banner259

“KERBELA” PUSUSU: İRAN ASKERLERİNİ KİM ÖLDÜRÜYOR?

Nedret ERSANEL

“KERBELA” PUSUSU: İRAN ASKERLERİNİ KİM ÖLDÜRÜYOR?
 Önce şunu söyleyelim, bu askerleri muhalif gruplar öldürdü. Bunda şüphe yok çünkü günümüz iletişim teknikleri “anı” gösterir fotoğrafların/videoların küresel kamuoyuna servis edilmesini sağlıyor.. İran askerlerine ait cesetler, belgeler, kimlik kartları yayınlanıyor. O halde?..  Kimin tetiği çektiği önemsiz. Çünkü iddia, bu tuzağın Rusya tarafından istihbar edildiği halde başını başka yöne çevirdiği fısıltısını barındırıyor. Üstelik bu yeni bir durum da değil!

İlk ipucunu şu haberde hissedebiliriz… “Suriye’de öldürülen İranlı generallerin bazıları cephede başarısız oldukları için İran istihbaratı tarafından infaz edildi. İddianın göbeğinde üç general bulunuyor. En dikkat çekeni İran Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani’nin yardımcısı Hüseyin Hemedani. Hemedani’nin ölümünün, görevden alınacağı söylentilerinden sonraya gelmesi dikkat çekiyor. Hemedani’nin Halep’te IŞİD saldırısı sonucu öldürüldüğü açıklandı ancak IŞİD veya herhangi bir muhalif grup eylemi üstlenmedi.

Hemedani’nin bu şekilde öldürülmesi, İran Devrim Muhafızları’ndaki tasfiye iddialarını güçlendirdi.” (‘İranlı generaller hesaplaşma kurbanı‘, 08/05, Yeni Şafak.) Sonuçta sadece bir iddia gibi görünebilir ama işkillenmemizi haklı kılan başka bilgiler var.. Muhalifler tarafından öldürülen İranlı general sayısının 10’u aştığı söyleniyor. Geleneksel olmayan savaşta bu kadar general ölür mü?.. Kimi generallerin, örneğin Halep’teki çatışmalarda öldüğü söylenen General Kaçaryan’ın kendisiyle birlikte 6-7 kişilik kurmay ekibinin, yani karargâhının da aynı gün ortadan kaldırılması herhalde manidardır. Haber, Suriye’den İran’a gönderilen bu olayla ilgili raporların, “dost ateşi kaynaklı” ve “pusu kaynaklı” gibi çelişkili bilgiler içerdiğini duyuruyor.

DOST İSTİHBARAT, GÖZLERİNİ KAPATARAK ÖLDÜRÜR…

Eş zamanla gelen bir başka haber ise, ‘Tamam, bu işte gerçekten bir iş var’ dedirtecek cinsten.. “Suriye’nin kuzeyinde Halep kentine bağlı Hantuman bölgesinde İran Devrim Muhafızları’ndan 100 kişilik askeri grup Suriyeli muhalifler tarafından pusuya düşürüldü. En az 20, İran haber kaynaklarına göre ise, 20 ile 50 arasında İranlı asker hayatını kaybetti.” (‘Suriye’de 20 İran askeri öldü‘, 07/05, AA) İran’ın Suriye’deki varlığına yönelik “olasılıklara” bakacağız ama şu alıntı durumu biraz daha görünür kılabilir; “İran’da ılımlı muhafazakarlara yakınlığıyla bilinen Kanun Gazetesi ise Hantuman bölgesinde Devrim Muhafızları’nın son günlerde verdiği zayiatla ilgili, ‘Halep, Kerbela oldu’ manşetini attı. Gazete, yaşanan zayiattan Rusya’yı sorumlu tuttu.” Tahran’ın olayı Kerbela sembolizmi ile ifade etmesi önemli.

Suriye’deki savaşın taraflarının bu şekilde izahı yeni değil. Esasen olayın şekli de böyle bir göndermeye müsait değil ama politik-algı denilen zaten böyle oluşturuluyor.

