banner279

Hızır ve Mehdi

Bekir Çöl

Hızır ve Mehdi
 Merhum Mehmet EROL Hocanın Tasavvuf dini” kitabından tahliller yapmaya devam ediyoruz. Hızır ve Mehdi hakkında çok okuduk, çok da yazdık. Bir de Mehmet Hocanın dilinden tanımaya çalışalım, Hızır’ı ve Mehdi’yi.

“Kur’an’da, ayet metinlerinde “Hızır” sözcüğüne rastlanmaz. Sadece “Kullarımızdan bir kul” sözcüğü geçer. Ama bu pek umursanmaz, bunu görelim. 

Araştırmacılara göre bu “Hızır” sözcüğünün üç kaynağı vardır: Gılgamış destanı, İskender efsanesi ve Yahudi efsanesidir. Hızır, eski bir bitki Tanrısının İslamileştirilmiş şeklidir. Bahar bayramlarının taşıdığı addan dolayı bu kült oluşmuştur, denilmekte.

Yeşil anlamına gelen bu isim Şiilikte üstün bir yer verilip kutsanır da. Bunlara göre on ikinci İmam, beyazlık denizinin ortasında, yeşil adada ikamet etmektedir. 

Tasavvuf çevrelerine göre ise, Hızır bir Velidir. İlim açısından Hz. Musa’ya ders verecek kadar bilgili olduğu için Veliler bu sayede Peygamberlere üstünlük sağlamış oluyorlar. Hızır aynı çevrelere göre ölümsüzdür. Hâlbuki Yüce Allah Kur’an-ı Kerimin Enbiya suresi 34. Ayetinde “Biz senden önce hiçbir insana ölümsüzlük vermedik” diye buyurur. Şii ve Alevi çevreler, Hızır’ı daha çok benimserler. Onlara göre Hızır, Hz. Ali’nin cenaze merasimine katılmış, Ehli Beyte başsağlığı dileğinde bulunmuş ve Hz. Hüseyin’in öldürüldüğünde ardından ağıt yakmıştır.

Muhyiddini Arabi, Hızır’la birçok kez görüştüğünü iddia eder. Bu duruma şahit olmuş gibi de İmamı Gazali, Arabi’nin Hızır’la görüştüğünü teyit eder. Yine, Nakşibendi tarikatının “iki bin senesinin yenileyicisi” kabul edilen İmamı Rabbani de Hızır’la görüştüğünü söyler. Güya Ahmet Yesevi’yi de ta çocukluğundan itibaren yetiştiren Hızır’dır. C. Rumi, şeyhi Şems ve yetiştirdikleri birçok şey de Hızır’la görüştüklerini iddia ederler. Şarkışla’nın bir köyünde ikamet ederken yakın zaman önce vefat eden ve halk arasında ermiş olarak kabul edilen Bekir Amca da kendisini ziyarete gelen herkese “Ben her hafta Hızır’la görüşüyorum” dermiş.  

Hızır inancı, Zerdüştlükten, Hristiyanlığa, Budizm’den Yahudiliğe, eski Yunan dinlerinden Şamanizm’e kadar hepsinde ortak bir külttür. Bu kültten Kur’an hiç bahsetmez. Bu kuruntuya hayat verip yaşatan Sofi zümresidir. Kur’an da ne Hızır, ne Mehdi ve ne de tasavvufun biçimlendirdiği Veli vardır. Kur’an da yalnız İslam vardır. 

Mehdi Meselesi:

Mehdi, hidayet görmüş, hidayet edilmiş anlamındadır. Fakat daha sonraları, kıyamet alametlerinden olarak, dünyanın fesada gittiği, haksızlıkların çoğaldığı, Allah’a ibadet edenlerin azaldığı bir zamanda çıkıp, insanları mutlu edecek bir önder motifin adı olmuştur.

Bu anlayış İslam âlemini yıkıp çökerten çok öldürücü bir hastalıktır. Tefsir kitaplarına bakıldığında bu tür İsrailiyatlarla dolup taştığını görürüz.

Yavaş-yavaş zayıflayan İslam toplumlarında, sorunlarla mücadele yerine, bunlara sarılan âlimler halkı avutmuşlardır. Adeta bu tasavvurlar Kafdağı masallarını andırırlar. 

Çelişkiye bakın ki, Resul’ler döneminde bile adaletle doldurulamayan dünya, bunların gelişiyle esenliğe çıkacak. Ne zaman halk kendini ve idarecilerini sorgulayacak olsa, “Salih zat” imajıyla susturulmuş ve de hep birden beklemeye durdurulmuştur. Bir başka söyleyişle Mehdi fikri, Müslümanları mukallitliğe ve Avamiliğe mahkûm edip sosyal bir baskı unsuru olmuştur.

Aslında Müslümanların hayatlarını garantiye alan kurtarıcıları oldukça çoktur. Her yüzyılda gelen mücedditler, İsa’nın gelişi, üçler, yediler, kırklar, abdallar, Kutuplar, Kutb’ül Aktaplar, Keramet sahibi Veliler, Gavslar, Seyyidler, Şeyhler, Hızırlar vs. ama nedense bunların varlığı hiç ortada görülmüyor, İslam âlemi kan gölü haline gelmiş; bütün küffarı, Ateisti, münafığı üstüne çullanmış, ama bizim kurtarıcılardan hiç haber yok. Bazı tasavvuf kitapların da yazar, Bir Kırklar meclisi bir de üç yüzler meclisi vardır. Onların dediklerine göre bu iki meclisin Çoğunluğu Suriye de yaşar derler. Eee. Öyleyse neredesiniz? Sizde mi Türkiye’ye sığındınız? Eğer öyleyse P.K.K. ya karşı Müslümanlar destekleyin. Türkiye de ki bizim sahte Veliler, hala Şeyh Efendilerinin bastonlarıyla nasıl İsrail uçağını düşürdüğünü anlatıyorlar.

Allah’ın kitabında bu safsatalara yer verilmez. Aksine hep çalışmak, düşünmek öğütlenir. Örneğin; “Ey bürünüp sarılan kalk uyar” denilir. Ve “Yeryüzünde fitne kalmayıncaya, Din sadece Allah’ın oluncaya kadar savaşın” buyurulur. 

Ellerinizi açıp Hızır’ınızı, Kutbunuzu, Mehdinizi, Şeyhlerinizi bekleyin, onlara bel bağlayın denmez. Ya ne denir? Her biriniz Efendi olun, Mehdi olun, Şeyh olun, kendinizi değiştirin, adam olun, uydu ve sürü olmayın” denir.

Güncelleme Tarihi: 12 Ekim 2018, 00:45
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner241

banner141

banner140

banner280