banner279

Gösteri/ş/siz ama görünür oruçlar

Akif Emre

Gösteri/ş/siz ama görünür oruçlar
 Tuhaf bir Ramazan güzellemesi hakim genel atmosfere.

Gündelik alışkanlıklarımızı biyolojik ve fiziksel olarak değiştirdiği halde hayattan kopuk Ramazan övgüleri. Bedenen yapılan bir ibadetin fiziki etkisinin, bir o kadar da maddi tezahürlerinin, sorumluluklarının toplumsal karşılığının öne çıkması beklenir. Oysa daha içe dönük mistik ve manevi haz etrafında dönüp dolaşıyor yazılıp çizilenler.

Televizyon programları iyice magazinleştirdi. Camilerdeki vaazlar son derece mekanikleşti.

Bir ibadet elbette her şeyden önce manevidir; maneviyatın kazanıldığı yer de bu dünya ve maddi zemindir.

Ramazan'ı yaşamak, köşe yazılarında, televizyon ekranlarında nasıl bir manevi hazzın duyumsandığına dair bitmez tükenmez tecrübelerin uluorta paylaşılması, anlatılması olmasa gerek.

Başka bir cihetle, Ramazan edebiyatı önemli bir zenginlik ve birikimdir. Ramazan'a dair yazılanlara bakıldığında ise geleneksel Ramazan edebiyatını bugüne taşındığı söylenemez. Zaten bunu beklemek de beyhude olur. Ama ana izlek etrafında yenilenmiş bir dil, üslup geliştirilmesi beklenir.. Modern zamanların Ramazan ve oruç ufkuSezai Karakoç'u aşamamış görünüyor. Günümüz Türkçesinin imkânlarıyla, Ramazan iklimine dair onun kavram ve çağrışımları henüz aşılamamış; farklı tekrarları gibi duruyor.
Ramazan'a dair bunca söz ve etkinlik; nuhtevası gittikçe boşalan, gerçekliğe dokunmayan, hayattan kopuk, dile getirilmesi, fark edilmesi gerekeni öncelemeyen bir Ramazan güzellemesine dönüşüyor.

Orucun ve Ramazan'ın fazileti, kıymeti, manevi değeri bir yana ibadetin, kulluğun bireysel boyutu, manen arınma hedefi tek tek nefs muhasebesiyle gerçekleşir. Bu iç yolculuk, derinlik dillendirilip ifşa edilmeden bizzat yaşanır. Bunu besleyecek olan da cemaattir, İslam toplumudur.

Oysa Ramazan'ın hatırlatması gerekenleri görmezden gelerek manevi haz edebiyatı, gerçek manevi sorumluluktan kaçışa dönüşmüyor mu?

Ramazan'ın görünürlülüğü, hayatı kuşatıyor oluşu, rahmeti bizim onu nasıl karşıladığımızdan bağımsız değil.

Her tarafta yoğun bir Ramazan güzellemesi yapılırken toplumsal hayat, şehirlerimiz gittikçe bu iklimden uzaklaşıyor. Tıpkı Ramazan'ı içe kıvrık bir ibadete indirgeyen söylem gibi oruçlu olma hali de toplumsal planda hayatın kıyısına itiliyor. Şaşaalı Ramazan programları Ramazan'ın ruhunu boşaltıyor.

Gösteri/ş toplumunun dini görüntüsüne dönüşüyor. Gösteri toplumunu sadece Ramazan'daki gösterişe indirgediğinizde zaten hayatı sekülerleştirmiş oluyorsunuz. Çocukluğumda alışveriş için kullanılan fileler vardı. Bizim evde bu fileler pek kullanılmazdı. Zira eve ne aldığınız görülür, alamayanların hakkı geçerdi. Bu inceliği düşünenlerin Ramazan'dan nasıl haz alınacağına dair bir edebiyata ihtiyaçları yoktu ve bu tür Ramazan anmalarına da ihtiyaçları olmuyordu elbette. Normal vakitlerde bile lokantaların içinin dışarıdan görülmenin hoş karşılanmadığı kültürün ruhu kavranmadan orucun neden hayattan sürülmüş olduğu anlaşılamaz.

Sadece Ramazan'da açıktan oruç yemekten değil toplum içinde oruçluluğunu izhar etmenin 'suçluluk' sayılmasından da şikâyetçi olanlar, önce 'pazar filesi'nde bile gösterişten sakınan anlayışla yüzleşmeliler. Hayatın dinle ilişkisini sorgulamayan ve tüm kurum ve ilişkileriyle sekülerleşenlerin Ramazanlarda oruçluya saygıyı talep etme hakları kalmıyor. Oruç hayattan çekilirken Ramazan etkinlikleri toplumsallaşıyor.

AVM kültürü hayatı kuşatırken iftarlar belli sınıflar arasında gösteriye dönüşüyor. Bu iki göstergenin temsil ettiği yapısal meseleler görmezden gelindikçe oruç hayattan sürülmeye devam edecek demektir. Muhafazakar modernleşmenin kapitalist ilişki biçimleri sorgulanmazsa cevşenli kapitalizm ile karşı karşıya kalırız. 'Paradigmaya kafa tutan simitçi'nin din anlayışının hayattaki karşılığının ne tür bir sorumluluk ve eylemi gerektirdiği kavranmadan yapılan etkinlikler Ramazan güzellemesinden ibarettir.

Adaletsizliklerin görmezden gelindiği bir Ramazan ikliminin manevi hazzından bahsetmek ancak samimiyetinin sorgulanması gereken bir dindarlaşmadır. Oysa Müslümanlık bir hesaplaşmadır. Kendi nefsinle derinliğine, toplumdaki olumsuzluklarla genişlemesine etkin bir hesaplaşma, yüzleşme...
Güncelleme Tarihi: 27 Haziran 2015, 12:35
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241