banner279

'İmamların görevi cemaatin rızasını kazanmak mı?'

TÜRKİYE'DE İMAMLARIN YAŞADIĞI SORUNLAR

'İmamların görevi cemaatin rızasını kazanmak mı?'

Türkiye'de imamların yaşadığı pek çok sorun var ve belki de sorunlarını en az dile getirebilen mesleki gruplardan birisini teşkil ediyorlar. Ancak maaşlarından, görevlerini yaparken yaşadıkları sıkıntılarından ya da özlük haklarından daha büyük dertleri var ve pek çok imam, imamlık görevini ifa ederken inançlarıyla çelişmek zorunda kalmaktan şikayetçi.

Memur oldukları için pek çoğunun ismini yazamayacağız fakat farklı alanlarda hizmet veren imamların sorunlarını yazarken onlarca imamla konuştuk, çoğunu uzun uzun dinledik. Bazılarının yaşadığı sorunlar ise zaten medyada yer aldı.

M.B. İstanbul'un taşrası sayılabilecek bir ilçede görev yapıyor ve görev yaptığı mahallede alışılagelen imam profilinin dışına çıktığı için hakkında pek çok söylenti çıkarılmış. İmamların sakal bırakması serbest olmasına rağmen sakalının uzunluğundan ötürü mahallede belli çevrelerin kendisi hakkında "IŞİD üyesi imam, El Kaide üyesi imam" gibi ifadeler kullandığını ve hiçbir delile dayanmayan bu iddialar yüzünden kendisini savunmak zorunda kaldığını söylüyor. "Bugüne kadar bu camide görev yapan imamların pek çoğu sadece namaz kıldırmakla yetinmişler ve herhangi bir ek faaliyet yürütmemişler. Ancak ben Kur'an derslerini sadece yaz aylarıyla ve sadece çocuklarla sınırlamayınca sorun oldu. Müftülük ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sunduğu perspektifle uyum arz ediyor ancak toplum bu duruma alışık değil" diyen imama göre cami dernekleri de bu gibi sorunlar yaşandığında oldukça ilginç bir pozisyon alıyor. Dernek üyeleri içerisinden bile imamdan sakalları "biraz" kısaltmasını isteyenler çıkmış. Çünkü pek çok dernek üyesi mensubu olduğu sosyal çevre ile atanmış bir memur olan imam arasında kaldığında sosyal çevreyi tercih ediyor.

Bir başka imam ise küçük bir Anadolu şehrinde görev yapıyor ve kendi ifadesine göre isminin baş harflerini bile yazsak kolaylıkla kim olduğu anlaşılacak. İmamların sadece dini hizmetler yürütmediğini ve aynı zaman küçük kentlerde ilginç bir pozisyona itildiğini söyleyen imam, "Bütün resmi bayramlardan sonra gelip neden Atatürk'e dua etmediğimi soruyorlar. Oysa hiçbir imam, hutbede veya vaazda Atatürk'e dua etmek zorunda değil" diyor. Bu gibi baskılarla sadece kendisinin değil pek çok imamın boğuştuğunu ve inançlarıyla çelişen dualar yapmaya zorlandıklarını belirten imama göre artık bu duruma bir son verilmeli ve Diyanet, imamlara en azından bu gibi konularda daha geniş inisiyatif alanı açmalı. "Neredeyse camide neden Atatürk resmi olmadığını soracaklar" ifadelerini kullanan imama göre politik bütün figürlerin camilerin dışında tutulması gerekiyor. Camilerin sadece namaz kılınan mekanlar olmaktan çıkması gerektiğini ve birer davet merkezi gibi çalışmasının daha faydalı savunan imama göre ihtiyaç duyulan bütün camilerde imam ve müezzin dışında bir de "davetçi" istihdam edilmeli. 

