banner279

HAYAT VE HAKİKAT

MURAT KİRİŞÇİ

HAYAT VE HAKİKAT
 Ataletin artarak düşünmenin zayıfladığı böyle bir dönemde insanların anlam arayışları ve ilişkileri değişmekte, bunların yerine hayaller pazarlanmakta, bilinç oyunları oynanmakta ve algılar tek tipleştirilerek ikna olunmaktadır.
İnsanların bire bir ilişkilerinin gerçek kimliğinden uzaklaşarak soyut bir hal aldığı günümüz dünyasında bilişim-iletişim formasyonu insanların algılarını, bilgilerini, beklentilerini sabitleştirmiş, zihin dünyalarını bulanıklaştırmış, verili olanı mutlak hale getirirken, sorgulamayı kaosla/anarşizmle eşleştirmiştir. İnsan bu vasatta modern verileri düşünerek değil ön kabullerini artırarak hayata katılmaya başlamış, zihnin konformist alışkanlıkları öze değil biçime önem verir hale gelmiştir.
Ataletin artarak düşünmenin zayıfladığı böyle bir dönemde insanların anlam arayışları ve ilişkileri değişmekte, bunların yerine hayaller pazarlanmakta, bilinç oyunları oynanmakta ve algılar tek tipleştirilerek ikna olunmaktadır. Bunun sonucu asıl olanla sahte yer değiştirmekte, öz şeklin gerisinde kalmakta, her tür ilişki tersyüz olmaktadır.
Verili dünyanın düzenlediği toplumlar bir süre sonra kimlik haline getirdikleri bu imaj dünyasıyla sonraki nesillerin de şekillenmesinde önemli rol oynamaktadır. Bu sahte imaj gerçeğinden daha fazla sahiplenilmekte, korunmakta ve savunulmaktadır. Bu savunuyu ısrarla sürdüren kalabalıklar, üzerlerinden yürütülen politikaların hayatlarına getirdiği eşitsiz ve haksız dengeleri görmek yerine kendilerine sunulan hayalleri takip etmeyi tercih etmektedirler.Çünkü bu hayaller, eğlence dünyası üzerinden, medya kanallarından, internet bantlarından, telefon hatlarından akarak gelmekte, insanların benliklerine/nefislerine hitap ederek gerçeği ortadan kaldırıp düş tarlalarını sürmeye başlamaktadır.
Geleneksel dönemin hurafeleri cilalanarak, yeni formatlarla ve medyanın büyülü dünyasıyla üretilen popüler kültür, gündelik hayatları belirlemekte, rehberlik etmekte ve insanlara kendilerini gerçekleştirebilme imkânı sunduğuna ikna ederek kurduğu sahte dünyada meşgul etmektedir. Kararlarını kendilerinin veremediği kalabalıklar dışarıdan telkin edilen bu sözlere ikna olmaktan hiç sıkıntı duymamakta, özgür olduklarını inandıkları hayatta başkalarının belirledikleri şekilde hareket etmekte de bir sorun görmemektedirler.

Bu noktada kalabalıkların, beklenen gibi davranarak uygarlaşacağına olan inançları o kadar güçlü olmaktadır ki bu biçimlendiriciliğe layık olmak için bu sistemin asli bir parçası haline gelmekten memnun olmaktadırlar.
Günümüz dünyasında insanın kendisi, çevresi ve dış dünyası ile ilgili en önemli problemi ortamda bulunan gereğinden fazla, dağınık ve karmaşık bilgilerin varlığıdır. Bu bilgi yekûnunun ürettiği cahillikten nasıl kurtulunacağı, kişinin ve kişiliğin nasıl korunacağı önemli bir sorun olarak ortada durmaktadır. Bilginin çokluğu ve ilgili-ilgisiz her yerde rahatça bulunuyor olması insanın bilinç, değer ve kimlik üretmesini önlerken bir karmaşa içinde sağa sola savrulmuşluğu malumatfuruşlukla kapatmaktadır. Bu durum düşünmeyen kuru kalabalıklar üretir ve kapitalist bir hayat döngüsü, istediği gibi yönlendirebildiği, yönetebildiği yığınlara ihtiyaç duyduğu için bu üretimden memnun kalır.

