banner259

Eygi: Sivil darbenin karşısında siyaseti savunacağım!

Mehmet Şevket Eygi, 80 yıllık ömrüne 60 yıllık gazetecilik sığdırmış Türk medyasının önemli isimlerinden biri. Bir dönem Zaman Gazetesinin yayın yönetmenliğini de yapan Eygi, son süreçle ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı.

Eygi: Sivil darbenin karşısında siyaseti savunacağım!

Mehmet Şevket Eygi Türkiye'de muhafazakar medyanın en tecrübeli isimlerinden biri. Birçok önemli tecrübelerle dolu 80 yılı geride bırakmış bir isim. 60 yıllık yazarlık serüveni darbeler, siyasi müdahaleler, ekonomik krizlerle zaman zaman kesintiye uğramış.

Geçmiş yıllardaki cemaat-siyaset kavgalarından da örnekler veren Eygi ile 17 Aralık operasyonunu ve Gülen cemaatinin siyasete müdahalesi konularındaki sorulara da çarpıcı cevaplar verdi.

İşte Eygi'nin röportajından çarpıcı bölümler:

-1988 yılında sanırım Zaman gazetesinde genel yayın yönetmeni olarak başladınız

Evet, Fethullah Gülen Hocaefendi Uğur Bey adında yakınlarından birine söylemiş. Benimle görüştüler ve" Zaman gazetesini biz satın aldık, genel yayın yönetmenliğini kabul eder misin" dediler. Ben de kabul ettim. Gazetenin Ankara'dan İstanbul'a gelmesi zordu. Zor şartlar altında çıkardık. Cağaloğlu'nda bir hanın üst katında hazırlanıyor eski bir makinada basılıyordu. Gazete Yenibosna'ya geçtikten sonra da 3 ay daha devam ettim. Daha sonra bırakmak zorunda kaldım.

ERBAKAN HOCA 'MİLLİ GAZETE'DE YAZ' DEDİ, 23 YILDIR YAZIYORUM

-Milli Gazete'de haftanın 7 günü, hiç tatil ve izin kullanmadan 23 yıldır köşe yazıyorsunuz. Bu işten ücret de almıyorsunuz. Milli Gazete'de nasıl yazmaya başladınız?

Bir gün, dönemin İstanbul İl Başkanı Recep Tayyip Erdoğan bana telefon açtı. "Hocamız Ankara'da bir toplantı yapacak, sizinle muhakkak gelmenizi istirham ediyor" dedi. Madem çağırıyorlar gittim. Erbakan Hoca parti binasında büyük bir toplantı yaptı. Bütün cemaatlerden temsilciler vardı. Sonra Erbakan Hoca'nın odasına geçtik. Sohbet esnasında Milli Gazete'yi kalkındırmak lazım dedim. Erbakan Hoca da "buyurun yazın" dedi. "Yazılarıma müdahale kabul etmem" dedim. "Tamam" dedi. Böylelikle Milli Gazete'de yazmaya başladım.

İSKENDERPAŞA CEMAATİ İLE YAPILAN KAVGAYI ERBAKAN KAZANMIŞTI

-Gelelim siyaset-cemaat kavgasına. Önceden asker-yargı vesayetinden bahsederdik. Şimdi cemaatin siyasete müdahalesinden bahsediyoruz. Size de garip geliyor mu?

Aslında bu kavga ilk değil. İskenderpaşa Cemaati Mehmet Zahid Kotku zamanında Türkiye'de birçok önemli hizmete imzasını attı. Şeyh Efendi'nin vefatından sonra birtakım kopukluklar oldu. İskenderpaşa Cemaati ile siyasi iktidar arasında bir sürtüşme oldu. Bu savaşı Erbakan kazandı. Şimdi bu kavganın yeni bir versiyonunu yaşıyoruz…

-Bu kavgayı kim kazanır sizce. Siyaset mi sivil vesayet mi?

