banner259

İRAN, IRAKLI ŞİİLERDEN NEDEN KORKAR?

SADR BU GÜCÜ NEREDEN ALIYOR?

İRAN, IRAKLI ŞİİLERDEN NEDEN KORKAR?
 Etnik ve dini farklılıkların yönetilemez olduğu ülkede suyun başını tutan Şiiler arasında patlak veren siyasi kriz; Şii milis güçleri arasında bir çatışmaya kapı araladığı gibi aidiyet hissetmeyen Kürtleri bağımsızlığa, dışlanan Sünnileri IŞİD ve benzeri örgütlerin tuzağına iterken, cephelerini terkeden milisler ve kaybolmaya başlayan Iraklılık, IŞİD’le mücadelede zafiyete de yol açabilir.
Yenişafak/Bekir Aydoğan/Gazeteci/Mehmet Alaca/Gazeteci
Irak’ta Şii lider Mukteda es-Sadr yanlıların Bağdat’taki hükümet binalarının bulunduğu korunaklı Yeşil Bölge’ye girerek parlamentoyu basması, Kürtler ve Sünnilerle derin anlaşmazlık yaşayan Şiilerin kendi arasındaki çatışma hatlarını da keskinleştirdi. Kürtlerin bağımsızlık şeridine saptığı, Sünnilerin yönetimden dışlandığı, topraklarının üçte birine yakını IŞİD’in elinde olan Irak’ta Şii grupların karşı karşıya gelmesi; siyasi-ekonomik kriz, yolsuzluk ve halkta derin memnuniyetsizliğin olduğu ülkedeki kaosu/çöküşü derinleştirecek ve etnik-dini gruplar arasındaki bağları koparacak dinamikler taşıyor.
SADR BU GÜCÜ NEREDEN ALIYOR?
Şii dünyasının saygı duyduğu ailesinin Saddam dönemine kadar uzanan siyasi-dini etkinliğini miras alan ve Irak merkezli Şii dini önderliği savunan Sadr, fetva yetkisine sahip olmamasına rağmen başta Bağdat’ın yaklaşık 2 milyon nüfuslu Sadr semti gibi birçok bölgeyi ve yoksul Şii sınıfını harekete geçirebiliyor. 2003 sonrası Mehdi Ordu’sunu kurarak Irak’taki ABD varlığına karşı çıkan Sadr, ABD ile anlaşan Şii gruplara karşı Iraklı kimliğiyle öne çıkan Şiileri etrafına topladı. Birçok Şii liderin Saddam’la mücadele etmeyi bırakıp İran’a kaçtığı yıllarda ülkesinde kalan Sadr, Iraklı kimliğiyle önemli bir sempati edinmişti. İran’ın Irak’ta artan nüfuzundan rahatsız olan Sadr grubu, Şii halkla kurduğu rabıta ve milis gücünün yanı sıra Irak parlamentosunda 2005 seçimlerinde 30, 2010’da 39 ve 2014’te 41 milletvekili çıkararak siyasi arenada da etkinlik kurdu. 2008’de Mehdi Ordusu’na silah bırakma talimatı vererek ateşkes ilan eden Sadr, IŞİD’e karşı oluşturduğu Barış Tugayları ile askeri faaliyetlerini sürdürüyor.
Ekonomik kriz, halkın kamu hizmetlerinden şikayet etmesi, IŞİD’e karşı başarı sağlanamaması, İran güdümündeki Şii milislerin kontrol edilememesi ve artan yolsuzluk nedeniyle eleştirilen Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, Sadr’ın Meclis’teki siyasi kota yerine teknokrat sisteme geçilmesi baskısı altındaydı. Şubat’ta İbadi’ye reform çağrısı yapan ve 45 gün mühlet veren Sadr, iki ay boyunca Tahrir meydanında gösteri yapan destekçilerinden sonra 27 Mart’ta Yeşil Bölge’ye girerek oturma eylemi başlattı. Sadr’ın çağrısından sonra reform arayışına giren İbadi’nin ilk listesi 31 Mart’ta parlamentoda kabul edilmezken, ikinci liste de parlamentoda yeter sayısına ulaşılamaması nedeniyle onaylanmadı. İptal edilen parlamento toplantısı sonrasında ise 30 Mart Cumartesi günü Sadr yanlılarının parlamento baskını gerçekleşti. ABD’nin desteklediği İbadi, teknokrat hükümetin bürokrasideki eski Başbakan Nuri el-Maliki etkisini ve bağlantılı olarak İran nüfuzunu azaltacağını düşünürken, teknokrat hükümet kurulması talebine İran’a yakın Şiiler yönetimdeki ayrıcalıklarını, Kürtler ve Sünniler de etnik ve mezhebi kotalarını korumak için karşı çıktı.
IRAK’I NE BEKLİYOR?
