor. Gelinen noktanın tarihi akış istikametiyle yakından ilgisi var.

Bunda, ödenen bedellere rağmen, Kürtlerin verdikleri mücadelenin önemli bir payı var. Bugün bu mücadeleyi örgüt ve Öcalan temsil ediyor. Dün yapılan bir Akiller Heyeti toplantısında Mehmet Uçum'un söylediği gibi 'Kürt sorununun, bölgede yaşayan insanlar, farklı gruplar, farklı eğilimler olmak üzere pek çok tarafı var. Ancak muhatabı Kürt Siyasi Hareketi...'

Ancak tek faktör bu mücadele değil. Siyasi iktidarın ortaya koyduğu iradenin de, Türkiye'nin son 12 yılda yaşadığı, AB süreci tarafından desteklenen siyasi değişimin de en az mücadele kadar önemli bir payı bulunuyor.. Diğer ifadeyle 'KCK takibatları' gibi krizlere rağmen, temel hak ve özgürlükler alanının genişlemesi madalyonun diğer yüzünü oluşturuyor.

Barış süreci ve 'çatışmasızlık hali' bu tabloyu iyice pekiştirmiştir.

Bir yandan Kürt örgütlenmesi siyaseten muhatap olarak bu sahada önemli ölçüde yanlız kalmış, diğer yandan Türk toplumu tarafından Kürt hareketine verilen anlam, bu dolaylı egemenliği algı düzeyinde de derinleştirmiştir.

Bu çerçevede beklenen ise, demokratik şema kuralları geçerliyse, elbette bir tür sistemle ilişki içinde 'özerkleşme' kadar o sisteme 'eklemlenme', sistemin, değiştirici gücü olan yeni parçası haline gelmedir.

Bu beklenti kopukluk dönemlerinde doğal olarak karşılıksız kalmış, diyalog dönemlerinde ise siyaset üzerinden kısmen hayat bulmuştur. Kürt siyasi hareketinin Gezi olaylarında, 17-25 Aralık sürecinde aldığı tavırla, istikrara verdiği destekle siyasi olarak kurucu bir konuma doğru ilerlediği açıktır.

Bugün filmin koptuğu yerdeyiz.

Son olaylar sonrası bu yapı ve gidiş yara almıştır.

'Olayların Kürt siyasi hareketi açısından anlamı nedir' sorusuna, bu zaviyeden, daha doğrusu olayların bu çerçeveye verdiği zarar üzerinden bakmak gerekir.

Kürt siyasi hareketi önemli ölçüde izlediği stratejinin sonucu olan gelişmeler sonrası 'üç ciddi risk'le karşı karşıyadır.

1-Denetlediği alanı yeniden paylaşma ya da alan kaybı riski. Askerin sahaya inmesi (siyasal sisteme askeri faktörün geri dönüş ihtimali), devletin asayiş unsuru olarak boy göstermesi, Hizbullah, Hüda-Par gibi örgütlerin çatışmalar üzerinden aktifleşmesi bu riskin taşıyıcılarıdır.

2-Kürt siyasi hareketinin tüm çabalarına ve iç bütünlüğüne rağmen İmralı'dan Kandil'e ve YGD-H gibi kısmen serbest radikallere kadar ayrı uçlara çekilmesi, iç siyasetinin gerilmesi ve karışması riski. Bu çerçevede, Rojava gibi yeni faktörler, gerek örgüt gerek Öcalan üzerinde yarattığı baskı iyice siyasalaşacak unsurlardır.

3-Güney sınırındaki çatışma dinamiklerinin, özellikle göçmenler üzerinden Kürt alanına taşınması riski...

Bu risklerin Hatip Dicle gibi farkında olanlar var.

Tersine 'Serhildan politikası'nı bir araç olarak kullananlar da...

Devlet ve hükümetin sorumluluğu açık.

Ama örgüt ve Kürtlerin sorumluluğu da bir o kadar açık...

Güncelleme Tarihi: 16 Ekim 2014, 16:20
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner241

banner247

banner140

banner255

banner141

izmir escort escort izmir porno izle anne porno porno youtube magazin
escort bayan bayan escort izmir escort porno indir türk porno anal porno