banner279

Ezan Susturan Darbelerden Darbe Susturan Ezanlara Diyanet

Diyanet Üzerine Düşünceler

Ezan Susturan Darbelerden Darbe Susturan Ezanlara Diyanet
 Diyanetin olumsuzluğu sadece mevcut rejimin İslam düşmanı temeli ve mevzuatı ile Diyanetin kurumsal yapısından kaynaklanmamakta olup, asıl idealist ve bilinçli olmayan personeli sorun oluşturmaktadır.

Mustafa Siel’in yorumu:

Ezan Susturan Darbelerden Darbe Susturan Ezanlara Diyanet

Diyanetin özellikle Mehmet Görmez’den sonraki gidişatı ve performansı gerçekten göz dolduruyor. 15 Temmuz Darbe Teşebbüsünde camilerde sela ve ezan okunması talimatı ve uygulamasıyla, gerçekten darbeye karşı çok ciddi bir darbe vurduğu da aşikar.

Darbe teşebbüsüne karşı çıkışta meydanların yanında camilerin merkezi rolü ile, özellikle ilk gecelerde meydanların zaman zaman birer camiye dönüştüğü de malum.

Diyanetin Önemi Ve Vazgeçilmezliği

Zaman zaman bazı icraatları nedeniyle bizim kesimden ciddi tepkiler alsa da, Diyanetin önemi tartışılmaz ve son yıllarda özellikle üst yönetimine getirilen kişilerin kimliği ve yaptıkları dikkate alındığında, genelde artı yönde olumlu bir gidişatı söz konusu.

Üstelik 15 Temmuz sonrası halkın tüm İslami camia ve STK’lara karşı gösterdiği tedirgin yaklaşım, bu alanda Diyanetin önemini ve vazgeçilmezliğini daha da artırmakta.

Okullar Ve Camiler Düzelmeden Toplum Düzelmez

Eğitim kurumları ve Diyanet teşkilatı düzelmeden toplumun düzelmesi mümkün olmayıp, bizlerin bu iki kurumun yerini doldurmamız mümkün değildir. Bizlere düşen kendi özgül çalışmalarımızı yürütmenin yanında, bu iki kurumu ıslah yolunda ciddi ve samimi gayret göstermek, bu iki kurumun ıslah rotasını çizmesinde rehberlik etmek, bu konuda öneri ve tavsiyelerde bulunmak ve de olumlu gidişatı desteklemek, mümkün olduğu zaman ve zeminlerde işbirliği yapmaktır. 

Yoksa sadece eleştirmekle, bu kurumlardaki insanlarla cidale girmekle kimseye bir faydamız dokunmayacaktır. Zaten toplum olarak en ciddi handikaplarımızdan birisi de, yalan yanlış eleştirme konusunda gösterdiğimiz gayreti; iyi niyetli, samimi, yapıcı ve ciddi eleştiri ve teklifler sunma hususunda göstermeyişimizdir.

Diyaneti Boş Bırakmamalıyız

Artık 1980’lerde olduğu gibi Diyanet deyince aklımıza hıyanet gelmemelidir. Kaldı ki Diyanetin geçmişi bile bizim zannettiğimizden daha olumlu olup, geleneksel cemaatlere göre her zaman iyi durumda olmuştur. Bu konuda Hayrettin Karaman Hoca’nın Hatıraları okunursa daha iyi fikir edinilebilir.

15 Temmuz darbe teşebbüsü esnasında yaşananların bize gösterdiği gibi, bütün olarak Diyanet teşkilatı ve özellikle taşradaki görevlilerle olumlu ilişkiler geliştirmemiz elzemdir. Mahalle, işyeri camilerindeki namazlara imkanlarımız nisbetinde katılmalı, imamlar ve cami cemaatleri ile ilişkilerimizi geliştirmeye çalışmalıyız. 

Hatta eğer karşılıklı anlayış söz konusu olursa, bu imamlar ve cemaatleriyle çeşitli faaliyetler yapılabilir, bu camilerde yapılan faaliyetlere olumlu katkı sağlamak amacıyla katılınabilir. Bu konuda neler yapmamız gerektiği konusunda 25 Aralık 2015’te bu sütunlarda yayınlanan Camide Buluşalım başlıklı yazıda kanaat ve tekliflerimi ortaya koymuştum.

Geçmişin Muhasebesi Yapılmalı

Şu gerçeği kabul etmek gerekir kanaatindeyim. 1970 sonrası başlayan tevhidi (yada Kur’ani) İslami hareketin – ekolün en büyük hatalarından birisi, imamlık ve öğretmenliği bazı İslami argümanlarla dışlamaları yada hafife almalarıdır. Bu durum bu kurumların içten ıslahına sekte vurmuş olup, eğer geçen 45 yıl içinde bu ekole mensup olanlar ve nesilleri bu iki mesleğe yönelselerdi, bu gün bu iki kurum belki kendiliğinden düzelmiş olacaktı. 