Sadr yanlıların artan protestolarından rahatsızlık duyan ve Sadr’ı hizaya çekmek isteyen İran güdümlü Şii Haşdi Şaabi bileşenleri, parlamentoya giren halkı sokağa döken ve Yeşil Bölge’nin komutanına elini öptürerek kapıları açtıran Sadr’ın öncül hamlesi karşısında ilk yenilgiyi aldı. Tahran’a mesafeli Sadr yanlıların Bağdat’ta kontrolü ele geçirmesinden çekinen Haşdi Şaabi milis güçlerinin olası bir darbe girişimini önlemek bahanesiyle Bağdat sokaklarına doluşması, Haşdi Şaabi’nin Sadr’a bağlı Barış Tugayları ile karşı karşıya gelmesi riskini doğuruyor. Şiiler arasındaki siyasi ayrışmanın silahlı çatışmalara dönmesi ihtimalini ise en kötü senaryo olarak değerlendirebiliriz. Zira, Sadr’ın geçtiğimiz yıllarda “diktatör ve zorba” olarak suçladığı Maliki liderliğindeki Hukuk Devleti Koalisyonu, Sadr’ın protesto çağrılarını yasa dışı gördüğü 16 Mart’taki açıklamasında “Silahların karşısına silahlar, adamların karşısına adamlar çıkacaktır” ifadelerini kullanarak tehlikeli bir açıklama yapmıştı. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in Başdanışmanı Ali Ekber Velayeti, Haşdi Şaabi’nin parlamentoya girenleri birkaç saat içinde dışarı çıkardığını belirtirken, İran’ın Ortadoğu’daki kirli planlarının organizatörü Kasım Süleymani’nin ise Sadr’ı “Köpeklerini topla, aksi takdirde köpeklerimi senin üzerine salarım” şeklinde tehdit ettiği iddia edildi.
ABD Başkan Yardımıcısı Joe Biden’ın İbadi’ye destek olarak okunan ve İran aleyhine sloganlar atılan parlamento baskınından bir gün öncesine denk gelen ziyaretini ‘şüpheli’ gören Sadr, kritik bir zamanlamayla parlamento baskını sonrası pazarlık için Tahran’a gitti. Sadr’ın, babasının İran’a karşı saygı duyma ve dayanışma fetvasına hala bağlı olduğunu belirten Sadr hareketine bağlı Ahrar Grubu’nun, ziyarete ilişkin “Sadr, İran’da yarım yüzyıl da kalsa Irak’ın çıkarına olmayan hiçbir emir ya da baskıya boyun eğmeyecek” sözleri, Sadr-İran ayrışmasını özetliyor. Diğer yandan, İran’daki dini merci Velayet-i Fakih’e mesafeli duran ama Sadr yanlıların parlamento baskınını da eleştiren Iraklı Şiilerin en etkili dini lideri Ayetullah Sistani’nin nasıl bir politika izleyeceği de önemini koruyor. Ilımlı ve siyasete mesafeli tutumuyla Sistani’nin Iraklı Şiileri tek bir açıklamasıyla etkilediği bilinirken, ABD’nin de Sistani’nin ülkedeki otoritesini denge unsuru olarak gördüğünü söyleyebiliriz.
Etnik ve dini farklılıkların yönetilemez olduğu ülkede suyun başını tutan Şiiler arasında patlak veren siyasi kriz; Şii milis güçleri arasında bir çatışmaya kapı araladığı gibi aidiyet hissetmeyen Kürtleri bağımsızlığa, dışlanan Sünnileri IŞİD ve benzeri örgütlerin tuzağına iterken, cephelerini terkeden milisler ve kaybolmaya başlayan Iraklılık, IŞİD’le mücadelede zafiyete de yol açabilir. Hatırlanacağı gibi, Sadr yanlıların İran’ı rahatsız eden protesto eylemlerine başladığı Şubat ayında, Sadr semtinde IŞİD tarafından düzenlenen iki intihar saldırısında en az 70 kişi hayatını kaybetmişti. Parlamento baskınından on gün sonra ise Sadr semtindeki IŞİD saldırısında 90 kişi daha öldü. Protesto eylemlerine teknokrat hükümet kurulana kadar devam edeceklerini söyleyen Sadr yanlıların, art arda maruz kaldığı IŞİD saldırıları sonrası, güvenliği sağlayamayan Bağdat’a karşı öfkelerinin bileneceğini tahmin etmek zor değil.
‘ÇUKUR’DAKİ Şİİ DOKTRİNİ
Parçalanmanın eşiğine gelen ülkede ABD’nin Saddam sonrası Irak projesinin çöktüğüne işaret eden gelişmeler, Ortadoğu’daki etnik ve dini farklılıklar taşıyan suni devletler için de yıkıcı bir domino etkisi yaratabilir. Şurası kesin ki; İran’ın direniş ekseni adı altında Şii doktrini ihraç eden ve Bahreyn, Yemen, Irak, Suriye ve Lübnan’a kadar uzayan -siyasi, askeri, dini ve kültürel emperyalist ağı- Şii Hilali projesi, Irak’ta yarattığı istikrarsızlıkla büyük yara aldı. İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Yunusi’nin ‘başkentimiz’ dediği Bağdat sokaklarında Şiilerin attığı “İran dışarı” sloganları İran’daki Velayet-i Fakih’te soğuk duş etkisi yaratırken, Suriye’deki devrimi sindirmek için tüm dünyadaki Şii milisleri cepheye taşıyan İran, Şii nüfuzunun sınırları olduğunu ve ulusal kimlikleri (Iraklılık) Şiilik üzerinden eritemeyeceğini de gördü.

Güncelleme Tarihi: 22 Mayıs 2016, 10:35
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner241

banner247

banner140

banner255

banner141

izmir escort escort izmir porno izle anne porno porno youtube magazin
escort bayan bayan escort izmir escort porno indir türk porno anal porno