banner279

Hz. İSA VE NUZÜLÜ

Bekir Çöl

Hz. İSA VE NUZÜLÜ
  Hz. İSA VE NUZÜLÜ

 

Bundan evvelki konu ile ilgili yazımda Hz. İsa’nın durumunu Hıristiyan inancına göre incelemeye çalışmıştım. İslam’a göre Hz. İsa öldürüldü mü? Öldü mü? Ölmeden göğe mi yükseltildi? Bunu anlamaya çalışalım.

 1.)Burada birinci nokta Hz. İsa Hıristiyanların dediği gibi çarmıha gerilip öldürülmedi. Buna inanmak durumdayız, inkârı küfür olur. Çünkü bu durum Nisa suresi 157,158 ayetlerinde açıkça bildirilir. “Ve biz Allah’ın peygamberi Meryem oğlu Mesih İsa’yı öldürdük demeleri yüzünden hâlbuki onu ne öldürdüler, nede çarmıha gerdiler.

(başkası ona benzetildiği için )şüpheye düştüler. Onun hakkında ihtilafa düşenler bu konuda tam bir kararsızlık içindedirler. Bu hususta zanna uymaları dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürememişlerdir. Bilakis Allah onu kendine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir.” “Ehli kitaptan her biri ölümünden önce ona mutlaka iman edecektir. Oda kıyamet gününde onlara şahit olacaktır.” Yukarıda anlamlarını yazdığım ayetlerde çarmıha gerilmediği, öldürülmediği açıkça ayette geçmektedir. Bunun aksini savunmak tevile yönelmek doğru olmaz. Son bölümde gecen << ehli kitaptan her biri ölmeden önce ona mutlaka iman edecektir.>>ayetini birçok müfessir Hıristiyan ve Yahudilerin ölüm anında Hz. İsa’nın Allah’ın oğlu değil peygamberi olduğuna inanacaklar. Ancak bu imanları onlara fayda vermeyecek diye izah etmişlerdir

 2.) Allah katına nasıl yükseldi? Yani Ruh ve ceset ile mi? Burada daha çok semaya yükselme diye anlatılan ifade yanlıştır ayetlerde semaya değil Allah katına, kendi nezdine yükselmesi bildirilmektedir. Çünkü Allah mekândan münezzehtir dolayısıyla semadadır denmez yine yükselmenin cesetle olduğunu söylemek mümkün değildir zira yüce Mevla maddi mekândan da münezzehtir.

 3.) Hz. İsa çarmıha gerilip öldürülmemiş, cesedi ile Sema’ya yükseltilmemiş, eceli ile Dünyada vefat etmiş ve Ruhen Allah katına yükseltilmiştir. en doğru yaklaşım budur bu durumu teyit eden ayetler çoktur. (Allah buyurmuştur ki: “Ey İsa ben seni vefat ettireceğim seni nezdime yükselteceğim, seni o inkârcılardan arındıracağım.” Ali İmran 55 ayet: “Ben onlara ancak bana emrettiğini söyledim, benimde Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin dedim, içlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrol’cü idim beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun sen her şeyi hakkıyla görensin.” Maide suresi 117. ayet) bu iki ayette Hz. İsa’nın vefatı yani ölümü açıkça ifade edilmektedir. Vefat kelimesini başka manalara çekmek isteyenler olsa da kabul edilen mana ölümdür. yine Hz İsa’nın doğduğu, öleceği ve diğer insanlar gibi Baas olacağı Meryem suresi 33. ayette şöyle zikredilir. “Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kalkacağım gün esenlik banadır.” Bu ayette de görülüyor ki Hz İsa bir defa doğuyor, bir defa ölüyor ve bir defa kabirden kalkıyor zaten bunun aksini yani kıyamete yakın dirilip sonra ölüp kıyametten sonra ikinci defa dirileceğini söylemek İslam’ın ruhuna aykırı olur çünkü o zaman reenkarnasyonu kabul etmiş oluruz. Birde şöyle izah edenler var Hz. İsa ölmüştür ama bizim bildiğimiz gibi ölümle değil. Bakara suresindeki,(Allah yolunda öldürülenlere ölülerdir demeyin bilakis onlar diridirler lakin siz anlayamazsınız) Ayetinde geçtiği gibi ölmüştür o aslında diridir diyenler var onlara da deriz ki Allah yolunda öldürülenler diğer ölüler gibi değildir manevi nimetler içindedirler ama kıyametten önce maddi âleme cesetle döneceklerine dair bir işarette yoktur.

4.) Enbiya suresindeki 34 ve 35. ayetler Dünyada ölmenin kesin olduğunu bildirmektedir: “Biz senden “Hz. Muhammed’den” önce hiçbir beşere ebedilik vermedik sen ölürsen sanki onlar ebedimi kalacaklar. Her canlı ölümü tadar) ayeti kerimelerde Hz. Muhammed’e hitaben “senden önce hiç kimseye ebedilik vermedik” buyruğuna Hz. İsa’da dâhildir. Ve Hz. İsa’nın ölümü bu ayet ile kesinlik kazanır. Buraya kadar şunu söylemeye çalıştık. Cenabi Allah Hz İsa’yı babasız olarak Dünya’ya getirmiş, onu Ülül azım Peygamberler den kılmış, Kavminin şerrinden, Çarmıha germelerinden korumuş, Eceli gelince vefat ettirmiş ve kıyametten sonra herkesle beraber haşr olunacaktır. Kıyametten önce geleceğine veya ineceğine Kuranı kerimden bir delil yoktur.

