banner279

İslam ve Kadın

Fatma PALA

İslam ve Kadın
 

Sosyal adalet ve insan haklarında sorun yaşayan toplumumuzda, adalet ve haklarından mahrum bırakılan, iradesizleştirilen büyük bir çoğunluğu temsil eder, kadın.

Toplumun farklı sınıf ve katmanlarında değişkenlik gösteren hak ihlallerindeki yoğunluğa rağmen; kadınların toplumun tümünde belli düzeylerde cinsiyet ayrımcılığına uğradığı ve şiddetin pek çok türü ile karşılaştığını gözlemlemek mümkündür.

Şiddet ve insan onuruna ters düşen hakk ihlalleri, toplum kültürü  ve geleneği ile desteklenmesi veya bunlarla meşrulaştırılması, kadınların karşılaştığı problemleri çözmede önemli engelleyici unsura dönüşüyor.

Sorunların ağırlığı ve kadının mücadele alanında yalnızlaştırılması, cinsiyet ayrımcılığı probleminin (kadın-erkek) tüm bireyleri içine alan bir sorun olduğunun gözardı edilmesi sonucunda, kadın, zorunlu olarak geleneği, kültürü sorgulamakta ve bazı zamanlar ve çevrelerde bu tepkisellik aşırı sonuçlar vererek, eril topluma karşı cinsiyete dayalı çözüm arayışlarını güçlendirmekte.

Haksızlıkları gerekçelendirmek için kadın bedenine yönelmek; kadını tamamen kapalı alanlara hapsetmek ve mahremiyeti ortadan kaldıran kadının özel alanı olan bedenini piyasaya dahil etmek gibi farklı uclarda derinleştikçe sorunlar yenilenip, kadının içinde bulunduğu konum da daha vahim sonuçlara evrilmiştir.

Gelenek ve pekçok tahribatı içinde barındıran tarih üzerinden, kadının ikincil insan olmasının sebebi olarak İslam'ın görülmesi ve adaletden yoksun sosyal yapının kendisini tahrif edilmiş dini yaklaşımlar ile meşrulaştırması, devlet sınırları içine alınan din ve din adamlarının İslam'ı, statükoyu, güçlü olanı kollayan dili ve zihniyeti sayesinde;

Hak mücadelesi veren kadınların önemli bir kısmı dinden yüz çevirmek zorunda kalmışlardır ve bunu islami kesimin (kadın-erkek) bireylerinin, kadın sorununa yaklaşımları ve ilgisizlikleride katkıda bulunmuştur.

Nihayetinde, kadın sorunu doğrudan İslam'ı referans alarak çözebileceğimiz bir sorundur ve toplumun önemli çoğunluğu olan müslümanların gündemlerinde hak ettiği yeri alması gereken bir konudur.

İslam'ın sorunlara bütünlükçü ve evrensel yaklaştığını ( cins, renk, ırk gibi farklılıkları derinleştirmediğini bu farklılıkların çatışma alanı olmadığı gibi çözümde olmayacağı gerçeğini) gözardı etmeden;

Bir sorunun çözümü için, sorunu yaşayan tarafın kesinlikle içinde yer alması gereken alanlara ihtiyaç olunduğu, sorunun sebebi olan eril toplumun da dilinden de uzaklaşmak gerekmektedir ve iktidar olanın, imtiyazlı olanın ve devletin kucağında oturanların penceresinden bakıldığı müddetçe adaletsizliğin devam edeceğinin farkında olmalı.

Kadına, hakim olan görüş ile bakılması ve mevcut sosyal yapıyı koruma endişesini öncelemek, sadece mağdura yabancılaşmayı ve kadın sorununda insiyatif almayı engellemiyor, aynı zamanda İslam'ı zulüm, haksızlık ve adaletsiz uygulamaları meşrulaştırmak için tahrif eden zihniyetleri destekleyen ve bu kirli zeminde buluşturan bir işlevde görüyor.

Toplumun derdi ile dertlenen ve kendisini sorunların seyircisi olmaktan tenzih eden müslümanın, kadın sorununu gündemine alması zaruridir ve ertelenemez bir aciliyete sahiptir.

İslam ve Kadın gibi önemli bir başlığın altını ezberlenmiş ve çözümleyiciliğini yitiren görüşlerle doldurmak yerine, vahyin peyder pey inişindeki hikmeti gözeterek, en doğru görüşlerin, cevapların; mücadele ederek, mağdur olanların taleplerini esas alarak ve vahyin muhatabı ile buluştuğu oranda gelişeceğinin farkındalığı ile; kadın sorunu ile ilgili her görüşe açık, tartışılabilir ve temkinli yaklaşmak faydalı olacaktır;  görüş ve önerilerimizin Vahyin kendisinden ziyade, içinde bulunduğumuz kültür, gelenek, sosyal yapımız ve imparator, şah ve krallar denetiminde gelişen yazılı tarihimizin de etkisinde kaldığını dikkate alırsak.

İslam ve Kadın, pekçok alt başlık ile ele alınabilecek bir konudur ve bu konuların neler olabileceğini mağdur olanın katkısı ile belirlenmeli, en zor durumda olan insanların sorunları öncelikli olarak gündemde yer almalıdır.

İslam ve Kadın başlığını ayrımcılığa uğrayan birey ve sosyal yapının adalet ile buluşabilmesi, İslam'ın hasta olan topluma şifa olması ümidi ile ele almalı.

Haklarından mahrum bırakılan kadının, kendisine vaadedilen 'halife' ni murad ederek, kadının mücadele günlüğüne dönüşmesi ve yetersiz koşullarda yürütülen çabaların kendisini ifade edebileceği bir alana dönüşmesi dileği ile.

Güncelleme Tarihi: 15 Nisan 2013, 11:46
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner241

banner140