Aynı çerçevede bir sıkıntıyı İmam Mustafa Talha Çoğaş da yaşadı ve geçtiğimiz günlerde özellikle Doğan medyasında ismi sıkça anıldı. Bergama ilçesine bağlı bir mahalle camisinde imamlık yapan Çoğaş, iddialara göre camiye gelmeyenlerin namazını kılmıyor, kabirlerin başında Kur'an okumuyor ve mevlit okuması için davet edildiği muhtelif toplantılara gitmiyordu. Çoğaş'ın gösterdiği tavır aslında imamların bir kısmının ortak sıkıntısını yansıtıyor. İstanbul'da görüştüğümüz ve uzun süre imamlık yaptıktan sonra akademisyenliğe geçiş yapan K.T. de bu 'çelişki'nin imamları çok yorduğu kanısında. "İlahiyat Fakültesi mezunuyum. Uzun süre Diyanet'e bağlı merkezlerde özel eğitim aldım. Ancak imamlık yapmaya başladığımda cami cemaati benden sürekli dinin aslında olmayan uygulamaları 'ibadet' gibi yaptırmamı istemeye başladı. Düşünün mevlit diye bir şiir var ve bu şiiri okuduklarında Allah'ın razı olacağı bir iş yapacağını düşünen bir cemaat var. Böyle bir durumda imama düşen cemaate hata ettiği noktayı anlatıp doğruyu göstermek midir yoksa onlarla birlikte hatayı tekrarlamak mıdır?" İmamların topluma öncü olması gerektiği yönde Diyanet'in belirlediği belirttiği perspektifle fiili durumu arasındaki farka dikkat çeken imamların bir kısmına göre imamlara en azından bir nevi dini 'özerklik' tanınmalı. Çünkü toplumun uygulamaları ile inançları arasında kalan pek çok imam ciddi sorunlarla karşı karşıya. Klasik anlayışla hareket etmeyen imamlar bu yüzden oldukça tuhaf iddialarla yüzyüze kalıyorlar. K.T., "Maaşı devletten aldığımızı ve devletin maaşı da cemaatin vergisiyle ödediğini söyleyip mevlit okumak zorunda olduğumuzu söyleyen cemaat mensuplarına vereceğimiz cevap aynı zamanda mesleki geleceğimizi de belirliyor. Şimdi müftüler bir nebze imamların arkasında ama eskiden böyle bir kriz yaşandığında bütün sorumluluk imamın sırtında kalıyordu.

Bergama'da ölen Hüseyin Yaşa'nın cenaze namazını kıldırmadığı öne sürülen Mustafa Talha Çoğaş da, "Ben kimseye kafirsin demem sadece Müslüman ve Mü'min tanımlarını yaparım. Bununla mükellefim. Ancak namaz kıldığına hiç şahit olmadığım, şahit olan kimsenin de olmadığı, Allah'ın dinine dil uzatan, Allah'a ve Resulüne imam etmeyen birisinin cenaze namazını kıldıramayacağımı da beyan ettim. Kimseden Müslüman olduğuna dair kefil de istemedim. Nitekim Hüseyin Yaşa ile birkaç kez sohbet ettik ve kendisi bana Allah'a inanmadığını söyledi. Bu durumdayken kendisinin cenaze namazını kıldırmayacağımı söyledim ve kendisi de zaten cesedinin yakılmasını istedi." diyor. Ancak Mustafa Talha Çoğaş, bu kadar açık ifadelere rağmen yine de merkez medya tarafından suçlandı ve Diyanet tarafından görevlendirilen müfettişler durumu araştıracak. Elbette bir şikayet söz konusu ise araştırma gerçekleştirilmeli ancak camide ve inancını tatbik etmekte dahi kendisini rahat hissetmeyen imamlara göre artık bu durum aşılmalı. Ortak bir görüş olarak şunu beyan ediyorlar: Çünkü imamların görevi bulunduğu mahallenin halkını razı etmek değil Allah'ı razı edecek işler yapmaktır. Halka da Allah'ın rızasını kazandıracak işlerde öncülük etmektir.

Son olarak İmam Mustafa Talha Çoğaş, "Yaşamınızda Kur'an okumadıktan ve ayetlerin gereğini yapmadıktan sonra her gece ruhlarınıza Kur'an okunsa da fayda sağlamaz. Peygamberin hayatı boyunca ölüler için Kur'an okuduğuna dair tek bir delil yok " diyor. Bu nedenle kendisine "Vahhabi" denildiğini söyleyen Çoğaş ise iddiaları reddediyor ve "Ne Vahhabi ne Selefi ne de Mealciyim. Ancak muvahhid bir Müslümanım" diyor. 

Elbette imamlar bütün konularda hemfikir değil ve mevlid okuyan, kabir başında Kur'an okuyan ve vazifelendirildiği her cenaze için namaz kıldırmak durumunda olan imamlar da var. Ancak şartlardan şikayet eden imamlara göre en azından inançlarıyla çelişmeyecek ölçekte bir asgari müşterek belirlenmeli ve imamlar inanmadıkları fiilleri yapmak zorunda kalmaktan kurtarılmalı. 
 TİMETURK | HABER MERKEZİ
Güncelleme Tarihi: 28 Nisan 2015, 11:01
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241