Halep’in önemi ve bu şehri ele geçirmeye yönelik çaplı bir operasyonun başlayacağı bilgisi de yığılmış olduğundan, ölen askerlerin dramından Kerbela ve ‘tuzağa düşürüldüler’ paralelliği çıkarmak Tahran yönetiminin siyaset pratiğine uygun.

Biz devam edelim.. Rusya’ya yöneltilen suçlamaların bir mantığı var. Çünkü İran askerleri orada Rusya’nın desteğiyle bulunuyordu!.. Önce şunu söyleyelim, bu askerleri muhalif gruplar öldürdü. Bunda şüphe yok çünkü günümüz iletişim teknikleri “anı” gösterir fotoğrafların/videoların küresel kamuoyuna servis edilmesini sağlıyor.. İran askerlerine ait cesetler, belgeler, kimlik kartları yayınlanıyor.

O halde?.. Kimin tetiği çektiği önemsiz. Çünkü iddia, bu tuzağın Rusya tarafından istihbar edildiği halde başını başka yöne çevirdiği fısıltısını barındırıyor. Üstelik bu yeni bir durum da değil! İran, Suriye’de her gün daha çok kayıp veriyor.. Esad’ı kurtarmak için ülkeye attığı ilk aylarda dahi bu denli kayba uğramamıştı. Son iki ay, yani Nisan-Mayıs ayları bu zayiatlar rekor kırmış bulunuyor… Artış garipsenmeli. Çünkü en azından, İran kuvvetlerinin ‘ön cephe’ haline geldiği ya da “ön cepheye sürüldüğü” anlamı çıkar. İran medya kaynaklarından derlenen-yarı sağlıklı-bilgiler, 2013-2015 yılları arasında Tahran’ın 400 asker kaybettiğini gösteriyor.

Az görünen bu toplam, yukarıda belirttiğim iki ay için 50 ve 64 olarak sıralanıyor ki-geçtiğimiz yılın Eylül ayından bu yana 300 kayıp demek-ani yükselişi ispatlıyor. Kaldı ki, bu Şubat ayında Birleşmiş Milletler üzerinden yürütülen Cenevre görüşmeleri sırasında ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Suriye’deki İran askeri varlığının önemli ölçüde çekildiğini/azaldığını açıklamıştı.

(‘Kerry: Iran has withdrawn Guards from Syria’, 25/02, AFP.) Bu konuyu-şimdilik-şu cümleyle bağlayalım; İran birlikleri Kerry’nin dediği gibi Suriye’de azalmış olabilir.

Ancak Tahran şimdi binlerce Afgan mülteciyi Suriye’deki birliklerine ekliyor! (‘Syria war: The Afghans sent by Iran to fight for Assad‘, 15/04, BBC.)


NATO, MAJESTENİN TEBASINI TEHDİT EDİYOR

‘İngiltere’nin AB üyeliğinde kalıp kalmayacağının oylanacağı 23 Haziran referandumu öncesinde Birlik’te kalmaktan yana olan Başbakan David Cameron, ayrılık halinde Avrupa kıtasında savaş riskinin artacağı uyarısında bulundu.’ Bu bir yandan AB’den ayrılmak isteyenlerin referandumdan başarıyla çıkabileceğine ilişkin Londra’nın korkusunu yansıtıyor ki, anketler de başabaş gösteriyor.

Madalyonun diğer yüzünde ise şu var; Cameron’un bu açıklamasıyla beraber, 1984 ile 2014 yılları arasında NATO Genel Sekterliği yapmış beş isim bir(den) uyarı yayınladılar; “İngiltere’nin AB’yi terk etmesi Batı düşmanlarına yardım etmektir”. (Nato chiefs warn Brexit will ‘give succour to the West’s enemies‘, 09/05, The Telegraph.)

Yenişafak/ Nedret ERSANEL 
Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2016, 11:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner241

banner247

banner140

banner255

banner141

izmir escort escort izmir porno izle anne porno porno youtube magazin
escort bayan bayan escort izmir escort porno indir türk porno anal porno