Zira kurumları oluşturan insanlar olup, kurum kimliği ne olursa olsun, sonuçta insan unsuru o kurumun gerçek işlevini ortaya koymaktadır. Bizim boş bıraktığımız bu iki meslekten imamlığa genelde geçim derdindeki köy çocukları, öğretmenliğe ise kariyer peşindeki gençler yönelmiş, idealist tevhidi kesimler ve nesilleri bu alanları boş bırakmışlardır.

Boş Bırakılan Tarlada Yabani Otlar Biter

Devleti ele geçirmek isteyen Fetönün kilit noktalara adam yerleştirmesi (kendi projesi açısından) ne kadar doğru idi ise, halka gerçek İslam’ı anlatmak isteyen bizlerin İmamlık ve Öğretmenlik kadrolarını doldurmak için Fetö kadar çalışmak yerine uzak durmamız da o derece de hatalı olmuştur.

Hayat boşluk kabul etmez. Siz tarlayı boş bıraksanız bile, bahar gelince o tarlada yabani otların bitmesi kaçınılmazdır. Bizim boş bıraktığımız bu iki kurum da aynısı olmuş, hayra vesile olabilecek bu kurumlar ya Diyanet gibi atıl kalmış yada okullar gibi Fetöcülerin yada laiklerin faaliyetlerine alan açılmasıyla şerre vesile olmuşlardır. 

Diyanetin Olumsuzlukları

Diyanetin olumsuzluğu sadece mevcut rejimin İslam düşmanı temeli ve mevzuatı ile Diyanetin kurumsal yapısından kaynaklanmamakta olup, asıl idealist ve bilinçli olmayan personeli sorun oluşturmaktadır. Nitekim bu gün diyanetin üst düzeyde olumlu kurumsal gelişme, alt düzeydeki personel ile imamlar düzeyine çok az olumlu yansımaktadır. 

Oysa Diyanetin asıl etkili gücü, cemaatle ve halkla namaz, düğün, cenaze ve benzeri vesilelerle (ve 15 Temmuz darbe girişimi gibi istisnai hallerde) muhatap olan imamlar ve Kur’an Kursu hocaları kitlesidir. 

Diyanetin Potansiyel Hizmet Alanları Ve İmkanları

Diyanet camiası eğer idealist ve bilinçli olsa, Türkiye’nin iklimi olumlu anlamda ciddi değişim gösterir. Zira İmamların ve Kur’an kursu hocalarının bizler gibi idealistçe hizmet etmek isteyenlere göre çok ciddi hizmet alanları ve imkanları söz konusudur. 

Mesela çocuklar ve gençlere cami ve Kur’an kursu odaklı çok çeşitli etkinlikler düzenleyebilir, camilerde gece gündüz İslami dersler ve eğitimler verebilir, imam kimliğiyle her kesime ziyaretlerde bulunup sohbet edebilirler vs. vs. Nitekim bu konuda projeler hazırlandığı, camilerin gençlik merkezi gibi görev göreceğine dair açıklamalar umut verici ama, asıl sorun bu projeleri hayata geçirecek personel bulunmaması.

Bizlerin cemaatler ve sivil toplum kuruluşları imkanlarıyla yapmaya çalıştıklarımızın kitlesel bazda camilerde ve Kur’an kurslarında yapılması mümkün ve elzemdir. Ve eğer olumlu ilişkiler geliştirebilirsek, bizler bu zeminlerde hayırlı faaliyetler yapabilir, mevcut personelin eksikliklerini telafi edebilir ve daha geniş kitlelere ulaşabiliriz.

Diyanetin Ölüsü Bile Değer

Fakat diyanet ile imamlar ve Kur’an Kursu hocaları yukarıda saydığımız alanlara hiç girmeseler, sadece namaz ve camii, kış ve yaz kursları, ölüm ve düğün gibi zaruri alanları doğru kullansalar bile ciddi olumlu dönüşümlere vesile olabilirler. 

Lakin Mehmet Görmez’in konuşma ve dualarındaki içerik taşra teşkilatında müftü, imam ve kurs hocalarına pek yansımıyor, bu kesim hala 40 yıl öncesinin, yani ninelerinin konuşma ve dua metinleriyle idare ediyor, istisnalar müstesna kendilerini geliştirmiyor ve geliştirmek istemiyorlar genelde.

