banner279

HA DOĞRU YAA! “AYİNİNİZİN” “MÜSLÜMAN”IYDINIZ SİZ!

Hayrunnisa AKÇA

HA DOĞRU YAA! “AYİNİNİZİN” “MÜSLÜMAN”IYDINIZ SİZ!
Hoşuna gidiyor kul edindiğinin yolunda yiğitlik yapmak, Mert adam(!) farkına varmıyor ki o gerçekten “yanlışlıkla dindar” olmuş… Yanlışlıkla, istemeden Rablik verdiği din adamı başına bela sarmış. O yanlışlıkla kendini nerelerde bulmuş. Akıntılara ters gidememiş, akıntı alıp alıp başka diyarlara götürmüş.

Evet, biz; zamanın ahirinin kulları. Bu lafı söylerken yiğit, yaşarken ise işlevsiz olanlar. Zordur belki de dile getirmek. Ya da neden dile getirmek? Hoş, çünkü “İslam Altın çağını yaşıyor” diye sevinç nidaları atmak.
Biz Müslümanlığı kimliğimizin fotoğraflılığı gibi gördük. Yazması yeterdi, söylemesi yeterdi, kalpte olması yeterdi. Aslında en başta söylemesi gerektiği gibi yazması yeter mi , söylemesi yeter mi , kalpte olması yeter mi ,?
Tüm sorularımızın cevabı ne kadar da şu Altın Çağ (!) fikrine aykırı olsa da YETMEZ.
İndirgediğimiz ritüel dinden, konuşulan sadece ibadet esası olan dine hatta, yok yok ibadet bile değil günah çıkarma esasına doğru istikamet. İstikametimiz hayrola!
Söylenecek şeyler çok ancak yapılması gerekenler daha da çok. Ayinmişçesine yapılan şu inceden inceye tasvirin önüne duvarlar örmeliyiz. Sıkı sıkı dik duran, sağlam olanlarından. Birlik içinde örelim duvarları, İsmail gibi sırtlayalım dava tuğlalarını, İbrahim gibi dizelim muntazam olsun. İçine girmemeli belirlilikler.
Belirli yerlere, belirli kişilere, belirli düşüncelere has bir din yaşamak ne kadarda kabuğuna bağlı kalmak. Ne kadar güzel böyle tatmin olmak. Rahman’ın birliğini haykırırcasına görünüp sadece Rahman’ın kullarını avutmak. Kulluğu Allah’a değil de başkalarına yakıştırmak. Fıtratında olan kullunu başka yönlerde göstermek. Bilinen, görünen incelikte din yaşamak. “Rab mi edindiniz?” Sorusunu cevaplamamak. Ayinden ayine “din de vardı ya ” “gerçekten şu ayinler olmasa nerde boşaltırdık içimizi” gibi pazarlıklar kazanmak. Havası inen balonlar gibi rahatlamak. “Dün öyle güzeldi ki içimiz ferahladı.” , “Hocam diline kuvvet” iyi çalışmış adam, adam uyutmaya! Kaybettiğimiz nesil aşkına!
Niçindir kaybımız? Sorusuna cevap vermemek. Kaybın kayıp olduğunu düşünmemek…
Hoşuna gidiyor kul edindiğinin yolunda yiğitlik yapmak, Mert adam (!) farkına varmıyor ki o gerçekten “yanlışlıkla dindar ” olmuş… Yanlışlıkla, istemeden Rablik verdiği din adamı başına bela sarmış. O yanlışlıkla kendini nerelerde bulmuş. Akıntılara ters gidememiş, akıntı alıp alıp başka diyarlara götürmüş. Aslında bir öğrenseydi, iyi adam(!) bildiklerinin dini nasıl yaşadıklarını. Düşünmedi ki çünkü hiç bir ayinde bu sorgulatılır mı? Sorgulatılmadı.
Hayat garip ama din yaşanılası, yaşamak zor. Bu dünya gerçek dinden rahatsız. İnsan eliyle olan yakın Tanrı, uzak Tanrı diye sınıflandırma Neden Neden Neden ??? Mürid olmadan yaşanmaz mı ? Biz bilemeyiz, hele ayinde hiç soramayız (!)
Yaşanır yaşadılar, yaşayacaklar. Biz Ayininde Müslüman olmayanlar. Gününe gün katıp uzun uzun cümlelerle İslam’ı anlatanlar. Çabası hür beyan olanlar. Kur’an’ı harita gibi ova ova, plato plato yerini bulup kaybetmeyenler, iş bizim işimiz. Zor lakin olması gereken gibi. Birileri istemeden, birileri emretmeden. Alnı ak, yüzü pak, yolu aydınlık. Sorular sorabilen kullar.
Rahman Rahim Allah dilimize gönlümüze verdiği ışığı arttırsın. iktibas dergisi
Güncelleme Tarihi: 12 Nisan 2015, 10:57
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241