Nitekim bu tür bir döngüde istenen, kişilikli, kimlikli, düşünen, irade sahibi bir kimse değil aksine kendisine sunulan tercihlerden seçim yaparak yaşayan nicel olarak çoğalmış topluluklardır.
Kalabalıkları ikna etmek kapitalizm için çok da zor olmamakta; insanın heva ve hevesini hareketlendirecek ve hedonizm sarmalı içinde ikna olmaya hazır hale getirecek tüm araçları kullanmaktadır. Bu ikna edilebilirliğin oluşabilmesi için reklam, propaganda, algı operasyonlarının, yani insanın kulaklarına, gözlerine, nefislerine söylenenlerin, iyi seçilmesi ve insanın düşünmeyen ama tercih yapan bir varlık olarak çok değerli olduğunun anlatılması gerekmektedir.
Siyasi sistemler de aynı şekilde insanlara gitmekte ve insanlara neyi seçmeleri gerektiğini, neyin doğru neyin yanlış olduğunu, neden bu seçimi yapmaları gerektiğini makbul bir olgu olarak sunmakta, ama bu sunum insandan bir irade istememektedir. Çünkü siyasi sistemlerin sahipleri tarafından her şey ince ince düşünülmüş, ayrıntılarına kadar düzenlenmiştir. Bu yüzden iradi bir yapıyla değil tercih ederek siyasete katılınmış olunmaktadır. İradeden bağımsız tercihlerle sürülecek hayatın kodlarının neler olduğunu öğreten rehber genelde medya ve internettir. Bu mecralar aracılığıyla insanlara iradenin, kişiliğin, kimliğin, değerlerin bir önemi olmadığı, bunların sübjektif değerler olup toplumsal bakışa ve hayata bir katkı sağlamayacağı mesajları kodlanmış olarak insanların bilinçlerine akmaktadır. Böylece hayat, haz ve hız içerisinde bir tüketime yönelir. Aslında sübjektif bakış tartışmasının özelliği hayatı tüketim çizgisine sıkıştırmaktan ibarettir. Elbette bu sıkışmışlık sadece ticari kazanımları artıracak bir tüketim değil aynı zamanda kişiliklerin de nesneleştiği insanlığın paketlenerek robotvari bir şekle bürünmesidir.Hayatı vitrinlik etkinliklere indirerek eğlence, şov dünyasını öne çıkaran sistemler, insanın kişiliği törpüler, silikleştirir ve hayata söz söyleyemez hale getirir. Böylece insan, hayatı bütünlüklü olarak görmekten uzaklaşır ve parçaların anlamlı olduğu ısrarına mağlup olur. Her konu gereğinden fazla parçalara ayrılarak uzmanlaşmalar oluşturulduğunda, bilgide derinlik artarken bilinçteki yok oluş insanı kendisi olmaktan çıkarır ve bu çaresizlik düşünen bir varlık olan insan için bir utanç kaynağıdır. Artık insan, kendisine test usulü sınav sistemlerinde olduğu seçenekli olarak oluşturulmuş bir hayatı görür ve bunun dışında bir alternatifin var olmadığı kabulüyle sadece kendisine en uygun seçeneği işaretleyerek tüm ihtiyaçlarına kavuşacağı zehabına kapılır.
Farklı düşünüşlerin farklı hayatların var olabileceği gerçeğine rağmen verili dünyanın kodlarıyla hayata bakanların sürü psikolojisinden kurtulmaları elbette beklenemez. Dışarıdan bakan bir göz ise daha net ve sağlıklı değerlendirmelerde bulunabilir ve mevcut hayat düzeninden çok az etkilenerek özgün bir sistem üretir. Hakikat arayışının özüne sahip, özgün ve gerçek anlamda özgür, verili dünyanın sahteliklerinden kurtulmuş insanların var olacağı bir dünyaya kavuşmak dileğiyle…
- See more at: //www.iktibasdergisi.com/hayat-ve-hakikat/#sthash.vR48vsIF.dpuf
Güncelleme Tarihi: 08 Ağustos 2015, 11:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241