Mesela namazların öncesinde ve/veya sonrasında, yalan yanlış, suya sabuna dokunmayan, bir yaraya melhem olmayan vaaz ve dualar yerine; Kur’an ve meali okusalar, cenaze ve düğünlerde Kur’an ve meali yanı sıra Kur’an ve sahih sünnetten dua ve tavsiyelerde bulunsalar, kış ve yaz kurslarında çocuklara ve kadınlara sadece Kur’an okumayı ve 32 farzı öğretmek yerine Kur’an ve sahih sünnetten dünya hayatının gerçek anlamı, kulluğun gerçeği, tevhit ve şirk, salih amel, doğru ahiret anlayışı gibi konularda bilinçlendirmeye gayret etseler bile, kısa vadede olmasa bile, orta ve hele uzun vadede çok ciddi ıslah imkânlarının yolunu açarlar kanaatindeyim.

Diyanetin Personel Politikası Islah Edilmelidir

Diyanetteki üst düzeydeki kadrolardaki olumlu gelişme mutlaka imamlar ve kurs hocaları seviyesine indirilmelidir. Bunun için öncelikle mevcut kadroların periyodik olarak çeşitli seviyelerde hizmet içi eğitimlerden geçirilerek bilgi ve bilinçlerinin yükseltilmesi ve hizmete teşvik edilmeleri gerekmektedir.

Bununla da kalmayarak, bundan sonra atanacak kadroların seçimindeki kriterler değiştirilmelidir. Öncelikle artık ilahiyat fakültesi mezunu olmayanlar imam ve Kur’an kursu hocası olarak atanmamalı, bu atamalarda özellikle atamalarında hafızlara öncelik verilmesi uygulamasından vaz geçilmelidir. Geneli sadece teyip gibi kuran ezberlemekten başka bir vasfı olmayan hafızların kendilerine faydası yokken halka ne faydalarının olacağını anlamak mümkün değildir (sadece Kur’anın Arapçasını ezberlemekle – korumakla kalmayıp, Kur’anın içeriğini idrak edip hayatlarına yansıtarak gerçekten koruyan hafızlar bu sözlerimizin muhatabı olmayıp, böyle olanlara ekstra öncelik verilmesi tabidir).

İmam ve Kurs hocası atamalarında diğer bir kıstas, yaşantı ve idealizm olmalıdır. Yani sadece ilahiyat mezunu ve hatta çok iyi yetişmiş olmasıyla yetinmemeli, mutlaka kişisel ve ailevi hayatı araştırılıp, bu alanlarda olumlu olması yanında imamlığı bir meslek olarak değil, bir hizmet alanı olarak görenler öncelenmeye çalışılmalıdır. Bu konuda mevzuat oluşturulup, sosyal medya taraması, arşiv araştırması, mahalli tahkikat ve güvenlik soruşturması ile ilmi ile amil olanların bu kadrolara alınması sağlanmalıdır. Cemaati çok ve genç olan camilere, mutlaka idealist ve sosyal yönü kuvvetli ilahiyatçılar atanmalıdır.

İmamlar Ve Kurs Hocaları İçin Dua Mecmuası Ve Pratik Hizmet Rehberi Hazırlanmalı

Diyanet teşkilatının halihazırdaki üst düzey yönetiminin olumluluğunun esas unsur olan imamlar düzeyine yansıması için yukarıda izah ettiğimiz yapısal tedbirlerin yanında, hemen şimdi yapılabilecek ve etkili sonuçlar alınabilecek  sade ve kolay işler de vardır. 

Bunların en önemlileri, imamların namaz sonralarında, düğün ve cenazelerde okuyacakları, Kur’an ve sahih sünnetten kaynaklanan vaaz, hitap ve dua mecmualarının, bu ortamlarda yapılacakların Kur’an ve sahih sünnete göre düzenlenmesini ön gören pratik hizmet rehberi hazırlanmasıdır. 

Bu mecmua ve rehber tüm teşkilata talimatlanarak, bunları ezberlemeleri ve okumaları ve rehbere göre hareket edilmesi sağlanırsa, bu çok ciddi katkıları olur. Zira hali hazırda imamların yaptırdıkları dualar ve uygulamalar, vaaz ve hitaplar kaş yapayım derken göz çıkarmak oluyor. Mesela okunan Kur’an ayetlerinin tüm peygamberler ruhuna uzun ve şatafatlı cümlelerle hediye edilmesi gibi gayri Kur’ani ve gayri Sünneti dua metinlerinden geçtik, cenaze başında borçlulara para hastalara şifa dilemek ve buna benzer lüzumsuz eklerle bu duaları uzatmak gibi.

Oysa bu ortamlarda Kur’an ve sahih sünnetten alıntılarla mevcut ortama (düğün, nişan, cenaze, hastalık vs.) uygun ve aynı zamanda hakkı hatırlatıcı içerikte yapılacak kısa ve özlü dualar, vaaz ve hitaplar ile doğru uygulamalar, çok ciddi birer tebliğ imkanı olup, bu imkanı heba etmek bir yana, olumsuz yönde kullanmak gerçekten çok vahim ve acilen vazgeçilmesi gereken bir vakıadır.

Güncelleme Tarihi: 28 Ekim 2016, 09:43
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241