banner279

Hz. Muhammed(a.s.) ve sonrası

Ufuk COŞKUN

Hz. Muhammed(a.s.) ve sonrası
 

Sivil Düşünce yazarı Veysel Menekşe yazdığı bir yazıda tüyler ürperten bir iddia ortaya attı. Hz. Muhammed’in öldürüldüğünü, şehit edildiğini yazdı Menekşe.. //www.sivildusunce.com/VAKAVIRUS-YAZILAR-29-Cok-Aleviler-Gordum-Osman-Bile-Cikmadilar.html  İslam bilindiği gibi Hz. Muhammed’in Tanrılara son darbeyi indirdikten sonra otoriteden, ülkücülükten ve ulus devletçi sistemlerden uzak daha insan merkezli bir yol çizmeye başladı buda özellikle tefecilikle uğraşanları, insan alıp satanları, güç peşinde koşturan hırs sahiplerini rahatsız etti. İnsanlık tarihinin her döneminde hür düşünce ile ulus devletçiler arasında bir çatışmanın yaşandığı aşikârdır. Kısacası adına “ derin devlet” denilen bir çeteleşme her dönem var olmuş ve bunlar ne Allah nede peygamber tanımışlardır.

 

 

 İsa’nın, Musa’nın, Yusuf’un, Ali’nin, Hüseyn’in vs etraflarında  bu derin çetelerin varlığını görmekteyiz. Benzer bir çeteleşme Hz. Muhammed’in etrafında da vardı. Bu bakımdan Menekşe’nin ortaya attığı iddia doğru olabilir. Çünkü bu zihniyet -günümüzde de olduğu gibi- tarihte her türlü zulmü işlemekten çekinmemiştir. Bu bakımdan Hz. Muhammed’in öldürülmesi çokta uzak bir ihtimal değil. Çünkü bu çetelerin karşısında hayvanları bile hak- hukuk tanıyan, hür düşünce, insan, adalet ve ahlak diyen Hz. Muhammed gibi erdem sahibi insanlar birer tehdit unsurudur. Bu tehditlerin ortadan kaldırılması için her türlü yola başvurmaktan da çekinmediklerini tarih bize göstermektedir.

 

 

Bakıldığında Hz. Muhammed’in öldürülmesiyle “Asr-ı Saadet” devri sona erdiriliyor ve yeni bir saltanat devrinin yolu açılıyor. Buna yol veren ise özel/temiz/erdemli bir sülale olan peygamber sülalesini bitiren ve kendi sülalesini tarih sahnesine sokan Emevilerdir. Ben Hz. Muhammed’in hemen ardından vuku bulan tarihi hadiselerin hassasiyetle irdelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu süreçte dönen soğuk ve sıcak savaşların kökeni hakkında Müslümanlar esaslı kaynaklardan bilgilendirilmelidir. Eğer hadiseler resmi tarih bilgileri ise bunca Müslümanın vebalini kimse ödeyemez.

 

 

Ben Hz.Muhammed’in ölümüyle tarihin seyrinin değiştiğini ifade ediyorum. Bir bakıma etkilerini günümüze kadar hissettiren ulus devletçi geleneğin tohumlarının o dönemlerde atıldığını görmekteyiz. Yani bugün diktatörlüklerin, insana değer vermeyen devletçi sistemlerin, saltanatların, faşist zihniyetlerin, sömürülerin, mezhep savaşların kısacası özgürlük ve insan karşıtı her türlü uygulamaların tohumların o dönemde atıldığını görüyoruz. O takdirde eğer hadiseler gerçekse bugün Müslümanların ne kıldığı namaz ne tuttuğu oruç nede İslam diye bildikleri inanç hakikat. Çünkü bunca zulmü yapan bir zihniyet İslam inancının kodlarıyla da oynamıştır. Belki de kodlarıyla oynandığı için bugün İslam ülkeleri hem düşünce, kültür, siyaset, insan hakları hem de teknoloji alanında bu kadar geri ve ilkel.

 

 

Bana göre bugün İslam ülkeleri dogmatik Emevi baskıcılığının tahakkümü altında bir yaşam sürmekteler. Hala demokrasi, özgürlük ve insan hakları alanında önyargılı olmalarının ve saltanat geleneğini devam ettirmelerinin bir nedeni de bu olsa gerek. Devletçi geleneğinin ağır bastığı, bireysel hak ve özgürlüklere hala şans tanınmadığı, farklılıkların dışlandığı ve bir potada eritilmeye çalışıldığı ulul emre itaatin farz kabul edildiği bir anlayışın kökeni; rengini “Emevi zihniyetinin” verdiği bir İslam anlayışından kaynaklanmaktadır. Sorun burada.. Müslümanların derin tarihiyle yüzleşememelerindedir. Oysa Hz. Muhammed’in sahih İslam anlayışını benimseseler belki daha özgür ve daha evrensel bir dünya görüşüne sahip olacaklar..

 

 

Ne var ki Hz. Muhammed’in öncülüğünde sürdürülmeye çalışılan bu insan merkezli anlayış ne yazık ki kanla bastırılmıştır. Ve İslam tarihinin hiçbir döneminde bu temiz anlayış baskıdan kurtulamamıştır. Her dönem bu bahsi açanlar şiddetle, kanla susturulmuşlardır. Müslümanlar Hz. Muhammed dönemini ondan bağımsız bir şekilde ele alıp İslam inancını Emevi zihniyeti doğrultusunda bir anlayışla yorumlamaya ve pratik etmeye devam ettikleri ölçüde ne saltanat tahakkümünden kurtulabileceklerdir nede yaşadıkları İslam’dan haz alacaklardır. Yani bir yerlerde sorun var gibi. Çünkü bu kadar hür düşünceli, insani, mütevazi, hoşgörülü üstelik hiçbir mezhepten olmayan bir peygambere inanan bir topluluk bugün hür düşünceden uzak, mezhep savaşları yapan, ulus devletçi bir topluluk olamaz.

 

Evet, bir sorun olmalı. Sürekli Hz. Muhammed’in öğretilerini çarpıtan bir mekanizma var. Müslümanlar bu mekanizmayı çözmelidirler. Çözmeden ölürlerse Allah bunun hesabını sorar diye düşünüyorum..Kısacası bugün dünyaya adalet, hoşgörü, özgürlük ve insan hakları alanında bir şey söyleyemeyen Müslümanlar bunun nedenlerini sağlıklı bir biçimde analiz etmek durumundadırlar. 

Güncelleme Tarihi: 29 Kasım 2012, 14:19
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner241

banner140