banner259

HÜKÜMETİN ACİL GÖREVİ

Akif EMRE

HÜKÜMETİN ACİL GÖREVİ
 Derinleşen bu toplumsal ayrışmayı bir şekilde onarma görevi hükümete ve siyasi temsiliyetine düşüyor. İktidar partisi yüzünden bu toplumun değerlerine yabancılaşan, hatta saldıran bir dil gelişmişse önce buna sebebiyet veren gerekçelerin, ahlaki ve siyasi anlamda, ortadan kaldırılması gerekir.
Kabinenin açıklanacağı gün bir Rus uçağının Suriye sınırında düşürülmesi, yeni hükümetin yapısı ve gelecek beklentilerine dair gündemin ertelenmesine neden oldu. Sonuçta her anlamda ciddi sonuçlarıyla yüzleşmek durumunda kalacağımız bir dış politika sorunu ortaya çıkmıştı. Memleketin Rusya gibi bir devletle başının belaya girmesi söz konusuydu.Parçalanmamış her toplumda bu tür durumlarda büyük ölçüde bir uzlaşma sağlanır. Ortak hedef, ortak tehdit algısına göre genel anlamda bir kamuoyu oluşur. Bu birliktelik kendiliğinden şekillenir; hangi hususun hassas, hangisinin zarar verecek mahiyette olduğunu medya ve siyasetçiler, kanaat önderleri az çok bilir ve buna göre tavır alırlar.Rusya ile yaşanan henüz sonuçları tam kestirilemeyen gerginlik bir kez daha gösterdi ki toplum derin ve tehlikeli biçimde parçalanmış durumda. Tepkilere bakılacak olursak, kimine göre, “Ruslara haddini bildirdik” ve adeta Mehter Marşı eşliğinde sefere çıkmaya hazırlanıyoruz. Buna karşın “Ruslarla kapışmaya yol açmak tehlikelidir” ve “Suriye’deki radikal dincilere karşı savaşan Ruslara nasıl karşı koyarız” türünden eleştiriyi aşan bir tepki ortaya çıktı. Memleketine Rusları davet eden Suriye dışişleri bakanının “ulusal güvenliğimize saldırı” demesi türünden bir tepki.
Sorun, 1950’lerden beri bir Sovyet/Rus uçağının bir NATO üyesince ilk kez düşürülmüş olmasının ortaya çıkaracağı muhtemel sonuçlar konusunda, en azından asgari müştereklerde bir araya gelmek yerine bu kadar zıt tavırların oluşması, ortak gelecek tasavvurunun parçalanması… Bu durum, hiç bir toplum için sağlık işareti değil.
Ak Parti iktidarının Suriye politikalarını eleştirmek, Rusların sınır ihlalini daha makul bir manevrayla önlemek tartışmasından öte bir durum. Açık biçimde iktidarın yaptığı her şeye memleketin kötülüğüne, hatta ihanete eşdeğer bir psikolojiyle yaklaşan kesim de var. Rusların ya da Amerikalıların her zaman güçlü ve de haklı olduklarını peşinen kabul eden zihniyetin memleketin ortak geleceğine dair öfke ve kinden başka bir tavır sergilememesi düşündürücü bir durumdur.
Rus gerilimi bir gösterge olarak okunduğunda yeni hükümetin, acil olarak ne yapması gerektiğine dair önemli bir ihtardır. Şöyle ki, sebepleri her ne olursa olsun toplum derin biçimde ayrışmış, adeta ortak alanlar kalmamış görüntüsü veriyor.
Siyasal olarak ne türden farklılaşmalar yaşanırsa yaşansın toplumsal anlamda derin yırtılma hali tehlikeli bir kamplaşmaya gidiyor. Bu kamplaşma kısa vadede hem iktidarın hem de farklı muhalif kesimlerin işine yaramış olsa bile. Dramatik bir çelişki olarak, iktidar adına, nasıl olsa çoğunluğu oluşturan muhafazakâr-sağ kesimin konsolide edilmesi belli bir oy oranına ulaşmak için yeterliydi. Buna göre yüzer gezer oylar yerine muhafazakâr kesimin iktidar etrafında tahkim edilmesi, bütünleşmeyi iktidar olmayı sağladı.
Doğrusu muhafazakâr kesimin iktidar ve devlet ilişkilerinin geldiği durum ve mahiyet tartışmasından bağımsız olarak, Ak Parti etrafında tahkim edilmeye neden olan gelişmeler iyi değerlendirilmek durumunda. Yaşanan siyasal ayrışmada iktidarın pragmatizmi etkili olduğu gibi muhalefet yapanların kullandığı dil, siyaset tarzının da bu tahkim oluşta etkisi var. Muhafazakâr pragmatizm kendini merkeze devletle tahkim ederken, öteki algısı önemli ölçüde mahiyet değiştirdi. Muhaliflerin her tür değer ve kutsal karşıtı oldukları yönündeki algının bu tahkimatta önemli bir katkısının olduğu muhakkak.
Sosyolojik derin yırtılmanın AKP muhalifliği açısından geldiği nokta da muhafazakârlar kadar trajiktir. Uzun iktidar sürecinin zaten yeterince bıktırıcı olmasının yanında, yaşanan elit değişimi belli toplumsal katmanlarda travmatik etki yaptı. Yaşam tarzı tehdidi algısı olarak ortaya çıkan toplumsal gösterge aslında elit kesimin ayrıcalıklığını kaybetmesiyle doğrudan ilgilidir. İktidarın alan genişletmesi farklı kesimlerin hayat tarzlarının daha doğrusu kamusal iktidar alanlarının daraldığı algısını ortaya çıkardı.
Muhalefetin iktidar karşıtlığı, siyasal rekabeti aşarak değerlerin eleştirisi/saldırısı şeklinde kendini gösterdi. AKP üzerinden toplumun yerleşik değerlerinin, kültürünün tartışılmaya, hedef olmaya başlaması yeni bir siyasal kamplaşmadır.
En azından muhafazakar kesimde, muhalefetin iktidarı bahane ederek değerlerine saldırdığı algısı oluştu. Muhalifler ise Kürtleri katleden, farklı hayat tarzlarına, siyasal görüşlere sistematik yok etme projesi uygulayan siyasal erk algısı üretti.
Sonuçta her iki taraf da, her ne söylenir ve her ne adım atılırsa atılsın, ihanet sendromuna düşmüş bulunuyor. Bu ortamda siyasal istikrardan çok toplumsal istikrarın, karşılıklı güvenin tesis edilmesi aciliyet kesp ediyor.
Derinleşen bu toplumsal ayrışmayı bir şekilde onarma görevi hükümete ve siyasi temsiliyetine düşüyor. İktidar partisi yüzünden bu toplumun değerlerine yabancılaşan, hatta saldıran bir dil gelişmişse önce buna sebebiyet veren gerekçelerin, ahlaki ve siyasi anlamda, ortadan kaldırılması gerekir. Yoksa iktidara olan öfkesinden dolayı eleştirmek yerine “Ruslara hak veren” bir muhalefet görüntüsü memleketin hayrına olmaz.
Yenişafak/Akif EMRE
Güncelleme Tarihi: 26 Kasım 2015, 11:37
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner241

banner247

banner140

banner255

banner141