banner279

Karıncaların Canı Küçük Mü Yanar?

Ramazan Yaman

Karıncaların Canı Küçük Mü Yanar?
 Kursun avlusundaki çukura düşen karıncaları çıkarıyordum. 

 

Hocamız geldi. 

"Ne yapıyorsun lan orada?" dedi bağırarak. 

"Hocam karıncaları kurtarıyorum. Suya düşmüşler ölecekler" dedim.

Yüzünde yangın çıktı sanki! Kıpkırmızı oldu öfkeden…

 

"Bırak lan karıncaları! Sen daha ezberini vermedin! Yürü çabuk dersini ezberle!" dedi. O an itibariyle karar verdim; 

 

Hocam gibi karıncaları sevmeyen bir hafız olmanın hiç bir anlamı yok! Zaten pek de beceremediğim hafızlık işini bıraktım!

Yaş 12 idi. "Boğulmakta olan karıncalara duyarsız kalan bir insanın hafız olmasının anlamı var mıydı?" 

Hafızlık çalışmasını bırakmamın en büyük nedeni, (belkide bahanesi) karıncalar oldu. Zaten yapamıyordum iyi de oldu! Belki karıncalar kurtardı beni! Belki de hafızlık gibi yüce bir makama Allah layık görmedi… bilmiyorum…

 

Acaba hocam şimdi karıncaları seviyor mudur? 

Eğer seviyorsa, hafızlık çalışmasına kaldığım yerden devam edebilirim. Ezber işini beceremesem de karıncalar için kendime "farz" kılınca ekstra bir motivasyon olur başarabilirim de kimbilir!..

Biz kur'an'ı karıncalarıda sevmek, onlarıda boğulmaktan kurtarmak için okumuyor muyuz? Yoksa onlardan daha büyük yaratıkların hayatları için mi okuyoruz?

Karıncalar küçük diye canlarıda küçük mü yanar?

Karıncanın canıyla filin canını farklı kantarlarda mı tartmalı insan?

Karınca boğulurken ağladığı duyulmadığından, küçük ayaklarıyla çırpınışları fark edilmediğinden- filler gibi mesela- kocaman kocaman bağırıp tepinmediğinden daha mı kolay ölürler?

Büyük ayakları ve büyük ağzı olanlar daha mı duyulasıdır? Yani küçüklerin acısı küçük, büyüklerin acısı büyük mü olur?

Bosnalı minik kızın dediği gibi, "çocukları küçük kurşunlarla mı vuruyorlar anne?"

Karıncalara küçük azrailler mi geliyorlar acep?...

Bebek boğazlayanlar, bebek aldıranlar, bebekleri çöp kutularına atanlar, bebeklerin canlarının bebek kadar küçük yandığına inandıkları için mi bu kadar kolay becerebilirler! 

Karıncaları kurtarmayı öğütlemeyen bir kitaba benim iman etmem mümkün değildi? Oysa öğüt değil emrediyor muş. Bunu hafızlık çalışmasını bıraktıktan yıllar sonra öğrendim. Hocam öğrendi mi bilmiyorum! Ona söyleyeceğim eğer kızmazsa!...

Ben gördüm şöyle diyor kur'an; "Karıncaların canının fillerin canıyla aynı azap derecesinde kaynadığını öğren! 

Fillerin ayaklarıyla karıncaların ayakları aynı düzeyde çırpınır can verirlerken!... Dikkatli bak! Aynı filler gibi onlarda ağlar! Kulağını yaklaştır ve duy!"

Ekler kur'an; "Kitap yüklenmiş eşeklerin karıncaları ezmesinin sebebi, sırtında taşıdığının değerini bilmemesindendir!" Hocam iyi insandı fakat fillerle karıncaların aynı ebatlarda birer cana sahip olduklarını öğretmemişlerdi ona! Boğulan karıncayı kurtarmak amacıyla da öğretmesi gerektiğinin farkında değildi! 

Karıncalar üzerinden bu kadar “ajitasyon” yapabileceğimi de tahmin etmezdi!..

Koca koca cüsseli varlıkların ölüm sebeplerinin küçük küçük karıncaların canına olan duyarsızlıklarından kaynaklandığı fikrine varacak bir talebe olacağımı bilseydi… ve dünya yanarken “karınca edebiyatı” yapacağımı tahmin etseydi, bırakın kur’an’ı elif ba’yı bile öğretmezdi bana! Ve ben şu anda gördüğüm her elifi mertek sanıyor olurdum!

Uzatmayalım karınca edebiyatını!; Şimdi karıncaları kurtarmayı öğütleyen kitabı farkettim. Ezber ettiğim "kitap" da yoktu karıncanın canı! Olsaydı hocam bana niye göstermesindi ki?!

Sonra gidip baktım; o gün kurtarabildiğim karıncalardan daha fazlası öldü!. Şiddetli yağmur çukurdaki suyla birlikte karıncalarıda götürmüştü. 

 

Fillerle aynı ruhlar aleminde nasıl can verdiklerini konuşuyorlardır belki! 

Belki "kurtarılacaktık ama çocuğun önemli ezberi olduğu için gitmek zorunda kaldı!" diyorlardır karıncalar!

Fillerde onlara anlatıyorlardır; ölürken kocaman kocaman ayaklarıyla kocaman kocaman çırpındıklarını!.. Buna mukabil küçük karınca, " bende kocaman kocaman çırpındım!" diye şaşkın ve heyecanla anlatıyordur!... 

 

Filin canı karınca kadar küçüktür oysa; karıncanın canı da filin canı kadar büyük! 

Cüsseye takılan ise bizim görüş mesafemizi kısıtlayan gönüllerimizin hassas ayarlarının bozulmasıdır... Bunu da en iyi karıncalar kadar toprağa yakın yaşamayı karakter haline getirmişler bilir!

Başını göğe dikenler ise, tüm hayat alanının fillerin gücüyle şekilleneceğine inanan, karıncaların ölümüyle yaşamının, acısıyla sevincinin küçük olup görülmediği için bir farkı olmayacağına iman etmiş, aşağıda durmaktan korktuğu için aşağılık olmaya teşne insanlardır! Ve karıncaları umursamayan bir itikadın sahibi mutlaka filler tarafından tekmelenecektir!

Fillerin yaşamına endeksli yaşamı olan bir insanın ve bir devletin, karıncaların ölmesine kör ve sağır kesilmesi, kendi elleriyle yazdığı kapkara bir kaderdir! 

"Beyaz kader" için karıncaları kurtarmak şart! Fillere zulmetmeden lakin...

Güncelleme Tarihi: 21 Aralık 2017, 23:48
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241