banner279

Hem değişim istenecek, hem bedel ödenmeyecek bu mümkün müdür?..

İlahi buyrukla barışık olmayan toplumlar barışı bulabilirler mi?

Hem değişim istenecek, hem bedel ödenmeyecek bu mümkün müdür?..
 BARIŞA KARŞI TOPLUMSAL BAKIŞ!

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, bir toplum kendi yapısında olan durumu değiştirmedikçe Allah o toplumun yapısında olanı değiştirmiyor. (Rad suresi:11)

Bu değişimin sağlanmasının yegâne yolu ideolojik saplantılar yerine insanoğlunun yaratılışına uygun olan akılla çelişmeyen, bilakis akla yön veren ilahi bir yaşam biçimi din olan İslam’a uyulmakla ancak sağlanılabilir.

İlahi buyrukla barışık olmayan toplumlar barışı bulabilirler mi?

İslam'ın diğer bir adı barıştır esenliktir. Barış ve esenliğin toplumda hâkim olması için öncelik herkesin barıştan ne anladığı ve istediği değil, barışın(İslam-esenlik-huzur vs.) olarak ne kadar yer ettiğidir. Hep söyledim bir kez daha söyleyeyim aslolan barışın bize olan ihtiyacının giderilmesidir. Yani "hepimizin barışa, barışında hepimize ihtiyacı var" olduğu gerçeğinden hareketle sözü barıştan başlayarak gerçekleştirmemiz lazım.

Çünkü hepimiz barışı özlüyor ve sloganlaştırarak söylüyoruz, dolayısıyla herkesin her kesimin kendine has barış anlayışı ortaya çıkıyor. Çıkın sokağa karşınıza gelen herkesle konuşun hiç kimsenin barış karşıtı bir şey söylediğine tanık olmazsınız. Buna rağmen neden barışı yakalayamıyoruz. Dolayısıyla hangi barış, kime göre barış! Hangi gurubun hangi düşüncenin barışı?..

İlimizdeki STK'ların yaptıkları barış çağrısı doğrudur yerindedir. Ancak katılımcıların bırakalım uygulamayı bu cümlede bile mutabık olduklarını kim söyleyebilir?..

Toplumsal uzlaşmayı sağlamak yerine gittikçe ötekileştiren ve laçkalaştıran siyaset anlayışı toplumdan uzaklaştıkça toplum kendisine yakın olanı tercih etmeye çalışmakta. Bu yakınlık toplumsal değişim, toplumsal fayda yerine ideolojik ve bireysel faydaya yönelmiş durumdadır.

Yani her birey hangi siyaset tarzından bireysel olarak daha fazla faydalanır hedeflediği ideolojik beklentisine ulaşmaya daha fazla yakınsa tercihini ondan yana kullanmaktadır. Bu toplumun zararına olsa bile!.

Peki, şu anda yürürlükte olan ve artık her haliyle halka dar gelen Real siyaset anlayışıyla toplumsal mutabakatı sağlamak mümkün mü? Bana göre hiçbir şekilde mümkün değildir!.

Ortada fayda mantığına dayalı, kirli bir siyaset anlayışının hâkim olduğu artık her alanda ortaya çıkmaya başladı. Dikkat ederseniz yürütme, yasama, yargı, bürokrasi hangi alanda müspet veya menfi bir uygulama, hareketlenme ortaya çıktığında hemen siyasal yapı eleştirilir, siyasi yapının bu birimler üzerindeki etkinliği tartışılır.

Neden, çünkü şimdiye kadar izlenen siyaset anlayışına halkın güveni kalmamıştır da ondan!.

Bunu değiştirmek mümkün mü? Mümkündür ancak öncelikle halkın değişmesi lazım bu değişim nasıl olmalıdır sorusunun cevabına gelince. Geçmişte gelişmiş olan olaylar ve gelişmelerin neticelerini, toplum üzerindeki kazanımlarını bizlere yaşanılmış olan tecrübeler göstermektedir ki, toplumumuzun dejenere edilen, çok çabuk yozlaştırılıp yoldan çıkarılan kesimlerinin başında gençliğimiz gelmektedir.

Çünkü insanlığa küresel değersizleştirmenin mimarı olan batı kapitalizmi insanoğlunun hayat merdivenlerinin basamaklarını birbirinden modernlik adına, çağdaşlık adına, değişim adına kesip ayırarak gençliğimiz üzerinde oyunlar oynamaktadır. Ulusalcı hastalık zihinlere öyle yerleştirildi ki, bu hastalıktan kurtulmak için en az iki kuşaklık değişime ihtiyaç vardır. Barışın bize olan ihtiyacının farkında olacak bir gençlik lazım.

Toplumsal değişimlerde her değişimin bir bedeli vardır mutlaka, ama bu bedel canla ödenmemeli, insanla ödenmemeli; ödenecek bedel yürekleri yakmamalı. Eğer bu bedel ödenecekse insan canı olmaması ve insanlık onurunun gerektiği çok önemlidir. Peki, bu değişim nasıl olacak?

Hem değişim istenecek, hem bedel ödenmeyecek bu mümkün müdür?..

Bilindiği üzere yeryüzündeki tüm toplumların kendilerine has değerleri vardır, kültürleri vardır. Bunlara bağlı kalındığında toplumsal değişimin nasıl sağlanacağının örneği, gelişmişliğinin örneği Japon toplumunda karşımıza çıkmaktadır.

O Japon toplumu, iki atom obası yemesine rağmen laçkalaşıp başkalaşmadan ilerlemesini sağlayabilmiştir ve dünya ülkeleri arasındaki yerini alabilmiştir. Bizlerde ülke olarak, millet olarak kendi kültürümüze, manevi değerlerimize dönersek ithal akıllarla değil de kendi akıl ve bilincimize göre davranırsak değişim mutlaka sağlanacaktır.

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.

Güncelleme Tarihi: 22 Ağustos 2015, 10:51
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241