banner279

HERKES SURİYE’DE NE OLDUĞUNU TAM ANLADI MI?

Batı’nın iki ana ülkesi ABD ve İngiltere’nin beraber yaptığı açıklamalar aslında Ukrayna ve Suriye’nin de üzerinde bir çıta ihtiva ediyor gibi. Şam için yeni bir plan, Ukrayna konusuna hiç girmeme ve Moskova’ya yönelik eleştiriden özenle uzak tutulan dil, Doğu-Batı ilişkilerinde süren pazarlıkların uzantısı olan yeni plan kurulduğunu gösteriyor.

HERKES SURİYE’DE NE OLDUĞUNU TAM ANLADI MI?
Yenişafak/ Nedret ERSANEL

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin İngiliz mevkidaşı Philip Hammond’la gerçekleştirdiği Londra görüşmesinin ardından yaptığı, “son bir buçuk yıldır dedik ki, ‘Esad gitmeli’. Ancak, ne kadar sürede? Ve hangi modelle? Cenevre süreci ve müzakereler çerçevesinde olmalıdır. Biz bir süredir, Esad’ın gidişinin ilk günlerde ve ilk aylarda olması gerekmiyor fikrini dillendiriyoruz” açıklaması, Esad’a bahşedilen ekstra ömür noktasında Amerikan dış politika ahlakını sorgulama vesilesidir ama..

Esas; Suriye üzerinden yürütülen Doğu-Batı savaşının farklı bir aşamasında olduğumuzu gösteriyor.

Şam’da süper güçlerin bu aşamaya ani gelişinin kimi garip nedenleri de var ama (‘Şahdamarı’, 19/09) özellikle Rusya’nın Suriye’de bir üs kurması ve bunu-havadan havaya füzeler bindirilmiş savaş uçakları ile donatması da ikna edici olmuş görünüyor. Ardından Amerikan ve Rus Savunma Bakanlarının bölgede “karşılıklı” duran iki nükleer süper gücün askeri koordinasyonunu sağlaması da işlerin nasıl derlenip-toparlandığının göstergesi.
Peki bunların anlamı ne?

Batı’nın iki ana ülkesi ABD ve İngiltere’nin beraber yaptığı açıklamalar aslında Ukrayna ve Suriye’nin de üzerinde bir çıta ihtiva ediyor gibi. Şam için yeni bir plan, Ukrayna konusuna hiç girmeme ve Moskova’ya yönelik eleştiriden özenle uzak tutulan dil, Doğu-Batı ilişkilerinde süren pazarlıkların uzantısı olan yeni plan kurulduğunu gösteriyor.

ABD-Rusya aksının menteşelerine yeniden oturması hemen ve kolay olmaz ama; her zaman Kremlin’i yerin dibine sokan söylemlerin metinlerden çıkarılması, Ukrayna’daki Rus varlığına değinilmemesi, Kırım’ın pas geçilmesi ve nihayet Kerry’nin Kiev’e; “Minsk anlaşması önemli. Türünün tek örneği. Herkes tam olarak uygulasın” demesi, tüm başkentler tarafından not edildi. Hatta daha ileri gidilerek, Rusya’nın Ukrayna-Donbas’taki bölücüler üzerinde yatıştırıcı etkisi olduğundan bahsedildi.

Ukrayna-Suriye arasında açık bağ kuran, krizin ve çözümün bu ilişki ile ilgili pazarlıklar dosyasından çıkacağını işaretleyen çok cümle kurduk. Haliyle iki ülke için de oluşacak yeni durum şaşırtıcı olmamalı, yakından takip edilmeli.

Edelim;
1. Washington, Suriye meselesinde Rusya ve İran’ı “müstakbel ortaklar” olarak görüyor.
2. İlgili tüm tarafların katıldığı bir müzakere süreci düşünülüyor.
3. Zamandan muaf!
4. ABD, Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığına/duruşuna karşılık vermeyecek.
5. Hızla gelişen Rus-ABD askeri koordinasyonu manidardır. Çatışma ihtimalini azaltma, hata/kaza riskini ortadan kaldırmaya yönelik temaslar eşyanın tabiatına uygun ama iki süper gücün, üstelik sıcak savaşın yaşandığı dar alandaki varlığı hayatın akışına uygun değil! 
6. Almanya’nın olaya bakışını da atlamak olmaz. Yine John Kerry ile birlikte Berlin’de gerçekleştirdikleri ortak basın toplantısında Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeir, “Rusya’nın Suriye’deki askeri angajmanını artırdığı gerçeğini güçlü biçimde memnuniyetle karşılıyorum” dedi. (‘Joint Press Availability with German Foreign Minister Steinmeier’, 20/09, ABD Dışişleri Bakanlığı resmi sitesi.)
7. ABD, Rusya’nın Suriye’de stratejik bir varlık oluşturmak, artırmak amacıyla DAEŞ’le mücadeleyi kullandığını düşünmüyor. Tersine, “koalisyona katılmasını” hoş karşılıyor.
8. En önemlisi; ABD, Esad’ın görevden gitmek zorunda olduğu yönünde açık bir şart koymuyor. Zaman dilimi belirlemiyor.
9. Bu cümlenin ardından Türkiye’nin reaksiyonunun merak edilmemesi düşünülemezdi ve Ankara bu ihtiyacı hemen giderdi; “Suriye’de krize çözüm aranırken Esed ile ortak olunabilir mi? Kendi halkına savaş açmış zalim bir diktatör herhangi bir siyasi çözümün parçası olamaz. Bu hiçbir şekilde mümkün değildir.” (‘Sinirlioğlu: Diktatör çözümün parçası olamaz’, 20/09.)
10. Suriye’de geçiş süreci başlamıştır. Evet hayli yol var ama başlamıştır. Bu bir dönüm noktası.
11. Artı; Beyaz Saray bir tercih kullanmış görünüyor. 2016 ABD Başkanlık seçimleri öncesinde İsrail’in ülke içindeki varlığı dahil, S.Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi Suriye’de çözüm için agresif yol öneren ülkelere başını çevirdiği anlaşılıyor.
12. İsrail’i anlayalım: Ruslar’ın Suriye’deki askeri varlığında değişiklik olacağına ilişkin ilk iddia bu ülkeye aittir. 21 Eylül’de gelen taze bilgiler gösteriyor ki, İsrail ile Rusya tıpkı ABD-Rusya askerleri arasında gerçekleştirilen koordinasyonun benzerinde mutabık kalmışlardır. (Peki İngilizler?!)
13. ABD’nin Suriye’deki stratejisinin sonuna gelindiği de anlaşılmalıdır. 10 yıllık bir dönemdi ve tecrübelere uygundur.
14. Suudi Arabistan ve Türkiye şu an daha içe dönükler.
15. Mısır, Rusya’ya yakınlaştı ve Esad’ı radikal gruplara karşı mevzi görmeye başladı.
16. Avrupa, mültecilerden ve DAEŞ’i takip etmekten sersemledi.
17. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün gerçekleşecek Rusya ziyareti ve Putin’le görüşmesi önemlidir.
18. Putin’in uzun aradan sonra 28 Eylül”de Birleşmiş Milletler’de yapacağı konuşma önemlidir.
19. Esasen, tüm bu konuşmalar ve gelişmeler belli ki BM’de bir platform oluşturma aklına yaslanıyor.
20. ABD, Rusya, İngiltere, Almanya, Türkiye, İran, Suudi Arabistan bu aklın oyuncuları olarak orada olacaklar.

Hayırlı bayramlar diliyorum…

Güncelleme Tarihi: 23 Eylül 2015, 09:52
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241