5.)Hadisi şeriflerde ise Hz. İsa şöyle tanıtılmaktadır. “Her doğana şeytanın mutlaka dokunacağını ancak Hz. İsa’ya doğrudan değil perde arkasından dokuna bildiği, Onun beşikte iken konuşan üç kişiden biri olduğu, Hz. Peygamberin Hz. İsa ile Miraç gecesi ikinci kat semada karşılaştığı, Kıyamette İsa’nın Şefaat için kendisine gelenleri Hz. Muhammed’e göndereceği, belirtilmektedir. Allahtan başka İlah olmadığına Muhammed’in onun kulu ve Resulü olduğuna Hz. İsa’nın da Allah’ın kulu ve Resulü olup Allah’ın Hz. Meryem’e ilhak ettiği kelimesi ve Allah tan bir Ruh olduğuna inanan kimsenin Cennete gireceği Hz İsa’ya en yakın kimsenin Hz. Muhammed olduğu, Hadisi Şeriflerde açıklanmaktadır. Ayrıca Resulü Ekrem Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı methettikleri gibi beni methetmeyin buyurmuştur Hz. İsa’nın nüzulüne dair Hz. Peygambere atfedilen rivayetlere gelince bunlar isnat açısından Mütevatır olmayıp ahad derecesindedir.

Ahad haberler Ayeti kerimelerin hükmüne zıt olursa Hadis olma nitelikleri kuşku ile karşılanır. Kuranı kerimde Hz. İsa’nın öldüğü açıkça bildirildiğine ve Kıyametin ansızın kopacağı haber verildiğine göre bu esaslara zıt olan rivayetlerin sahih kabul edilmesi kolay değildir. Bu konudaki bilgiler ehli kitaptan İslam akaidine geçmiştir. Nüzulü İsa inancı İslam’ın genel ilkelerine ve Allah’ın koyduğu kanunlara, “Sünnetullah’a” aykırıdır. İnsanın canlı olarak yaşadığı mekân yeryüzüdür ve her İnsan yaşar eceli gelince de ölür Hz İsa’da yaşamış tebliğini yapmış eceli gelince de vefat etmiştir. Hz. Muhammet ten sonra Hz. İsa’nın gelmesini iddia etmek Peygamber efendimizin Hatemün Nebi yani son Nebi olduğunu kabul etmemek olur ki bu daha vahim hata olur.

Hz. İsa gelecek ama Peygamber olarak değil bir beşer olarak gelecek hatta Hanefi Mezhebine göre amel edecek diye izahlar getirmeye kimsenin hakkı yoktur zaten bu tür anlatımlar konunun uzmanlarınca ciddiye alınmamaktadır. Mevzu ile ilgili rivayetlerin Kab-ül Ahbar vb. Ehli kitap menşeli ravilerce nakledilmiş ve tedvin döneminde kaynaklara Hadis olarak geçmiştir. Kaynaklara Hadis diye geçen bu rivayetler manaları itibarı ile bir birleri ile çelişmektedir. (Abdülkerim el hatip sh.539) Hulasa’i kelam bir Mehdi İsa Mesih beklentisi çeşitli zamanlarda bir takım sahtekârların ortaya çıkıp Mehdilik Mesihlik iddiasında bulunmalarına sebep teşkil etmiştir. Hz. İsa’nın Ehli kitabın bozulan itikadını düzeltmek için Dünya’ya gelmesi mukadder ise bunun için Hz. İsa’yı ölümsüz kılmak, gökte bekletmek zaruri değildir. Yüce Allah eşsiz kudreti ile dilediği şekilde kullarına kurtarıcı gönderir. Müslümanlara düşen vazife Dini İslam’a sokulan Bidatler ile mücadele etmek Dini Allaha has kılmak için gerçek ıslahat için Mehdiyi, Mesihi beklemeye gerek yoktur,

kötülüğü engellemek ve güzellikleri yaymak, yaşamak, yaşatmak için ellerinden geleni yapmak canla başla çalışmak gerekir Allah. cc. Müminlerden Mehdiyi, Mesihi bekleyip beklemediklerini değil bunun için kendilerinin ne yaptıklarını soracaktır. Bu yazı için ilmimin yeterli olmayacağını söyleyenler çıkabilir, Vehhabilik ile suçlayan bağnazlar olabilir hemen peşinen söyleyeyim ki bu bilgileri İslam Ansiklopedi sinden ve Diyanetin Hazırlamış olduğu beş ciltlik Kuran yolu isimli tefsirden aldım.

 Baki selam.

Güncelleme Tarihi: 20 Haziran 2018, 09:56
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241