banner279

KÜRESEL SOL MUHALEFET MÜMKÜN MÜ?

/Akif EMRE

KÜRESEL SOL MUHALEFET MÜMKÜN MÜ?
 Kadim Avrupa uygarlığının anayurdu olarak icat edilen Yunanistan, AB’nin tüm imkânlarını kullanarak bir refah dönemi yaşadı. Avrupa’da nehir kurumaya başlayınca uygarlık romantizmi de sona erecek ve Yunanistan’dan hesap sorulmaya başlanacaktı. Yüz milyarlarca avroluk bir para kaptırdı, temellerini antik Yunana dayandıran finans kapitalizminin patronları.
Yunanistan’ın yaşadığı kriz; dünya sistemi, Avrupalılık ve Batı uygarlığı gibi modern dünyanın dayandığı tüm mesnetleri sorgulayıcı, ufuk açıcı bir perspektif sunuyor. “Yunanistan’da ne olmuştu” sorusu bir kaç cümlede özetlenebilir. Kadim Avrupa uygarlığının anayurdu olarak icat edilen Yunanistan, AB’nin tüm imkânlarını kullanarak bir refah dönemi yaşadı. Avrupa’da nehir kurumaya başlayınca uygarlık romantizmi de sona erecek ve Yunanistan’dan hesap sorulmaya başlanacaktı. Yüz milyarlarca avroluk bir para kaptırdı, temellerini antik Yunana dayandıran finans kapitalizminin patronları.
Sonuçta sistem içi tüm siyasetler tükendiği noktada, antikapitalist sol bir hareket olanca popülizm imkânlarını kullanarak iktidara geldi. Sermayeye adeta kafa tutan marjinal bir parti, umutları tükenen bir halk için umut olarak yükseldi. Aslında bu tercih ne ideolojik ne de rasyonel bir tercihti, sistem muhalifi bir sol partinin her anlamda popülist olan söylemine son çare olarak sığınan halkın çaresizliğiydi.
Şimdilerde yaşananlar, Syriza’nın sistem içinde sistemle pazarlık ederek halkını acımasız sermayenin elinden kurtarıp kurtaramama mücadelesine dönüştü. Sonucun ne olacağını az çok kestirmek mümkün; AB mümkün olduğunca az zararla kaptırdığı parasını geri alma, Syriza da tümüyle teslim olmadan ayakta kalabilme mücadelesi verecek.
Tam bu noktada küresel kapitalizme karşı sol söylemin gerçekten bir muhalefet olup olmadığı ve bir gerçekliğe tekabül edip etmediğinin test edildiği devasa bir laboratuvara dönüştü Yunanistan.
Bundan sonra çok daha belirgin olarak ortaya çıkan gerçek şu ki, küresel kapitalizm karşısında aynı paradigmadan, aynı uygarlıktan beslenen bir muhalefetin sahih bir karşılığı yoktur. Sovyetlerin çökmesiyle sosyalizmin çöküşünü liberalizmin zaferi olarak ilan eden kapitalist dünya, aslında paylaştığı ortak değerlerin de iflas ettiğini itiraf etmiş oluyordu.
Küresel ölçekte sol muhalefet, kapitalist dünya sistemine temelden muhalif olmaktan çok, onun kimi pratiklerine naif bir eleştiriden öteye geçemeyecektir.
Siyasal muhalefet ayrı bir konu olsa bile entelektüel anlamda dünya sistemine meydan okuyucu, temelden sorgulayıcı bir eleştirel imkan da kalmamış görünüyor. Yer yer yükselen fakat popüler gençlik protestosundan ileriye geçemeyen hareketlerin sistem karşıtlığının yerine ikame edilmesi de tam bir iflas halidir.
Entelektüel anlamda İslamcı söylemin küresel bir muhalefet imkânı olarak yükselmesi tam bu noktada önemli bir duruma işaret ediyor. Bir tarafta şiddete bulaştırılarak siyasal ve askeri operasyonları meşrulaştırıcı bir işlev yüklenerek, entelektüel anlamda var olan imkan da heba edilmek isteniyor. Arap Baharı’ndan çok önce (2009) şöyle yazmıştık:
“Entelektüel alanda İslam’ı Batılı paradigma için kullanışlı hale getirerek alternatif olmaktan çıkarılmasının siyasal alanda uygulaması İslam dünyasının ittifak edilerek sistem dışı oluşumlara kapatmaktır. Bush dönemi bunu tehditle yaptı, o defter kapandıktan sonra daha insancıl yöntemler devreye sokulacak demektir. ‘Altın çağ’ı başlatanlar elimizdeki hazinenin iç edilmesine ne diyecek bakalım!”
Arap Baharı’nın İslamcı siyasetle beraber Müslüman entelektüel birikimini, muhalefet imkânını da heba etmeye kapı açan gelişmeleri bu çerçevede daha iyi anlamlandırılabilir.
Aceleye getirilmiş taleplerin öncelenip sistem içine çekilmesinin muhalefet imkanını ortadan kaldırması bir yana entelektüel gündemi de rehin alan bir durum ortaya çıkardı. Siyasal anlamda sisteme entegre bile olmasına imkan tanınmaması bir yana düşünsel birikimler de tüm Arap dünyasında ya örgüt şiddeti yahut devlet şiddeti arasında sıkıştırıldı. İslamcı birikimin fiziki varlığını bile sürdürmesine imkan tanımayan bir devlet terörü, insan birikimini ve heyecanını da örgüt şiddetine rehin vermiş görünüyor.
Tüm bunların dışında Türkiye deneyimi ise, alternatif model üretmekten çok uzak, sadece siyasal birikimin sisteme entegre edilmesi denemesini yaşadı. Bu durumu bile neredeyse kabul edilemez sayıyor egemenler sistemi.
Solun sistem eleştirisi, temel paradigmatik bir muhalefet olmaktan çok uzaktır. Bu bağlamda Türk solunun Syriza üzerinden bir tür sevindirik havalara girmesi de çok ilginçti. Syriza modelinde, zaten temel eleştiri zemininden mahrum sol siyasetin, sistem karşısında alternatif model sunmak değil, sisteme biatının kabulünü dileyen durumu, Türk solu için de yeterince ibretlik olsa gerek. Tüm bunların üstüne bir de dayanışma duygusallığı ile borçlarının bir kısmını üstlenme teklifi de romantizm ötesi bir şey.
- See more at: //www.iktibasdergisi.com/kuresel-sol-muhalefet-mumkun-mu/#sthash.Djna8M6q.dpufYenişafak/Akif EMRE
Güncelleme Tarihi: 30 Haziran 2015, 13:33
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241