Cemaat bir çok işi keşke yapmamış olsaydı. Çünkü başarılı olamadılar. Türkiye'de güçlü olmak istiyorlar. Güçlü olmak iki türlü olur. Birincisi sandıktan çıkarak güçlü olursunuz. Bir de baskı grubu oluşturarak devlet kadrolarına sızar ve güç elde edersiniz. Bence başarısız oldular. Açık konuşmak gerekirse bugün Türkiye'de cemaat tasfiye ediliyor.

BU HALKA SİVİL DARBEYİ KABUL ETTİREMEZSİNİZ

-Sizce bu kavgada siyaset de zarar gördü mü?

Türkiye'de siyasi iktidar çok sabırlı hareket etti. İşin farkına varamadılar. Devletin temel kurumlarında çok büyük kadrolaşmalar oldu. Bu kadrolaşmaya dur denilince savaş başladı. Birkaç defa da sivil darbe teşebbüsü yapıldı. Halk faşist rejimlerden vesayet rejimlerinden, darbelerden çok çekti. Kesinlikle sivil darbeyi kabul etmez.

Türkiye'de olup bitenler, hükümetin kolay düşürülebileceği görüşünü çürütmüştür. Türkiye Hükümeti Gezi hadiselerine direndi. Zannediyorum ki sonunda hükümet kanadı zarar görse de Cemaat'in kaybının çok daha büyük olacağını zannediyorum.

OPUS DEİ TARİKATI DA İSPANYA'DA İKTİDARI ELE GEÇİRMİŞTİ

-Bir yazınızda Avrupa'da siyaseti ele geçirmeye çalışan Opus Dei tarikatından bahsetmiştiniz.

Evet bu tarikatın siyasete müdahalesi günümüze de ışık tutacak niteliktedir. Franco zamanında İspanya'da Opus Dei adında dehşetli bir teşkilat vardı. 27 Bakandan 24'ü bu tarikatın üyesiydi. Siyasi parti değiller. Opus Dei'nin tüzüğün "Bu teşkilat siyasetle meşgul olmaz" yazıyormuş. Ama ülkeyi kontrol altına geçirmişler. Bu tür yapılar zaman zaman siyasetin içine nüfuz edebiliyor.

-Bu kavga Fethullah Gülen'in beddua videosu dönüm noktası oldu. Beddua videosu hakkında ne söylemek istersiniz?

Benim 60 senelik bir İslami kültürüm var. Bu İslami kültürde devlet başkanlarının, hükümet başkanlarının hataları varsa ıslahı için dua edilir. İslamda beddua yoktur.

HZ. PEYGAMBERİ BU TARTIŞMALARA ALET ETMEYİN

-Bir de Hz Peygamber ile ilgili rüyaların Türkçe Olimpiyatlarına, Twitter'a ve dizilere karıştırılması konusu var çok tartışılan.

Rüyalar şerri delillerinden değildir. Dinin delili dörttür. Kur'an, Sünnet, İcma ve Kıyas. Sadık rüyalar diye bir delil yoktur. Rüya şayet sadıksa göreni bağlar. Fakat bütün ümmeti bağlamaz ve bundan bir din hükmü çıkarılmaz. Elimde imkan olsa, rica ederim, istirham ederim "Resullullah Efendimizin bu tür film senaryolarında aktör olarak kullanmayın" derim. Çünkü bu iş yaygınlaşırsa ayağa düşer.

SİVİL DARBENİN KARŞISINDA SİYASETİ SAVUNACAĞIM

-Son olarak bu kavganın son bulması adına meselenin taraflarına söyleyeceğiniz bir şey var mı?

Türk halkını yolsuzluklar bahanesiyle ikna edemezsiniz. Başka deliller getirmeleri lazım. Kuvvetli delil getiremediler. Ben çok kötü darbeler gördüm, çok acılar çektim. İki tane günlük gazetem batırıldı. Ben tabiî ki bu sivil darbenin karşısında siyaseti savunacağım. Bu hükümeti beğenmeyen parti kursun ya da bir partiye girsin onu desteklesin. Sandıktan çıksın, sandığın dışında iktidar değişikliği istemiyoruz.

İsa Tatlıcan / Sabah.com.tr

Güncelleme Tarihi: 19 Şubat 2014, 12:02
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner241

banner140

banner141