banner279

KOALİSYON YA DA SOL DİZAYN

Akif EMRE

KOALİSYON YA DA SOL DİZAYN
 Gelecek hükümeti partiler kuracak ama kuruluş biçimini aritmetik dengeler belirlemeyecek. Muhtemelen ara dönemde koalisyonlar kurulabilir; bu ittifaklar gelecek dönemde Türkiye’yi hangi siyasal aklın dizayn edeceğiyle ilişkili olacaktır.
Hükümet kurma görüşmeleri önümüzdeki hafta başlıyor. Epeydir yeknesaklık arz eden siyasal atmosfer yeniden heyecanlanacak demektir bu. Gazete manşetleri, televizyonun ‘canlı bağlantılar’ı son gelişmeleri, pazarlıkları, kulisleri yani siyasi dedikoduları, muhtemel senaryoları boca edecek. Bu arada liderlerin büyük laflarının peşinden gitmesek de bu açıklamalar sinirlerimizi ya da heyecanlarımızı altüst etmeye devam edecek.
Tüm bu ayrıntıların arasında nasıl bir koalisyon çıkacağı yahut yeniden seçim sath-ı mailine girilip girilmeyeceği üzerinde de her gün yeni senaryolar dinleyeceğiz. Çok bilmiş siyasi analistler, dünyaya şekil verdiğini düşünen canlı yayın muhabirleri, siyaset ve Türkiye’nin akıl hocası iddiasındaki köşe yazarlarına yeni malzemeler çıkacak kaçınılmaz olarak. Ve gazete okurları, televizyon izleyicileri, internet kullanıcıları olarak enformasyon sağanağına tutulacağız. Sonuç; enformatik obezite halinin mağdurları olarak daha kışkırtılmış, kendi oluş idrakinden mahrum bireyler, ortak tasavvur fikrini çoktan terk etmiş ve daha da parçalı görüntü arz eder olacağız, muhtemelen.
Tüm bu hengamenin ötesinde Türkiye’nin geleceğini nasıl bir siyasal temayül belirleyecek sorusunu ihmal etmek bu enformatik obezliğin en önemli tezahürüdür. Kimler arasında bir koalisyon kurulacak, yeniden seçime gidilirse AK Parti toparlanacak mı yoksa düşüş çizgisinde devam mı edecek?
Bu sorulara cevap vermeden önce hemen şunu belirtelim, bundan sonra kurulacak koalisyonun rengini partilerin aldığı oy oranları belirlemeyecek. Evet, aldıkları oyların meclis aritmetiğine yansıdığı ve bu oy oranlarına dayanan rasyonel ihtimaller üretebiliriz. Ancak sonucun bu rasyonaliteye doğrudan bağımlı ve de bununla bağlantılı olmayacağını söyleyebiliriz.
Gelecek hükümeti partiler kuracak ama kuruluş biçimini aritmetik dengeler belirlemeyecek. Muhtemelen ara dönemde koalisyonlar kurulabilir; bu ittifaklar gelecek dönemde Türkiye’yi hangi siyasal aklın dizayn edeceğiyle ilişkili olacaktır.
Geçtiğimiz son 13 yılı AK Parti yönetiminde geçirmiş olmamız onun matematik ağırlığının sonucu olduğu kadar Türkiye’nin siyasal ve toplumsal anlamda muhafazakârlaşma eğiliminin de bir sonucu idi. Yani postmodern darbeden sonra, Kemalist sol teşebbüsün açtığı yolda, Kemal Dervişli projelerle sol liberal dönemin başlatılacağı zannediliyordu. Oysa mühendislik hesapları tam tersi sonuç verecek ve Türkiye’nin 2015’e uzanan dönemine sağ muhafazakar siyaset damgasını vuracaktır. Bunun alametifarikası olarak, kültürel anlamda muhafazakârlaşma yaşanırken ekonomide neoliberal politikalar devreye girecek, sosyal anlamda muhafazakar sekülerleşme/modernleşme ortaya çıkacaktı.. Müesses nizam muhafazakâr kitleyi devreye sokacak, “elde edilen” yeni ivme ile siyaset şekillenecekti.
Önümüzdeki döneme bakacak olursak böylesi bir kırılmanın yaşanıp yaşanmayacağıdır asıl konuşulması gereken. Yani, sağ muhafazakar siyasetle mi gelecek döneme devam edilecek yoksa sol muhafazakârlarla beraber sol liberal çizgi mi hakim olacak?
Eğer sol liberal dizayna karar verilmişse kuşkusuz bu sürecin en önemli aktörü olarak sol liberal görünümlü Kürt siyasal hareketi öne çıkacak demektir. Yeterince muhafazakârlaşıp, memleketin en dinamik ve çevrede kalmış en geniş kitlesinin sisteme taşınmasının yeterli olduğu düşünülüyorsa yeni aktörlere sahada yer açılması gerekir. Muhafazakâr Kürtlerin AK Parti ile macerasından sonra seküler ve sistem dışı unsurların sisteme alınarak yeni bir sol dizayn gündeme gelebilir.
Burada temel sorun seküler ulusçu Kürtlerin sistemle barışmak isteyip istememelerinde. Bu nedenle muhafazakârların entegrasyonu ne kadar sancılı ya da sancısız olduysa bunlarınki daha zor olacak demektir.
Postmodern darbe sonrası müesses mizamın sol Kemalist kanadı Kemal Derviş maharetiyle liberal açılım yapmayı denese de sonuç tam tersi oldu. Küreselleşmeyi sadece ticaretin, iletişimin serbestçe dolaşımından ibaret sananlar siyasetin de serbestçe dolaştığını, etkilendiği göremiyorlar demektir.
Burada unutulmaması gereken bir ayrıntıyı atlamamak gerekiyor: Müesses nizamın böyle bir siyaset mühendisliğini dizayn etme kabiliyetinin hala olup olmadığı meselesi. Bu sorunun cevabı muhtemelen başka sorunun içinde aranmalıdır. Türkiye’de temel siyasal ve toplumsal dönüşümlerin belirleyici vektörü tek başına müesses nizam mıdır? Sistemin küresel aktörlerle girdiği ilişkinin mahiyeti buna tek başına evet dememizi mümkün kılmıyor. O halde ne seçim sonuçlarının aritmetiği ne de müesses nizamın teamülleri gelecek on yılın kurucu yapılanmasını okumamıza imkan veriyor. Ancak seçim sonuçları neyin, ne yöne temayül istidadı olduğunun göstergesi olabilir.
- See more at: //www.iktibasdergisi.com/koalisyon-ya-da-sol-dizayn/#sthash.AojUJVcE.dpufYenişafak/Akif EMRE

Güncelleme Tarihi: 07 Kasım 2018, 17:15
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner241

banner140

banner306