banner279

Hüseyin Gülerce: Biliyorum onlar şu an çok üzülüyorlar

Zaman Gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce bugünkü yazısında kavgada gelinen son noktayı yorumladı... İşte Hüseyin Gülerce'nin "Üzülmeyiniz..." başlıklı o yazısı:

Hüseyin Gülerce: Biliyorum onlar şu an çok üzülüyorlar

Üzülmeyiniz…

Gençlik yıllarımızda, heyecanlarımızla, hislerimizle “dava adamı” olma sevdasıyla dopdolu olduğumuz o günlerde, şimdi içine yuvarlandığımız anaforda yaşadığımız acılar, savrulmalar aklımızın köşesinden bile geçmezdi/geçemezdi. 1968’den 12 Mart 1971’e doğru giden aylarda, yıllarda evet, Ülkücü arkadaşlarla, MTTB’lilerle, Mücadeleciler arasında görüş ayrılıkları vardı. Ama birbirimizi hiç düşman bellemedik. Şimdi, 45 yılın muhasebesini yapıyorum; bize ne oldu böyle, diyorum.

Sonra dönem dönem hep acı çektiğimizi, yokuşlarda susadığımızı, ağır yüklerin belimizi büktüğünü hatırlıyor, “imtihan daha bitmedi” diyorum. Zaten dünyanın kendisi herkes için bir imtihan yeri.

Tesellim var ve umutlarımı yeşertiyor. Tesellim şudur; bütün yozlaşmalara, gerilimlere, kutuplaşmalara, karakter suikastlarına rağmen iki güzel yol açıldı.

Biri, derin fay hatlarının tahribatına rağmen, toplumsal uzlaşma, demokratikleşme, konumlarımıza saygı adına makul çoğunluktaki talebin yükselmesi… Ters gibi görünüyor ama çözüm adına vaatlerle dolu bir yol bu. Mesela biz, gençliğimizde kavga edenler şimdi, “anlamsız kavgalara artık yer yok, Türkiye hepimize yeter, bizim kuşak çekti, evlatlarımıza ve torunlarımıza aynı acıları yaşatmamalıyız” diyoruz. Dün kıyasıya kavga ediyorduk ama bugün sağlıklı bir demokrasi için, özgürlüklerin genişletilmesi, hukukun üstünlüğü için birbirimizin konumlarına saygılı olma, bir arada yaşama iradesini kuvvetlendirme ve eşit yurttaşlık temelinde paylaşmayı savunuyoruz. Belki şu gerilim yüklü günlerde, şu toz duman arasında bu umut, kimileri için inandırıcı olmayabilir. Ama ben yürekten inanıyorum, sisler dağıldığında, çok değil 3-5 yıl içerisinde biz yeniden hoşgörüyü, muhabbeti, birlikte yürümeyi konuşur olacağız.

Bu umudumu artıran asıl saik ise ikinci güzel yoldur. O yol, yeni neslin açtığı yoldur. Bizim kuşaktan daha hoşgörülü, daha iyi yetişmiş, sağlıklı bir demokrasi için daha samimi bir nesilden bahsediyorum. Dünyayı tanıyan, önemseyen, bizleri üçe beşe katlayacak donanıma sahip bu gençleri 40’lı, 50’li yaşlarda hayal ediyorum. Onlar bambaşka bir Türkiye’yi yükseltecekler. Onlar, bu ülkenin enerjisini boşa harcamayacaklar, bugünkü kuşaklar gibi kavga etmeyecekler. Onlar, devletten çok bireyi önemseyecekler, toplumu önemseyecekler. “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” düsturu, onlar için slogan değil bir esas olacak.

Türkiye bu nesle hava gibi, su gibi muhtaç… Ve onlar bütün kırık umutlarımıza rağmen, bayrağı daha yukarılara taşımak için sıralarını beklerken yerlerinde duramıyorlar. İnancımın, umudumun, tarihin kulağıma fısıldadığı budur… Şu fetret günlerinde, şu öfke ile ayağa kalkılan günlerde, birbirimize haset, kin ve nefretle baktığımız, beyanlarımızı kılıç şakırtılarına rehin verdiğimiz günlerde en fazla, onlara zarar vermemeye dikkat etmeliyiz.

Biliyorum onlar şu an çok üzülüyorlar. Baharlara uyandıkları sırada, ters esen rüzgârlar onları çok sarsıyor. Fakat metin olmalılar. Bilmeliler ki, 68 ve 78 kuşağı, bugünlerden daha fazla acı çekti. O dönemlerde günde 8-10 bazen 20 genç öldürülüyordu. Milletin evlatları birbirine öyle düşman edilmişlerdi ki, birbirlerini gözlerini kırpmadan katlettiler. Vesayetin acımasız adamları, onlara işkenceler ettiler, gencecik fidanları idam sehpalarında sallandırdılar… Türk-Kürt, Sünni-Alevi, laik-dindar ayrımları için tutuşturulan fitne ateşlerinin hâlâ içinden çıkabilmiş değiliz.

Umudumuz olan yeni nesli gözbebeğimiz gibi korumalıyız.

Güncelleme Tarihi: 11 Nisan 2014, 11:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241