banner279

İRAN NÜKLEER ANLAŞMASI, SİYASET VE STRATEJİ

Marwan Bishara

İRAN NÜKLEER ANLAŞMASI, SİYASET VE STRATEJİ
 İran ile P5+1 arasında imzalanan nükleer anlaşmasının ne şekilde uygulanacağı ve bölge açısından doğuracağı sonuçlar henüz belirsiz. Ancak ilerleyen dönemlerde siyaset ve stratejinin her şeye baskın çıkması muhtemel.
İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif nükleer anlaşmasıyla ilgili ilk yorumunda anlaşmanın kimse için mükemmel olmadığını ama herkes için önem taşıdığını söyledi.
Zarif’in sözlerine şunu eklemeliyim: Anlaşma, Ortadoğu’da ve Batı’nın bölgeyle ilişkilerinde her şeyi etkileyecek.
Anlaşmanın ne şekilde uygulanacağını ve bölge açısından doğuracağı sonuçları ise bekleyip göreceğiz.
Fakat her ne kadar şeytan ayrıntıda gizli olsa da (santrifüjler ve anlaşma maddeleriyle ilgili konuşmayı konu hakkında daha donanımlı kişilere bırakıyorum), şahsi düşüncem ilerleyen dönemlerde siyaset ve stratejinin her şeye baskın çıkacağı yönünde.
Tarihi anlaşma
Varılan nokta kimilerini sadece memnun, kimilerini ise delicesine mutlu edecek. Ancak anlaşmanın tarihi önemi inkar edilemeyecek bir gerçek.
Anlaşma sayesinde yıllardır devam eden düşmanlık, katı tutum ve aylardır süren spekülasyonlar sona erecek.
Anlaşma, ABD Başkanı Barack Obama ile (Ayetullah Ali Hamaney’i arkasına alan) mevkidaşı Hasan Ruhani’nin kararlı tavrı ve iki ülke halkının desteğiyle mümkün olabildi.
Sonuçta anlaşmanın başarısı iki tarafın da iyi niyetine bağlı. Bir başka deyişle, İran anlaşmayı nükleer programını gizli biçimde geliştirmek için kullanmamalı, ABD ise İran’ı güçsüz kılmak için anlaşmayı istismar etmemeli.
Ama şüphesiz, alavere dalavereler yakın gelecekte de devam edecek. Geçtiğimiz 23 ay, ilerleyen günlerde yaşanacakların habercisinden başka bir şey değildi.
Daha cesur bir İran
Nükleer anlaşmanın önemi ancak giderek kötüleşen bölgesel koşullar bağlamında takdir edilip değerlendirilebilir.
Anlaşma, her şeyden önce İran’ı yüreklendirirken, Amerika’yı göze daha sevimli gösterecek ve İsrail’i de yabancılaştıracak.
Bu süreçte Batı’nın “öcüsü” İran’ın yerini zamanla IŞİD alacak.
Anlaşma aynı zamanda enerji pazarını karıştıracak, bölgesel güvenliğe etki edecek ve muhtemelen yeni bir silah yarışının da kıvılcımını ateşleyecek.
Ayrıca ABD, anlaşma sayesinde stratejik ittifaklarını ve ortaklıklarını yeniden şekillendirme ve bu süreç içinde de Ortadoğu’nun stratejik manzarasını değiştirme imkanı bulacak.
Tüm bunlar İran’ın komşularında kaygı yaratmış durumda.
Endişeli komşular
İran’ın komşularının çoğu farklı nedenlerle de olsa Tahran’ın bölgedeki etkisinin ne olacağı konusunda endişeli.
Arapların çoğu İran’ın zalim Suriye rejimine desteğinden rahatsız ve Tahran’ın Irak’ta giderek artan müdahale ve etkisinden dolayı da korkmuş vaziyette. Araplar anlaşmanın İran’ın aynı şeylerin daha fazlasını Yemen’de, Lübnan’da, Körfez’de ve Ortadoğu’nun diğer bölgelerinde yapmasından da endişe ediyor.
İran’ın bölgedeki kaosu ve stratejik boşluğu Arapların egemenliklerine tecavüz etmek ve kendini bölgenin hakimi ilan etmek için kullanacağından korkuyorlar.
Öte yandan İsrail ise her zamanki gibi İsrailliğini yapıyor.
Dünyanın büyük kısmı anlaşmanın kesin olarak İran’ın nükleer programını sınırlayacağını düşünürken, 100-200 civarında nükleer savaş başlığıyla bölgedeki tek nükleer güç konumunda olan ve üstelik komşu Filistin topraklarını işgal ederek uygulayan İsrail, Batılı güçleri İran’a teslim oldular diye eleştiriyor.
Ama bu İsrail’in gerçekten endişelendiği gerçeğini değiştirmiyor. Nitekim uzun yıllardır İran’ın İsrail’in varlığına karşı bir tehdit, ABD’nin ise vazgeçilmez bir müttefik olduğunu dinleyen İsrailliler, ABD ile İran arasında Başbakan Netanyahu’nun açık itirazlarına rağmen varılan anlaşmayı kenardan izler duruma düştü.
İşin belki de en kaygı verici yanı, Netanyahu’nun hem Beyaz Saray hem de Demokrat Parti başta olmak üzere politik kurumlarla düpedüz ve son derece kaba bir şekilde arasını bozmuş olması.
Amerikan liderliği
Obama’nın bir yandan İsrail’e koşulsuz destek verirken, Washington’ın stratejik zihniyetini Tel Aviv’inkinden ayırabilmesi Tahran’la anlaşmaya varılmasında etkili oldu.
Amerikalı lider, ülkesinin istediği sonuçları dostlarına ve düşmanlarına zorla kabul ettiremese de, öncülük yapabilecek kapasitede, kaçınılmaz bir süper güç olduğunu gösterdi. Liderlik etme gücünün ardında ise ekonomik, askeri ve diplomatik araçlara dayalı bir dış politika yatıyor.
Sonuç olarak, nükleer anlaşması Amerikan politikasını İsrail’in kısıtlamalarından kurtarıp, Washington’ı milenyumun başından bu yana hiç olmadığı kadar rahatlatacak.
ABD, böylelikle kendine saygısı olan her imparatorluk gibi, Ortadoğu’daki güçlerin zıt ya da ortak hırslarını idare edebilecek.
- See more at: //www.iktibasdergisi.com/iran-nukleer-anlasmasi-siyaset-ve-strateji/#sthash.ADEAFyOI.dpufEl-cezire/ Marwan Bishara
Güncelleme Tarihi: 20 Temmuz 2015, 10:24
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241